Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/2336 E. 2007/2258 K. 12.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2336
KARAR NO : 2007/2258
KARAR TARİHİ : 12.06.2007

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Nafaka borcunu ödememek suçundan sanık …’nun 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair, Kartal 2. İcra Mahkemesinin 29.3.2006 tarihli ve 2005/419 esas, 2006/397 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 4.5.2006 tarihli ve 2006/212 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesindeki yaptırım, tazyik hapsi olarak belirlenmiş isede, aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanunla değişik 7. maddesi 1. fıkrasında, “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi nazara alındığında, 5252 sayılı Kanun’un 7. maddesi 1. fıkrasındaki hükmün sanık lehine olduğu cihetle, sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 28.11.2006 gün ve 54041 sayılı Yazılı Emirlerine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 5.01.2007 gün ve K.Y.B.2006/307192 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, her ne kadar tebliğname ile borçlu sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerekirken, üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesinin isabetsizliği nedeniyle bozma bozma isteminde bulunulmuş isede, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun benzer bir konuda verdiği 24.10.1988 tarih, 8/310-390 sayılı kararında “…işin başlangıcına ve esasına gidilip eylemin suç olup olmadığı belirlenmeden sonuç kararda kanuna muhalefet hallerini araştırıp tartışmak temelsiz ve anlamsız bir çalışmadır. Bu itibarla kanuna muhalefet nedenleri açıkça ifade olunması dahi eylemin suç olup olmadığını araştırmak gerekli ve zorunludur.” şeklinde yapılan değerlendirme göz önünde bulundurulduğunda, sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının saptanmasında zorunluluk vardır.
Somut olayda; Borçlu sanık hakkında Kartal 3. İcra Müdürlüğünün 2004/4023 esas sayılı dosyası ile yapılan takipte, sanığa çıkarılan ve Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilen icra emrinde birikmiş nafaka alacağının ödenmesi istenmekte olup, aylık nafaka alacağının tahsili yönünde bir talep bulunmaması karşısında, icra emrinin tebliğ edildiği tarihe dek birikmiş nafaka alacağı adi alacak hükmünde olduğundan, bu nitelikte nafaka alacağını ödememek nafaka borcunu ödememe suçunu oluşturmayacağından sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığınca kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 4.5.2006 tarih ve 2006/212 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu sanık …’nun nafaka borcunu ödememe eyleminden dolayı beraatine, hükümlü hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.6.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.