YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1848
KARAR NO : 2007/2257
KARAR TARİHİ : 12.06.2007
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Taahhüdü ihlal suçundan sanıklar … ve …’in beraatlerine dair İstanbul 6. İcra Mahkemesinin 10.5.2006 tarih 2005/4442 esas ve 2006/1992 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, sanıkların 5358 sayılı Kanun’la değişik İcra ve İflas Kanunu’nun 337/1. maddesi gereğince 10’ar gün disiplin hapsi ile cezalandırılmalarına ilişkin, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1.8.2006 tarihli ve 2006/334 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanıkların taahhütte bulundukları miktarda, işleyen ve işleyecek faizi ile birlikte vekalet ücreti, icra harç ve giderleri belirtilmek suretiyle taahhüde esas rakamın belirlenmediği, dolayısıyla taahhüdün usulüne uygun olmadığının gözetilmemesinde,
Şikayetin İİK’nun 340. maddesinde düzenlenen ödeme şartını ihlal suçuna yönelik olduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 337. maddesinde düzenlenen mal beyanında bulunmamak suçundan yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/2. maddesinin itirazı inceleyen merciin hemen karar verme olanağı bulunması halinde uygulanabileceği, soruşturma, araştırma ya da duruşma yapılmasının zorunlu olduğu haller ile cezanın belirlenmesi gerektiği durumlarda bunun asıl hakim veya mahkemesince yerine getirilmesi gerektiği cihetle, İcra Ceza Mahkemesince sanıklar adına çıkarılan meşruhatlı davetiyelerin tebliğ olunamadığının anlaşılması karşısında, sanıklara meşruhatlı davetiye tebliğ edilmeden savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mahkumiyet hükmü kurulamayacağı nazara alınarak, itirazın kabulü üzerine, sanıklara usulüne uygun davetiye tebliğ olunarak yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesi ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 Sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 3.4.2007 gün ve 18101 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 17.4.2007 gün ve 2007/72261 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun benzer bir konuda verdiği 24.10.1988 tarih, 8/310-390 sayılı kararında”…. işin başlangıcına ve esasına gidilip eylemin suç olup olmadığı belirlenmeden sonuç kararda kanuna muhalefet hallerini araştırıp tartışmak temelsiz ve anlamsız bir çalışmadır. Bu itibarla kanuna muhalefet nedenleri açıkça ifade olunmasa dahi eylemin suç olup olmadığını araştırmak gerekli ve zorunludur.” şeklinde yapılan değerlendirme karşısında öncelikle sanıklara isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının saptanmasında zorunluluk vardır.
“Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza” başlıklı 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK’nun 340. maddesi birinci cümlesi “111. madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını ihlal eden borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı cezalandırabilmek için öncelikle ihlalde bulunanın borçlu olması gerekmektedir. Oysa ki somut olaya bakıldığından borçlular …, … ve … Et tavuk ve Gıda Mad. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2005/9475 esas nolu dosyası ile yapılan takip nedeniyle yazılan talimata istinaden Zeytinburnu 3. İcra Müdürlüğünün 2005/980 Tal. sayılı dosyası üzerinden 22.7.2005 tarihinde borçlulardan …’a ait işyerinde gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında üçüncü şahıs durumunda bulunan sanıklar … ve …’in borca icra kefili oldukları ve borcu 22.8.2005 tarihinde ödemeyi kabul ve taahhüt ettikleri, belirttikleri tarihte ödeme yapmamaları nedeniyle de şikayetçi vekilinin 11.10.2005 tarihli dilekçe ile adı geçen sanıklar hakkkında ödeme şartını ihlal fiilinden dolayı şikayette bulunduğu anlaşılmaktadır.
Görüleceği üzere borcu ödeme taahhüdünde bulunan sanıklar hakkında icra takibi başlatılmadığı gibi ödeme emri de tebliğ edilmemiştir. Bu nedenle henüz borçlu sıfatını taşımamaktadırlar. Borçlu olmayan kişilerin ödeme şartını ihlal suçundan cezalandırılmaları mümkün değildir
Yukarıda izah edilen nedenle, öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uygulanan “kabule göre bozma” yönteminin istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede uygulanması hukuka uygun olmadığından tebliğnamenin iki ve üçüncü paragraflarında yer alan talepler hakkında düşünce belirtilmesinde hukuki yarar görülmemiştir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığınca kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1.8.2006 tarih ve 2006/334 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu sanıklar … ve …’in ödeme şartını ihlal eyleminden BERAATLERİNE, hükümlüler hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.6.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.