YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3444
KARAR NO : 2007/3928
KARAR TARİHİ : 24.10.2007
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesine aykırılık suçundan sanıklar … ve … haklarında yapılan yargılama sonucunda anılan maddedeki yaptırımın hapis cezası olması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılması ve davanın ancak iddianame ile açılması gerektiğinden bahisle, iddialarla ilgili soruşturma yapılarak dava açılıp açılmaması hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair, İstanbul 5.İcra Mahkemesinin 27.06.2006 tarihli ve 2005/1432 esas, 2006/2011 sayılı kararına ilişkin itirazın reddine dair İstanbul 5.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 04.08.2006 tarihli ve 2006/495 sayılı kararı kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre,01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346/3.maddesindeki “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesince bakılır” ve aynı Kanun’un “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1.maddesindeki” Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celp olunur.” hükümleri uyarınca anılan kanunda yer alan suçlar ile ilgili kovuşturmanın, doğrudan icra mahkemesine yapılacak şikayetler üzerine yapılması gerektiği, kaldı ki anılan kanunun 337/a maddesinde alacaklının şikayeti arandığı gibi bu maddede düzenlenen suç yönünden farklı bir muhakeme usulü öngörülmediği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19.06.2007 gün ve 32261 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 19.07.2007 gün ve 2007/143281 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanıklara isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlunun, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti
üzerine, cezalandırılacağının düzenlenmiş olması, yine anılan kanunun 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, sanıklara yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesince verilecek dilekçe veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı hususu göz önüne alındığında, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle istanbul 5.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 04.08.2006 tarihli ve 2006/495 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.