YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3218
KARAR NO : 2007/3134
KARAR TARİHİ : 21.09.2007
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 126 parsel sayılı 9.450,44 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca reddi ile çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Sevim Bıyık tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen kesin süreye rağmen keşif avansının mahkeme veznesine depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de; yapılan işlem yasaya aykırı, değerlendirmede dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/1. maddesinin ara kararı gereğini yerine getirmekle yükümlü taraf aleyhine uygulanabilmesi için dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra yapılacak oturumda keşif gününün belirlenip keşif için gerekli hakim, katip, mübaşir, taraf tanıkları, yerel bilirkişi adayları, teknik ve uzman bilirkişi ücreti tanık ve bilirkişilere çıkarılacak davetiye masrafları ve araç gideri kalemler halinde saptanıp bu giderin ne kadar süre içerisinde mahkeme veznesine depo edileceği açıkça belirtilip ara kararı gereğini yerine getirmemenin sonuçları hazır olan tarafa ihtar edilmeli, hazır olmayan ve ara kararı gereğini yerine getirmek zorunda bulunan tarafa ise bu ara kararı bir ihtarnameyle ve usulüne uygun olarak tebliğ edilmelidir. Keşfe karar verilir iken, keşif günü ile giderlerin yatırılabileceği son gün arasında tebligatların çıkartılabilmesi için makul bir sürenin bulunması da gözetilmelidir. Açıklanan ilkelere uygun olarak ara kararı oluşturulmaması ve karar gereğinin yerine getirilmemesinin müeyyidesini içerir şekilde davacı Sevim Bıyık’a usulüne uygun olarak tebliğat yapılmaması yasaya aykırıdır. Mahkemece belirtilen şekilde işlem yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 21.9.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.