YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18822
KARAR NO : 2009/8261
KARAR TARİHİ : 09.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere temyiz edenin sıfatına ve temyizin kapsamına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava,davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile , davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, davacı eş… için 4.000.00 TL,davacı çocuklar için ayrı ayrı 5.000.00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Davacılar murisi sigortalı…’in 22.06.2003 tarihinde öldüğü iş kazasında olayın oluşuna uygun olan 19.06.2006 tarihli bilirkişi raporuna göre ,sigortalının % 30, davalı işverenin % 65,davalının işçisi ekip sorumlusu… …’ın da %5 oranında kusurlu oldukları dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş… yararına 10.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 4.000.00 TL’sına hükmedilmesi ,ölen sigortalının çocukları olan davacılar …yararlarına 8.000.00 er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 5.000.00 er TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan mahkemece davacı tarafından karşılanan nispi harç ile başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine dair karar verilmemiş olması, yargılama giderleri ile ilgili olumlu yada olumsuz bir hüküm kurulmaması, maddi tazminat davalarının zararın Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanmış olması nedeniyle reddedilmeleri halinde davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerekirken bu konuda davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi, avukatlık ücretine hükmedilmesi kabul edilse bile her bir davacı yönünden ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken tek avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değilse de bu konular taraflarca temyize konu edilmediğinden bu yönler bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı temyiz edenin sıfatına ve temyizin kapsamına göre taraflar yararına doğan kazanılmış hak ilkesi gözetilerek düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tamamen silinmesine, yerine,
“1- Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine,
2-Davacıların manevi tazminat taleblerinin kısmen kabulü ile; davacı … için 10.000.00-TL davacı …,…, ve … için ayrı ayrı 8.000.00-TL manevi tazminatın 22.06.2003 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla talebin reddine,
3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, davacı hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan toplam 3.700.00-TL davalıdan alınarak davacılara verilmesine, reddedilen manevi tazminat miktarları üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 2.400.00-TL avukatlık ücretinin davacılar …ve …’den alınarak davalıya verilmesine, reddedilen maddi tazminat davaları yönünden aynı Tarife gereğince hesaplanan toplam 500.00-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
4- Alınması gereken 1.836.00-TL ilam harcından peşin alınan 742.50-TL harcın düşümüyle kalan 1.093.50-TL nispi harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA,fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine ,aşağıdaki yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine 09.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.