Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/7614 E. 2023/352 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7614
KARAR NO : 2023/352
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2022 tarihli ve 2021/208 Esas, 2022/26 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında, nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2022/579 Esas, 2022/1061 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Sanığın öldürme kastı ile hareket etmediğine bu nedenle suç vasfının hatalı belirlendiğine, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin uygulanmaması gerektiğine,
2. Gönüllü vazgeçme nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin uygulanması gerektiğine,

3. Alt sınırdan uzaklaşılarak fazla ceza tayin edildiğine,
4. Haksız tahrik indiriminin üst sınırdan uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … ve maktul …’nin resmi nikahlı evli oldukları, maktulün sadakatsiz davranışları

nedeniyle geçimsizliklerinin bulunduğu, olay günü yine bu nedenle evde çıkan tartışmada sanığın 4 bıçak darbesi ile maktulü göğüs ve sırtından bıçakladığı, her bir kesinin müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, sanığın olaydan sonra 112 acil servisi arayıp yardım istediği ancak hastaneye kaldırılan Şule’nin kesici delici alet yaralanmasına bağlı kot kesisi ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen kanama sonucu öldüğü anlaşılmıştır.

2. Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçu ikrar ettiği ancak öldürme kastının bulunmadığını savunduğu belirlenmiştir.

3. Olay anına ilişkin doğrudan görgüye dayalı bilgi sahibi olan tanığın bulunmadığı ancak; maktulün sadakatsiz davranışlarının ispatı yönünden bilgi sahibi olan kişilerin tanık sıfatı ile dinlendikleri, yine müşterek çocukların beyanlarının da dava dosyasında mevcut olduğu görülmüştür.

4. Olay yeri inceleme tutanağı, HTS kayıtları, 112 acil servis görüşme tutanakları dava dosyasında mevcuttur.

5. Maktulün kesin ölüm sebebine ilişkin olarak Adlî Tıp Kurumu … Adlî Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi tarafından tanzim olunan, 07.04.2021 tarihli otopsi raporunda;
“Sağ klavikula altında 2-3. kot seviyesinde 2.5 cm uzunluğunda, oblik şekilde uzanan, bir açısı geniş diğer açısı dar kesici delici alet yarası,
Sol klavikula altında 2-3. kot seviyesinde 2.5 cm uzunluğunda, oblik şekilde uzanan, bir açısı geniş diğer açısı dar kesici delici alet yarası,
Sol meme başının 4 cm üstünde 2.5 cm uzunluğunda, dar açılı uca yakın bölgede aşağıya doğru 0.5 cm çentiklenme gösteren bir açısı geniş diğer açısı dar kesici delici alet yarası,
Sol arka aksiller hat üzerinde 7-8. Kot seviyesinde oblik şekilde uzanan, 2 cm uzunluğunda, bir açısı geniş diğer açısı dar kesici delici alet yarası olduğu,
Kimya İhtisas Dairesi’nin toksikoloji raporuna göre; Kanda; Alkol (Etanol, Metanol) bulunmadığı, (Göz Sıvısında alkol (Etanol,Metanol) bulunmadığı), (21.40ng/ml) Amphetamine, (339.93ng/ml) Metamphetamine bulunduğu, sistematiklerindeki diğer maddelerin bulunmadığı,
Kişinin vücudunda toplam 4 (dört) adet kesici delici alet yarası olduğu, her dört yaranın da tek başlarına öldürücü nitelikte olduğu,
Kesici delici alet yarası cilt, cilt altı bulgularına göre; ika edilen aletin bir kenarının keskin, diğer kenarının künt olduğu,
Kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı kot kesisi ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen kanama sonucu meydana gelmiş olduğu” kanaatinin bildirildiği görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, maddi olayın gelişim süreci aynı kabul edilmiş ise de; sanık lehine haksız tahrik koşullarının bulunup bulunmadığı, varsa haksız tahrikin derecesi konusunda değerlendirme yapılması amacıyla duruşmalı inceleme yapılmasına karar verildiği,
“Somut olayda, sanık ile evliliği devam ederken ve aynı konutta birlikte yaşarken, maktul …’nin, tanık… ile uzun zamana yayılan arkadaşlık ilişkisinin bulunması, sanığın tüm uyarılarına rağmen

bu ilişkiyi sonlandırmaması, tanık… ile cinsel birliktelik yaşaması hususları hep birlikte dikkate alındığında; olaya sebebiyet veren haksız davranışların maktulden geldiği, bu nedenle sanık lehine haksız tahrik koşullarının bulunduğu konusunda herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Maktulün sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil eden davranışlarının süreklilik göstermesi, zamana yayılması ve cinsel birliktelik de yaşanması hususları birlikte dikkate alındığında sanığın cezasından haksız tahrik nedeniyle makul bir oranda indirim yapılması yerine, ilk derece mahkemesince asgari oranda indirim yapılması Dairemizce isabetli görülmemiştir.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Suç Vasfı ve Gönüllü Vazgeçme Yönünden
Sanık her ne kadar öldürme kastı ile hareket etmediğini, olaydan sonra 112 acil servisi aradığını iddia etmiş ve dosyaya getirtilen tutanak içeriklerine göre de sanığın 112’yi arayarak ambulans çağırdığı tespit edilmiş ise de; sanığın öldürmeye elverişli bıçak ile tamamı hayati bölgeler olan göğüs ve sırt bölgesini hedef almak suretiyle 4 ayrı yerinden maktulü bıçakladığı, yapılan otopsi işleminde her bir kesinin müstakilen öldürücü nitelikte olduğunun tespit edilmesi karşısında sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin anlaşıldığı, her ne kadar olaydan sonra 112’yi aramış ise de; maktulün sanığın eylemine bağlı olarak hayatını kaybettiği, sanığın suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önleyemediği, bu nedenle 5237 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, sanığın suç tarihinde resmi nikahlı olan eşini kasten öldürmesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Fazla Ceza Yönünden
Sanık hakkında olay tarihinde resmi nikahlı olduğu eşini kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bu madde kapsamında temel cezanın alt ve üst sınırı olmayıp eylem için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ön görüldüğü ve temel cezanın bu şekilde belirlendiği, alt sınırdan uzaklaşılarak fazla ceza tayininin söz konusu olmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Haksız Tahrik Yönünden
Sanığın tüm aşamalarda maktul eşinin sadakatsiz davranışlarına ilişkin istikrarlı anlatımlarda bulunduğu, her ne kadar tanık S.A ile maktulün ilişkisi olduğuna dair sanığın soyut iddiası dışında delil yok ise de; maktulün sanık ile evliliği devam ederken ve aynı konutta birlikte yaşarken, tanık N.V. ile uzun zamana yayılan ilişkisi bulunduğunun tanık tarafından da doğrulandığı, sanığın tüm uyarılarına rağmen maktulün bu ilişkiyi sonlandırmadığı, ancak bu ilişkinin cinsel birliktelik boyutuna ulaşıp ulaşmadığına dair her türlü şüpheden uzak delilin bulunmadığı anlaşılmış ise de; maktulün sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil eden davranışlarının süreklilik göstermesi ve zamana yayılması hususları birlikte dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesince sanığın cezasından haksız tahrik nedeniyle makul bir oranda indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiş ve hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2022/579 Esas, 2022/1061 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.02.2023 tarihinde karar verildi.