YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2777
KARAR NO : 2009/3617
KARAR TARİHİ : 25.05.2009
MAHKEMESİ :İcra Ceza)
Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödememesi suçundan sanıklar …, …, … ve …’nin ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Şikayetçi vekili 21.12.2005 tarihli dilekçe ile, sanıklardan …. ve…..’ın şirket temsilcisi ve yetkilisi, diğer sanıklar … ve …..’in de anılan şirketin ortakları olduğunu, ilgili borçlu şirket aleyhine Osmaniye 1. İcra Müdürlüğünün 2005/2192 esas numaralı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ilgili şirketin borca batık olduğunu ve hakkında çok sayıda icra takibi bulunduğunu tespit ettiklerini, şirket temsilci ve ortaklarının aynı ailenin fertleri olup şirket vasıtasıyla yaptıkları borçlarını kasıtlı olarak ödemeyerek pek çok icra takibi açılmasına neden olduklarını, Muş İline giderek orada birbirinden farklı iki şirket kurduklarını ve orada iş yaptıklarını, kasıtlı ve kötü niyetli olarak borçlarını ödemediklerini ileri sürerek şikayette bulunmuş olup, sanıklara isnat edilen suçun yaptırım altına alındığı İİK’nun 333/a maddesinde “Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması halinde, alacaklının şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklindeki düzenleme ve şikayet dilekçesindeki iddia birlikte ele alındığında, sanıkların yetkilisi olduğu şirket aleyhindeki takibin kesinleştiği tarihte şirket pek çok icra takibi altında ve borca batık durumda bulunduğu bizzat şikayet dilekçesinde belirtilmektedir. Hal böyle olunca borçlu şirketin borcu ödeme gücünün olmadığı açık bir şekilde anlaşılması karşısında şirket yetkilisi ve ortaklarını İİK’nun 333/a maddesinden dolayı sorumlu tutmak mümkün değildir. Zira anılan suçun oluşabilmesi için şirket yetkililerinin ödeme gücü olmasına rağmen şirket borcunu ödememelerinin gerekmesi nedeniyle gerekçesi yanlış fakat sonucu itibariyle doğru hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 25.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.