YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14039
KARAR NO : 2023/332
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet, görevi kötüye kullanma, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık … müdafiinin 20/06/2016 tarihli süre tutum dilekçesinin müvekkili hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükmüne yönelik olmadığı, görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına vaki itirazının Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2016 tarihli ve 2016/1348 Değişik iş sayılı Kararı ile incelenerek bu hususta gerekli kararın verildiği gözetilerek yapılan incelemede;
Başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılan vekilinin sanıklardan … hakkında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun Ek 2/3. maddesine muhalefet ve … hakkında zimmet suçlarından verilen beraat, O yer Cumhuriyet savcısının sanık … hakkında zimmet suçundan verilen beraat, sanık … müdafiinin ise müvekkili hakkında zimmet, görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kanunu’nun Ek 2/2. maddesine muhalefet suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI ve sanık … müdafii yapılan tebligat üzerine açılan duruşmaya gelmediğinden ayrıca bir talepte de bulunmadığından DURUŞMASIZ OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun Ek 2/3. maddesine muhalefet suçundan verilen beraat hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın üzerine atılı 1163 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun aynı Kanun’un Ek 2/3. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 08/05/2014 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık … hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık … hakkında zimmet, görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kanun’un Ek 2/2. maddesine muhalefet suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
… Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yönetim kurulu başkanı olan sanığın yapılan teftişte eksik çıkan ve kooperatif kasasında bulunması gereken 386.857,98 TL parayı mal edindiğinin kabulüyle hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın aşamalardaki savunmalarında uhdesinde kooperatif parası bulunmadığını, kooperatif üyelerinden alınan sütlerin karşılığında ödenmesi gereken bedellerin genellikle yem şeklinde üyelere dağıtıldığını ve karşılıklı olarak borçların bu şekilde kapatıldığını, kooperatif üyelerine hayvancılıkla uğraştıkları için toplanan süt miktarından daha fazla miktarda yem satışı yapılmış olduğunu, kooperatifin süt ve yem alışverişinin … Gıda Sanayi Ticaret A.Ş. ile yapıldığını, kooperatif tarafından toplanıp … Gıda Sanayi Ticaret A.Ş’ye teslim edilen süt miktarının eksik çıkması veya sütteki su miktarının fazla olması nedenleriyle şirket tarafından cezai işlem uygulanarak kooperatife eksik ödeme yapıldığını ve yine kooperatif tarafından toplanan sütlerin bir kısmının ilaçlı çıkması ya da depolarda beklerken kesilmesi nedenleriyle bu sütlerin şirkete teslim edilmeden döküldüğünü ancak bahse konu sütlerin hangi kooperatif üyesine ait olduğu tespit edilemediğinden kooperatif tarafından üyelere tam ödeme yapıldığını ve bu ödemeler nedeniyle zarar oluştuğunu, teftiş raporu hazırlanırken kooperatife ait süt toplama ve yem dağıtma gibi işlemlerin de içinde olduğu tüm gider kalemlerinin hesaba katılmadığını, bu nedenle düzenlenen gelir gider tablosunun gerçeği yansıtmadığını savunması karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılabilmesi amacıyla, … Gıda Sanayi Ticaret A.Ş’nin suç tarihlerini kapsayan döneme ilişkin kooperatif ile yapılan alım, satım ve ödeme işlemlerine ilişkin evrakının, hesaplarının, süt toplama fişleri ile kooperatife uygulanan su cezalarına ait belgelerin temin edilip, sanığın görev süresi ile göreve başladığı ve görevden ayrıldığı tarihlerdeki banka ve kasa mevcutlarının tespit edilmesini müteakip dava dosyasının tüm ekleriyle birlikte Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, kooperatifin suç tarihleri arasındaki bütün gelirleri ile dayanak belgesi olan ödemeleri irdelenerek tüm gelir ve giderlerinin belirlenip karşılaştırılması, sanığın savunmalarını ve sorumluluğunu irdeler şekilde uhdesinde kooperatif parası bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarında rapor alınması ve görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilen fiillerin zimmet suçunun teselsülü niteliğinde olduğu gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile her iki suçtan ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması,
Zimmet suçundan dolayı temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin 1. fıkrasında 7 bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden “suçun işleniş şekli, sanığın kastının yoğunluğu ve suç konusunun önem ve değeri” şeklindeki maddede yazılı ibarelerin soyut tekrarıyla yetinilip teşdit gerekçesi olarak kullanılmak suretiyle TCK’nın 61. maddesine uygun davranılmaması,
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile TCK’nın 75. maddesinde yapılan değişiklik sonucu 1163 sayılı Kanun’un 7339 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan ve lehe olan Ek 2/2. maddesinde düzenlenen suçun önödeme kapsamına alınması nedeniyle ve keza hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin soruşturma veya kovuşturma iznine tabi olmayan 1163 sayılı Yasa’nın Ek 2/2. maddesi kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesi ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16/03/2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14/01/2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, TCK’nın 7/2 ve CMK’nın 251. maddeleri gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden de yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Sanığın kasa açığı olarak kabul edilen zimmet eylemi nedeniyle hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığının nazara alınmaması ile bu eylemin kurum içi araştırma ile ortaya çıkıp çıkmadığı, hangi gerçeğe aykırı belgelerle hileli hareketin gerçekleştiği karar yerinde denetime olanak verecek biçimde tartışılıp gösterilmeden yazılı şekilde nitelikli zimmet suçundan hüküm kurulması,
Yüklenen görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarını TCK’nın 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Yasa’nın 53/5. maddesi uyarınca yasaklama kararına hükmedilmemesi ile zimmet suçu bakımından yasaklama kararına hükmedildiği sırada hüküm fıkrasında TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi yerine (a) bendine yer verilmesi,
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin mahkemenin kabulüne göre 5237 sayılı TCK’nın 257. maddesi kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu ve hakkındaki soruşturma veya kovuşturmanın da izne tabi olmadığı, 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesi ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16/03/2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14/01/2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, TCK’nın 7/2 ve CMK’nın 251. maddeleri gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılması lüzumu,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle zimmet ve görevi kötüye kullanma suçları bakımından TCK’nın 53. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılması gerekliliği,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet suçu yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 19/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.