Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4689 E. 2022/8901 K. 12.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4689
KARAR NO : 2022/8901
KARAR TARİHİ : 12.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.12.2018 tarih ve 2014/380 E- 2018/1183 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.03.2021 tarih ve 2019/1051 E- 2021/445 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında, … numaralı 14.09.2012 tarihli sipariş tahtında 379.440 kg ahşap kontraplak alım satımına ilişkin mutabakata varıldığını, bahsi geçen mutabakat neticesinde davalı tarafından teslim alınan mallara ilişkin fatura bedellerinin ödenmediğini, müvekkili alacağının ve takip tarihine kadar işlemiş faizinin tahsili amacıyla başlatılan takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazların iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile müvekkili arasında mal alışverişi bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde yer alan “sipariş onayı” isimli evrak üzerindeki imzanın, müvekkili şirket çalışanlarına ya da yetkililerine ait olmadığını, davaya konu fatura içeriği malları almadıklarını, bu malzemelerle ilgili yapacak işlerinin olmadığını, konunun tamamen bir özel evrakta sahtecilik olduğunu, suçun, tahmin ettikleri failleri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, tahmin etikleri faillerin, davalının işvereni olan Özsoy İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı şirketin yönetim kurulu başkanı …’un akrabaları oldukları ve faillerin …’a olan güveni kullanarak ele geçirdikleri bazı evraklarda değişiklikler yaparak müvekkili şirket adına mal sipariş ettiklerini, söz konusu malların müvekkili tarafından teslim alınmadığı gibi faillerce de teslim alınmasına izin verilmediğini, gerek faillerin davacı ile iletişimde kullandıkları e-posta hesapları gerekse söz konusu ticari alıma konu ıslak imzalı evraklar incelendiğinde davalı şirketin konu ile alakası olmadığının anlaşılacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacının icra takibine konu faturalarda yazılı malların davalıya teslim edildiğini ileri sürdüğü, davalının ise akdi ilişkiyi ve borcu inkar ettiği ve faturaların kendisine teslim edilmediğini iddia ettiği, bu durumda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığının ve faturanın davalıya teslim edildiğinin ispat yükünün davacıda olduğu, dosya içeriğinde davacı tarafından davalıya fatura konusu malların teslim edildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, davacının dosyaya sunduğu sipariş onayı isimli evrak üzerinde ismi bulunan kişinin davalı şirket çalışanı veya yetkilisi olmadığı, bu evrak üzerinde ismi bulunanlar hakkında davalı tarafın suç duyurusunda bulunduğu, davacının bu kişilerin davalı adına hareket ettiğini ispat edemediği, davacı tarafından dosyaya sunulan 23.05.2007 tarihli “Paşa İnşaat ” başlıklı yazının da teslim hususununu kanıtlayıcı nitelikte olmadığı, davacının iddialarını yazılı belge ile ispat edemediğinden ve davada “yemin” deliline dayanılmış olduğundan mahkemece, akdî ilişkinin varlığının kanıtlanması amacıyla davalıya yemin önerme hakkının davacıya hatırlatıldığı, davacının yemin deliline dayanması neticesinde davalı tarafa yemin teklif edildiği ve davalı şirket temsilcisinin yemin ettiği, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında, davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı şirket ve bir kısım dava dışı şirkette yetkili olan ve bu şirketler adına hareket eden kişiler hakkında taraflarınca suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturmanın devam ettiği, ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, şikayetin karardan önce mi sonra mı yapıldığı belli olmadığı gibi yargılama sırasında ileri sürülmeyen bu hususun HMK’nın 357/1 hükmü uyarınca incelenip, değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.