YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13970
KARAR NO : 2022/16775
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davalı … yönünden davanın reddine, diğer davalı şirket yönünden ise davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı … İşl. A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı … İşl. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
A.Davacı Çocuğun Manevi Tazminat İstemine İlişkin Hüküm Yönünden;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Somut olay incelendiğinde, davacı çocuğun manevi tazminat istemi hakkındaki hükmün miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, davalı … İşl. A.Ş.’nin anılan hükme yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
B.Davacı Eşin Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerine İlişkin Hükümler Yönünden;
I-İSTEM
Davacılar dava dilekçesinde hangi davacı için ne miktarda olduğunu belirtmeden 10.000,00 TL maddi tazminat ile davacı eş için 150.000,00 TL manevi, davacı çocuk için 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettikten sonra 22/09/2021 tarihli talep arttırım dilekçesi ile çocuğun maddi tazminat isteminden ve davalı …’e yönelik davalarından feragat etmişler ve davacı eşin maddisini 1.918.749,00 TL’ye arttırmışlardır.
II-CEVAP
Davalılar davaya cevaplarında özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davalı … yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, diğer davalı Medicana şirketi yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı … İşl. A.Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı … İşl. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, davanın … A.Ş.’me ve … A.Ş.’ne ihbar edilmesi talep ettiklerini, yerel mahkemece ihbara karar verilmesine rağmen usulüne uygun ihbar yapılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteveffanın ölümüne neden olan somut olayda asli ve tek kusurlu olan kişinin dava dışı fail … … olduğunu, kendilerine atfedilen kusur oranının nedeni olarak hastaneye gelen hastaların oluşturabileceği tehlikelerin kapsamlıca değerlendirilmediği, hastanede her ne kadar özel güvenlik istihdam edilse de kamera sistemi kurulsa da alınan önlemlerin etkin bir şekilde işletilmesinin sağlanmadığı, ateşleyici ve kesici aletlerin hastaneye girişini önlemek yönünde X-ray ve benzeri sistem kurulamadığı belirtilmiş ise de davalı işyerinde 24 saat kamera sistemi ve özel güvenlik birimi bulunduğunu, zarar ile davalı şirket arasında bir illiyet bağı bulanmadığını, 3. Kişinin ağır kusuru olması halinde işverenin sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığını, murisin müterafik kusurunun değerlendirilmediğini, SGK müfettiş İnceleme Raporunun sonuç ve kanaat kısmında fail …’ın %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile karar verilmesinin doğru olmadığını, müteveffanın işyerinde kıdemli bir psikiyatrist olarak görev yaptığını, kendisini vuran hastası dava dışı … ile belli aralıklarla seanslar yaptığını, ancak müteveffanın davalı hastaneye ilgili hastanın kendisi için tehlike yarattığına yönelik herhangi bir bildirim yapmadığını, yine olay sonrası yapılan incelemede hastanın şiddete meyli olduğuna dair herhangi bir nota da rastlanmadığını, dolayısıyla davalı hastanenin, psikiyatri bölümündeki hangi hastanın şiddete meyilli olduğunu hangi hastanın meyilli olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, bu hususta müteveffa tarafından, işyerine bildirim yapılması gerektiğini, somut olayda mesleki anlamda uzun yıllardır çalışan, kıdemli psikiyatrist müteveffanın, kendisini vuran hasta konusunda müvekkil hastaneyi uyarması, bu konuda bir bildirim yapması gerektiğini, zarar görenin/müteveffanın dava konusu olayda kusurlu, özensiz davranışının mevcut olduğu konusunda hiçbir şüphe olmadığını, ücretin hatalı tespit edildiğini, bilirkişinin hastanelerin bünyesinde çalışan doktorlara şirket kurdurup ondan hizmet satın almak yoluyla hukuki sorumluluklarını azaltma yoluna gidildiğini iddia edip murisin aylık kazancının hesabında ücret pusulalarında belirtilen ücreti dikkate almayıp görevinin dışına çıkarak kıyaslama yoluyla fahiş bir tazminat hesaplaması yaptığını, müteveffanın, 56 yaşındayken vefat ettiğini, bilirkişinin murisin görevini aktif olarak yapabileceği yılın hesabında gerekçelendirme yapmadığını, oysaki 56 yaşında olan bir kişinin, mesleğini 10 yıl daha yapabileceği düşüncesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira, murisin yaşı dikkate alındığında 10 yıl daha mesleğini icra edebileceği düşüncesinin tamamen varsayımsal bir yaklaşım olduğunu, yeniden evlenme ihtimali hatalı tespi edildiğini, davacı eşin davacı çocuktan alacağı desteğin de dikkate alınması ve hesaplanacak tazminat kaleminden söz konusu destek ücretinin indirilmesi gerektiğini, bunun yanında hak sahibi olan eşin sosyal ve ekonomik durumu araştırması yapılarak varsa her türlü kazanç ve irattan elde edeceği gelirlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini, nitekim destekten yoksun kalma tazminatının amacının desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunması olduğunu, bilirkişinin yalnızca ilk peşin sermaye değerini hesaplamadan düştüğünü, ancak bunun yanında davacı eşe murisin ölümü nedeniyle bağlanan bir gelir var ise bu gelir miktarının da yapılacak hesaplamada dikkate alınması ve hesaplanan tutardan düşürülmesi gerektiğini, davacılara sigorta tarafından yapılan ödemelerin, destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi gerekirken mahkemece bu husus sorulmadan, sigortaya ödemeler konusunda hiç bir müzekkere yazılmadan karar verilmesinin bozma sebebi olduğunu, ilk peşin sermaye değerinin yasal faiz ile güncellenerek tenzil edilmesi gerektiğini, kendilerine verilen kusur %20 olduğu halde tazminatın tamamından sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu, manevi tazminatların fazla olduğunu, faizin dava tarihinden verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından 02/10/2018 tarihinde meydana gelen iş kazasında davacılar murisinin vefat ettiği, iş kazasının oluşumunda müteveffa sigortalı ile davalı …’in bir kusurunun bulunmadığı, davalı şirketin %20, dava dışı fail …’ın %80 oranında kusurlu oldukları, hükme esas bilirkişi hesap raporunda 56 yaşında vefat eden sigortalının doktor olduğu, aktif dönemim 10 yıl daha devam edeceği ve pasif dönemin 66 yaşında başlayacağı kabulünden hareketle hesaplama yapıldığı, davalı tarafın 07/03/2019 tarihli dilekçesi ile davanın … A.Ş.’ne ve … A.Ş.’ne ihbarının talep edilmesinden sonra 25/04/2019 tarihli celsede verilen ara kararla “Davalılar vekilinin ihbara ilişkin talebinin gereğinin yerine getirilmesine” karar verildiği ancak ara karar gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
1-İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde hak sahiplerinin sorumlulardan talep edebilecekleri maddi tazminat miktarı, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamı dikkate alınarak bulunur. Pasif dönem, sigortalının aktif çalışma döneminin sona ereceği, bir başka anlatımla emeklilik döneminin başlayacağının varsayıldığı tarihten, muhtemel bakiye ömrü sonuna kadar devam edecek olan dönemi ifade eder. Varsayıma dayalı olarak pasif dönem, erkeklerde 60, kadınlarda 55 yaşın dolduğu tarihte başlatılır. Bunun nedeni, hizmet sözleşmesi ile çalışanların yasal düzenlemelere göre bu yaşta emekli olabileceklerinin kabulüdür. Bu tür tazminat davalarında zarar hesabında varsayımlara göre sonuca gidilmesi bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır.
Açıklanan nedenle, maddi zarar hesaplanırken pasif dönemin 60 yaşın dolduğu tarihten itibaren başlatılması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda 56 yaşında vefat eden sigortalının doktor olduğu, aktif dönemim 10 yıl daha devam edeceği ve pasif dönemin 66 yaşında başlayacağı kabulünden hareketle hesaplama yapılması hatalıdır.
2-6100 sayılı HMK’nın 61-70 maddeleri arasında davanın ihbarı ve davaya müdahalenin usulü ve şartları yer almakta olup, taraflardan biri davayı kaybettiği taktirde üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Davayı ihbarın usul hukuku bakımından amacı, dava kendisine ihbar edilen üçüncü kişinin, davaya katılarak davayı ihbar eden tarafa yardım etmesinin sağlanmasıdır. İhbar olunan kişinin HMK.’nın 63. maddesine göre ancak davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılma imkanı bulunmaktadır.
Somut olayda, davalı tarafın 07/03/2019 tarihli dilekçesi ile davanın … A.Ş.’ne ve … A.Ş.’ne ihbarını talep etmesinden sonra 25/04/2019 tarihli celsede “Davalılar vekilinin ihbara ilişkin talebinin gereğinin yerine getirilmesine” şeklinde ara karar tesis edilmesine karşın ihbara ilişkin davalı işverenlik talebinin ikmal edilmemesi isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, 25/04/2019 tarihli celsede verilen davalılar vekilinin ihbara ilişkin talebinin gereğinin yerine getirilmesine dair ara kararı ikmal ettikten sonra hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz) /bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeksizin pasif dönemin müteveffanın 60 yaşını doldurduğu tarihten başlatıldığı yeni bir bilirkişi hesap raporu almak, usuli kazanılmış hakları gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı … İşl. A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davalı … İşl. A.Ş.‘ne iadesine, 27/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.