Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/14765 E. 2009/7594 K. 02.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14765
KARAR NO : 2009/7594
KARAR TARİHİ : 02.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murisinin davalı işveren nezdinde 01.05.1974-01.06.1986 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyada yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, murisi …’nin 01.05.1974–01.06.1988 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde fidan dikimi işinde geçen çalışmalarının kesintisiz olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçtiğinden davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce, 01.02.1977 tarihinde işe giriş bildirgesinin verilmesiyle bu tarihten sonraki talep için hak düşürücü sürenin söz konusu olamayacağından bahisle bozularak iade edilmiştir.
Yerel Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının 01.05.1975-01.06.1986 tarihleri arasında kuruma bildirilenler dışında 3.690 gün 506 sayılı yasaya tabi olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece hükmüne uyulan Dairemiz bozma ilamında 01.02.1977 tarihinden sonraki çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin söz konusu olamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla Yerel mahkemenin bozmaya konu kararının 01.02.1977 tarihinden önceki çalışmaların reddine ilişkin bölümü bozma dışında kalmıştır. Bu duruma göre de bozmaya uyulmasına karar verildiği halde, bozma dışında kalan hükümle çelişir biçimde 01.05.1975- 10.02.1977 tarihleri arasında kalan dönem için hizmet tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
01.02.1977-01.06.1986 tarihleri arasında kalan döneme ilişkin kurulan hükme gelince:
Davanın yasal dayanağını oluşturan dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece davacının çalışmalarının kesintili çalışma olduğunun kabulü ile reddedilen dönemler yönünden verilen karar doğru ise de, kabul edilen dönemlere ilişkin açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olan tanıkların dinlenmesi gerekirken, anılan nitelikleri taşımayan işyerinde kayıtlara geçmiş çalışmalarını bulunmayan, bordrolarda dava konusu dönemde kesintisiz çalışmasının varlığı tespit edilemeyen tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidildiği ortadadır. Bu nedenle eksik araştırma ile sonuca gidilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak eğer varsa davalı işverenin ücret bordrolarında davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverence SSK’ya verilen dönem bordrolarında dava konusu dönemde kesintisiz çalışması bulunan bir diğer deyişle çalışmanın kesintisiz olduğunun bilmesi mümkün olan kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işverenin komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlara geçmiş yukarıda açıklanan niteliklerdeki kimseleri tespit edilip dinlenmek, işyerine ilişkin Kurum şubesinde bulunan işyeri dosyası ile davacıya ait işyerindeki şahsi dosyalarını celbetmek, muhtasar vergi beyannamelerini incelemek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara ve özellikle uyulmasına karar verilen 01.02.1977 tarihinden önceki çalışmaların reddine ilişkin yerel mahkeme kararını bozma dışı bırakan Dairemiz bozma ilamına aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde Ünye Oramn İşletmeleri Müdürlüğü’ne iadesine, 02.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.