Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/3433 E. 2022/7552 K. 29.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3433
KARAR NO : 2022/7552
KARAR TARİHİ : 29.09.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı-davalılar … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamlarında özetle “davalı tarafın dayanak tapu kaydının çekişmeli taşınmazın güney bölümüne ait olduğu ve kuzeyde davacı tarafın tutunduğu kayıt malikini sınır olarak gösterdiği, davacının dayanak tapu kaydının da güney sınırının ‘… …’ olarak davalı tarafın dayanak tapu kaydının önceki malikinin sınır olarak gösterdiği, tapu kayıtlarında yazılı doğu ve batı sınırları aynı olduğuna göre her iki tapunun birbirine sınır olduğu, güneydeki taşınmaz bölümünün davalı, kuzeydeki taşınmaz bölümünün ise davacı tarafa ait olduğu; ancak ortak sınırın duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği, saptanamadığı takdirde ise orantı yapılması gerektiği, bu uygulamaya göre davacıya ait tapu kaydının çekişmeli taşınmazın bir bölümü kapsadığı sonucuna varılması halinde tapu kayıtlarının intikalleri de dikkate alınarak taşınmazda zilyet olduğu anlaşılan davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” hususlarına değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacılar …, …, … ve davacılar …, …, … ve …’in davalarının kısmen kabulüne, davacı …’in davasının reddine, çekişmeli 325 ada 66 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişileri … … ve …’un 17.06.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli 325 ada 66 parsel sayılı taşınmazı gösterir ölçü krokisinde sarı renkli olarak (A) harfi ile gösterilen 11360,80 metrekarelik kısmın ifrazı ile, …, …, … adlarına aynı ada ve yeni parsel numarası verilmek suretiyle tesciline, kalan 12283,20 metrekarenin hüküm yerinde gösterilen payları oranında …, …, …, …, … adlarına aynı ada ve parsel numarası verilmek suretiyle tesciline; davacılar …, …, …, …, …, … ve …’un davalarının reddine, çekişmeli 325 ada 63, 64, 65 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı-davalılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalı karşı davacılar … ve arkadaşlarının dayanak tapu kayıtlarının çekişmeli 325 ada 63,64,65 parsel sayılı taşınmazlar ve 325 ada 66 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü kapsadığı ve aleyhlerine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi koşullarının oluşmadığını kabul ederek yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, Mahkeme, çekişmeli taşınmazların kadastro tespit tarihini 1951 olarak belirlemiştir. Ancak tespit tarihi 1990 tarihi olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi koşullarının değerlendirilmesi noktasında da hatalı değerlendirme yapılmıştır.
Mahkemece çekişmeli 325 ada 63, 64, 65 parsel sayılı taşınmazlar ve 66 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünde tespite dayanak Nisan 1932 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kaydının davalı taşınmazlara uyduğu ve tapu kaydının hukuki kıymetini koruduğu kabul edilmiştir. Ne var ki, dayanak tapu kaydında davacılar … ve müştereklerinin 28/48 pay sahibi olan kök murisleri … … … Ağa’nın 1942 tarihinde öldüğü ve tapu kaydının tedavüllerinden payının intikal etmediği, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin ise tespit tarihine kadar üçüncü kişiler olan davalı-davacılar … ve müştereklerinde olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı-davacılar … ve müşterekleri lehine 3402 sayılı Kanun’un 13/B-c koşulları oluştuğuna göre Mahkemenin kabulü yerinde bulunmamıştır.
Ancak, dayanak tapu kaydının tedavülleri incelendiğinde davacı …’ın hukuki değerini koruyan 13.07.1951 tarihli ve 44 sıra numaralı tapu kaydı ile … … ve … … Ünlü paylarını 7/144 pay) kayden satın aldığı anlaşıldığına ve çekişmeli 325 ada 66 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden, Mahkemenin önceki tarihli ret kararına karşı davacı …’ın temyiz inceleme istemi süreden reddedildiğine göre yalnızca davacı-davalı …’in 13.07.1951 tarih ve 44 sıra numaralı tapu kaydından kaynaklı payı oranında 325 ada 63,64 ve 65 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davasının kabulüne, davacılar …, … ve …’ın dayanak Nisan 1932 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kaydının bu davacılar yönünden hukuki kıymetini korumaması sebebiyle davalarının reddine, davacılar … ve müştereklerinin davasının …’ın tapu kaydından kaynaklı payı verilmek suretiyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-davalılar … ve …’in temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.