YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3018
KARAR NO : 2006/7659
KARAR TARİHİ : 27.12.2006
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, İcra ve İflas Kanunun 67.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. … icra müdürlüğünün 2003/1229 takip sayılı dosyası üzerinden davacı tarafından, davalı hakkında sözlü eser sözleşmesinden kaynaklanan 3.856.245.300 TL iş bedelinin ödetilmesi istemiyle adi takip yoluyla icra takibi başlatılmıştır.
Davacı tarafından, yüklenici sıfatıyla davalı iş sahibine sıhhi tesisat güneş enerjisi ve kalorifer tesisatlarının malzemeli olarak yapıldığı ve bu işe ilişkin sözleşmenin sözlü olarak yapılmış bulunduğu hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı, iş bedelinin tutarını göstermeden davacı yükleniciye olan tüm borcunu ödediğini savunmaktadır. Borçlar Kanunu’un 364. maddesi gereğince, işin bedeli teslim zamanında ödenir. Yapılan şey parça parça teslim edildikçe iş bedelinin ödenmesi kararlaştırılmış ise, her kısmın bedeli onun teslimi zamanında ödemek gerekir. İşin yapılarak iş sahibine teslim edildiğini ve iş bedelinin istenebilir olduğunu davacı; iş bedelinin yükleniciye ödendiğini ise iş sahibi, yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidir. Somut olayda, işin kendisine teslim edilmiş olduğunu kabul etmiş olduğuna göre, iş bedelini davacı yükleniciye ödediğini davalı yasal delillerle ispat etmekle yükümlüdür.
Uyuşmazlık konusu iş bedelinin ödenip, ödenmediğini kanıtlamakla ödevli olduğu mahkemece kabul edilerek davacı yüklenici tarafından davalıya “yemin önerisinde” bulunması gerektiği hatırlatılarak önerilen yeminin davalı tarafından edası sonucu davanın reddine karar verilmiş ise de; hatırlatma suretiyle de olsa, davacının teklif ettiği yeminin davalı tarafından elde edilmesi Hukuk Usülü Muhakemeleri Kanunu’nun 239 ve 354. maddeleri hükümlerine aykırı olmuştur. Çünkü, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.10.1991 tarih, 1991/11-384 Esas ve 1991/543 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; ispat yükümlülüğü üzerinde olmayan tarafın, yemin teklif etmesi halinde, mahkemenin ispat yükümlülüğünün kendisinde olmadığını ve bu yükümlülüğü devralıp almayacağını açıkça sorarak kabul ettiği takdirde, bunu tutanağa yazdıktan sonra yemini eda ettirmesi gerekmektedir. Aksi halde, yemin teklifi ve bunun eda edilmiş olması, hukuksal bir sonuç doğurmaz. O halde, yasaya aykırı olarak davalıya eda ettirilen yemin sonucu mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yanlar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından ve iş bedeli tutarına yönelik olarak taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğundan mahkemece yapılacak iş; Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi gereğince uzman bilirkişi yada bilirkişi kurulu aracılığıyla yerinde keşif ve inceleme yapılmak suretiyle işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre iş bedelinin miktarının belirlenmesi ve davacının tahsil ettiğini bildirdiği tutarda gözetilerek davalının davacıya iş bedelinden kalan borcunun bulunup bulunmadığının saptanması ve borcunun bulunması durumunda ödediğini yasal delillerle kanıtlayabilmesi için davalıya olanak verilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden mahkemece ispat yükümlülüğünde hataya düşülerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 27.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.