YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5770
KARAR NO : 2009/2023
KARAR TARİHİ : 02.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu …’nun alacaklısından mal kaçırmak amacıyla … mahallesi, … Caddesi no:442 adresinde bulunan taşınmazı üzerindeki depo, idari bina ve imalathane şeklindeki fabrikanın zilyetliğini 28.7.2005 tarihinde davalı …’a, onun da 17.11.2005 tarihinde …’a sattığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili; dava konusu taşınmazın sağlık problemleri nedeniyle 28.7.2005 tarihinde davalı …’a 250.000.00.-YTL bedelle satıldığını, harcın tamamlanması gerektiğini, taşınmazın icra takibinden 3 ay önce satıldığını, dava dışı asıl borçlunun malvarlığının olduğunu, müvekkilinin asıl borçlu … Kablo AŞ’deki görevini sağlık sorunları nedeniyle yapamadığını, ciranto olması nedeniyle sorumluluğu bulunmadığını, satış bedelinin 100.000.00.-YTL’sinin peşin kalan 150.000.-YTL’sinin de üç ayrı senetle tahsil edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … dava konusu taşınmazı davalı borçludan 100.000.-YTL peşin, 150.000.-YTL’lik kısmını da üç taksitle ve senet karşılığı ödeyerek aldığını, bugünkü değerinin 650-750.000.00.-YTL olduğunu, 17.11.2005 tarihinde
../…
de davalı …’a 150.000.00.-YTL peşin, 50.000.-YTL senet karşılığı ve 23.800.00.-YTL’yi de banka havalesi ile sattığını iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … dava konusu taşınmazı davalı …’dan 17.11.2005 tarihinde 100.000.00.-YTL peşin, kalanı için 50.000.00.-YTL’lik iki senet ve banka havalesi ile de 24.000.00.-YTL ödeyerek 224.000.00.-YTL’ye aldığını belediye rayiç değerinin 2006 yılı itibarıyla 566.060.00.-YTL şu an ise değerinin 800.000.00.-YTL olduğunu taşınmazı … Mobilya Ltd. Şti.’ne kiraladığını iyiniyetli dördüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre, davalıların kötüniyetli oldukları ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Yasanın 278/III-2.maddesine göre aktin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağışlama hükmünde olup iptale tabi olduğu hükme bağlanmıştır. 280.madde de ise malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edileceği, son fıkra da ise ticari işletme veya işyerindeki ticari emtianın tamamının veya mühim bir kısmının devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul olunacağı, bu karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya bildirildiğinin ispatlanması halinde yürütülebileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda davalı borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleştiği, aciz belgesinin sunulduğu ve borcun tasarruftan önce doğduğu anlaşılmaktadır. Davalı …, bilirkişi tarafından tasarruf tarihinde 498.015.00.-YTL olduğu bildirilen ve üzerinde ticari işyerleri ve fabrika binası bulunan taşınmazı borçludan 250.000.00-.YTL bedelle alıp dör-
../…
düncü kişiye 223.800.00.YTL bedelle sattığını, davalı … ise taşınmazı 224.000.-YTL bedelle aldığını savunmuştur.
Davalı borçlu ile 3.kişi … arasındaki tasarrufun İİK 278/3-2.madde kapsamında bağış hükmünde olup olmadığı mahkeme tarafından değerlendirilip hüküm yerinde tartışılmamıştır. Bu durumda, davalı …’dan dava konusu taşınmazın satış bedeliyle ilgili delilleri sorulup toplandıktan sonra tasarrufun bağış hükmünde olup olmadığı tespit edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Diğer yandan dava konusu taşınmazın ticari işletme olduğu da gözetilerek İİK 280/son maddesine göre iptale tabi olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılmaması da doğru değildir. Davalı 4.kişi yönünden salt değer düşüklüğü tasarrufun iptali için yeterli değil ise de her üç davalının da aynı ilden oldukları gözönüne alınarak nüfus kayıtları getirtilip aralarındaki akrabalık-yakınlık durumunun tesbitine yönelik yeterli araştırma yapılmaması da doğru değildir. O halde davalı borçlu ile hukuki işlem yapan 3.kişi … yönünden İİK 278/3-2, 280/son ve 283/2.maddeler; 4.kişi … yönünden 280/1.maddesi uyarınca tasarrufun iptali gerekip gerekmediği toplanacak delillerin sonucuna göre değerlendirilip karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 2.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.