Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/3870 E. 2023/333 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3870
KARAR NO : 2023/333
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2015/364 Esas, 2015/902 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının yollamasıyla aynı maddenin ikinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2015/364 Esas, 2015/902 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 17.11.2021 tarihli ve 2020/5549 Esas, 2021/8053Karar sayılı ilâmıyla, yokluğunda verilen hükmün sanığa usulüne uygun tebliğinin sağlanması amacıyla tevdii kararı verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.10.2020 tarihli ve 2016/146168 sayılı, sanık hakkında basit yargılama usulü hükümleri çerçevesinde sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiğinden bahisle bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi, asgari hadden yeterince uzaklaşılmadan ceza tayini edildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. … 2. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “Sanığın suç tarihinde sevk ve idaresindeki 06 SV 809 plakalı … ile … ilçesinde seyir halinde ilerlerken direksiyon hakimiyetini kaybederek maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği, kaza sonrası yapılan ölçümde ise 144 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanıkta tespit edilen alkol oranı da dikkate alındığında, alkollü bir şekilde trafike … kullanarak başkalarının hayat, can ve mal güvenliğini tehlikeye sokutuğu ve böylece müsnet suçu işlediği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK’nun 179/3-2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.

2. Sanık alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı tevil yollu kabul etmiştir.

3. Kolluk güçlerince tanzim olunan 26.05.2015 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile olay yeri basit krokisi dava dosyasında mevcuttur.

4. Kolluk güçleri tarafından yapılan alkolmetre ölçümü üzerine düzenlenen 26.05.2015 tarihli alkol muayene raporuna göre, sanığın 1.44 promil alkollü olduğu anlaşılmıştır.

5. Tanık .. ve . beyanları dosya kapsamında bulunmaktadır.

6. Sanığın güncel adlî sicil kayıt örneği, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

II. GEREKÇE
1.Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ”taksirle yaralama” suçuna ilişkin olduğu, taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde gerçekleşecek olan taksirle yaralama suçu için TCK’nın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında temel ceza miktarının ”üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; ”Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının d bendinde yer alan ”01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas-2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile ”…kovuşturma evresine geçilmiş…, …hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan ”…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;
Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; ”mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve CMK nın 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 inci maddesi ile CMK nın 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ‘Basit Yargılama Usulü’ yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiğinin gözetilmemesi, kesin yasaya aykırılık hali olarak saptanmıştır.

2. Kabule göre; olay günü saat 17.30 sıralarında, sanığın idaresindeki … ile seyir halindeyken, ön ilerisinde ilerlemekte olan müştekinin aracına çarptığı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebep olduğu, sanığın kaza sonrası aracı ile kaçtığı, kolluk tarafından yapılan takip neticesinde Beldibi mevkii D-400 karayolu üzerinde yakalandığı, yakalanması üzerine saat 19.30 da yapılan ölçüme göre 1.44 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama 0,15 promil azaldığının kabulünün gerekeceği, buna göre somut olayda kaza sırasında yaklaşık 1.74 promil alkollü olduğu anlaşıldığı olayda; kasıtlı suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütlerden olan failin kastı, suçun işleniş biçimi ile meydana gelen tehlikenin ağırlığı nazara alınmak suretiyle TCK’nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, sanıkta tespit edilen alkol promil miktarı ve trafik kazasına sebebiyet vererek yarattığı tehlike itibariyle kastının yoğunluğu ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı gözetilerek, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak hak ve nesafete uygun bir ceza tayini yerine, sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR
… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2015/364 Esas, 2015/902 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için “Basit Yargılama Usulü” yönünden, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.02.2023 tarihinde karar verildi.