YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3961
KARAR NO : 2022/9315
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24.03.2021 tarih ve 2019/505 E. – 2021/362 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında kısa vadeli ihracat poliçe sigortası akdedildiğini ve bu kapsamda davalı yanca müvekkiline dava dışı Almanya’da mukim bir firmaya yapacağı ihracat için 250.000 ve 450.000 Euro’luk iki ayrı limit sağlandığını, ancak davalının ilk limiti yok sayarak sadece 2. limite göre ödeme yaptığını, bu nedenle müvekkilinin ilk limitin poliçe gereğince ödenmesi gereken %90’ına tekabül eden 225.000 Euro zarara uğradığını, poliçeyle, ödemelerin alıcı limitinde belirtilen Euro değeri üzerinden Türk parası karşılığı yapılmasının kararlaştırıldığını, alıcı limit onayları yazılarında da sigorta limitlerinin Euro üzerinden belirtildiğini, sadece parantez içinde o gün ki ABD Doları karşılıkları yazıldığını, bunun dışında ABD Doları döviz kuru ile ilgili herhangi bir ibare bulunmadığını, müvekkilinin tazminat talebinde bulunduktan sonra davalıdan gelen belgelerde tazminat bedellerinin alıcı limitlerinin parantez içinde belirtilen ABD Dolar bedeli üzerinden hesaplandığının görüldüğünü, müvekkilinin hiçbir işleminde ABD Dolar döviz kurunu kullanmaması bir yana alıcı limit onayı yazılarının yollandığı tarihlerde geçerli olan poliçede söz konusu limitlerin ABD Doları olarak belirtilen bedel olduğuna dair örtülü veya açık bir ibare bulunmadığını, bu poliçenin 01.08.2013 tarihinden başlayarak bîr takım değişikliklere uğradığını, özellikle USD kuru ile ilgili yeni eklemeler söz konusu olduğunu, işbu değişikliklerin müvekkili aleyhine geriye doğru uygulanmaması gerektiğinin tartışmaya konu olmayacak kadar açık olduğunu, buna rağmen davalının 11.12.2013 tarihinde gelen belgelerde sınırın 586.710 ABD Doları olduğuna dair bir takım ifadelere yer verildiğini, konuyla ilgili değişiklik talebinde bulunulamayacağının da taraflarına bildirildiğini, müvekkilinin 700.000 Euro tutarında talep etmiş olduğu limiti 586.710 ABD Doları olarak kabul etmek zorunda bırakıldığını, söz konusu 586.710 USD olan toplam limitin zarar tazminatı ihbarname belgelerinin ilk düzenlendiği tarihteki (11.12.2013) ABD Doları karşılığı 620.325 olduğunu, müvekkilinin bu bağlamda 33.615 USD tutarında bir zararının doğduğunu, 31.12.2013 tarihli toplantıda davalının tüm sigortaladığı işlemleri Münich RE isimli, Almanya merkezli bir sigorta şirketinden sigortalamakta olduğunun öğrenildiğini, taraflarından temlik edilen 457.121,05 Euro miktarındaki tüm bedelin, aynen Euro döviz kuru üzerinden söz konusu şirketten temin edileceğini, fakat müvekkiline bu bedelin sadece 2013 Aralık ayı Amerikan Dolar kur bedeli üzerinden hesaplanan 1.057.088,17 TL tutarındaki meblağın verildiğini, iş bu bedelin davacıya ödenen 15.01.2014 tarihindeki Euro TL kuru üzerinden hesaplandığında 354.252,05 Euro’ya tekabül ettiğini, ancak ödenmesi gereken bedelin 450.000 Euro’nun, davacı ve davalı arasındaki anlaşmadan kaynaklanan ve toplam limitin %90’ı olan 405.000 Euro olması gerektiğini, Exim’in müvekkiline bu işlemden alması gereken tüm bedeli ödemediğini ve müvekkilinin bu sebeple 50.747,95 Euro tutarında zarara uğradığını ve Exim’in bu işlem sayesinde aynı miktarda haksız kazanç elde ettiğini ileri sürerek, 275.747,95 Euro ve 33.615 Amerikan Doları olan alacağının Merkez Bankasının Euro ve ABD Dolarına uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta poliçesi uyarınca dava dışı Almanya menşeili şirket ile davacı arasındaki ticari satış sözleşmelerinin davalı sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamına alındığı, ilk alıcı limit onayının 250.000 Euro’nun %90’ının 225.000 Euroya tekabül ettiği, ikinci alıcı limit onayına istinaden ise 450.00 Euro tutarında satışın karşılığı %90’ının 405.000 Euro olduğu, poliçenin 17. ve 18. maddelerindeki döviz kuru üzerinden yapılan hesaplamalar uyarınca ihbarın yapıldığı ayın ilk iş günü geçerli olan TCMB döviz alış kuru üzerinden (Euro karşılığı) 1.057.088,14 TL’lik ödeme yapıldığı her iki tarafın kabulünde olup davacıya eksik ödeme yapıldığı, 16.07.2013 tarihli düzenlenen zeyilnamenin 01.08.2013 tarihinden itibaren geçerli olacağı üzerinde mutabık kalındığından geriye dönük işletilemeyeceği, uyuşmazlığa daha önce imzalanan kısa vadeli ihracat kredi sigorta poliçesi hükümlerinin uygulandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile döviz alış kuru (Euro kuru üzerinden) TL karşılığı olan 398.803,36 TL‘nin davalı sigorta şirketinden, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kısa vadeli ihracat kredi sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalının 250.000 Euro ve 450.000 Euro tutarında iki ayrı alıcı limiti verdiğini, davalının sorumluluğunun bu iki limitin toplamı üzerinden belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüş, davalı ise 450.000 Euro tutarındaki ikinci limitin ek bir limit niteliği taşımadığını, tazminat tutarının da bu limitin %90’ı ile sınırlı olduğunu, birden çok limit varmış gibi limitlerin toplanamayacağını savunmuştur. Dosyaya sunulan 18.04.2012 tarihli alıcı limit onayında alıcı limit tutarı 250.000 Euro olarak belirtilmiş, 16.07.2013 tarihli alıcı limit onayında ise “Bu alıcı limiti aşağıdaki şartlara uyulması kaydıyla geçerlidir” ibaresinden sonra alıcı limiti tutarı 450.000 Euro olarak belirlenmiş, “Bu alıcı limiti onayı, adı geçen alıcı için daha önce verilen alıcı limit onaylarını işbu onay geçerlilik süresi başlangıç tarihinden itibaren hükümsüz kılar” ibaresine yer verilmiştir. Bu durumda 16.07.2013 tarihli alıcı limit onayının verilmesi ile aynı alıcı için verilen önceki limit onayının hükümsüz kılındığı ve davalının sorumluluğunun bu ikinci alıcı limit onayında belirtilen şartlar ile sınırlı olduğunun kabulü gerekirken her iki limitin toplanması suretiyle sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.