YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7591
KARAR NO : 2022/11332
KARAR TARİHİ : 27.09.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, sosyal güvenlik destek primi tahakkukuna dair resen yapılan işlemin iptali ile, Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, kısmen konusuz kalmakla bu yönden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 19/04/2018 tarihli karar, dairemizin Bozma ilamı ile; “…Eldeki davada, 1992 yılından itibaren 5434 sayılı Yasa kapsamında emekli olduğu anlaşılan davacı hakkında davalı kurumca, davacının 15.06.1993 tarihinden itibaren kurucu ortak olarak devam eden şirket ortaklığının bulunması nedeniyle 01.02.2004 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa’nın ek 20. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 30. maddeleri kapsamında sosyal güvenlik destek primi tahakkuk ettirildiği ve davacı hakkında borç çıkartıldığı, davacının ise ortağı olduğu şirketin vergi kaydının ve faaliyetinin 31.12.2000 tarihi itibari ile son bulduğundan bahisle, kurumca tahakkuk ettirilen prim borcunun iptalini istediği, anlaşılmakta olup, kesintilerin araştırılması ile davacının 1479 sayılı Yasanın ek 20. ve 5510 sayılı Yasanın 30. maddesi kapsamında sorumluluğunun irdelenmesi ve ayrıca 18.5.2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun İle 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan, 2018 yılı Mart ayı ve önceki aylara ilişkin sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacaklarının, kapsama alınmış olduğunun dikkate alınması ile 10. Maddesinin 5. Fıkrasındaki “ 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalışması nedeniyle ilgili mevzuatına göre sosyal güvenlik destek primi ödemesi gereken sigortalıların bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan sosyal güvenlik destek primi borçları ve bu borca bağlı gecikme cezası, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar terkin edilir.” Hükmü de dikkate alınmak suretiyle dava konusu olan 01.02.2004-01.06.2013 tarihleri arası bakımından tahakkuk ettirilen primler nedeniyle doğan borcun iptal edilip edilmediği, davalı Kurumdan sorulup, davanın konusuz kalıp kalmadığının değerlendirilmesi..”gereğine işaret edilerek araştırma yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Eldeki davada ise, bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece 01.10.2008 tarihi öncesi bakımından verilen karar yerinde ise de, davacının 2013-2016 yılları arasında yaptığı ödemelerin varlığının anlaşılması karşısında, davalı Kurumun 01.02.2004-29.05.2013 tarihleri arasında kalan dönemde sosyal güvenlik destek primi tahakkukuna dair işleminin iptaline yönelen bu davada, davacının 01.10.2008-30.04.2010 tarihleri arasında kalan dönemler bakımından kurumca tahakkuk ettirilen sosyal güvenlik destek primlerinden dolayı sorumluluğunun bulunduğu, ne var ki, şirketin vergi kaydının resen terkin ettirildiği ve bu şekilde sona erdiği tarih olan 30.04.2010 itibari ile davacının sorumluluğunun ortadan kalkacağı hususunun gözetilmesi ile buna göre infaza elverişli ve davacının talebine uygun şekilde bir karar tesisi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 27.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.