Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4546 E. 2022/8443 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4546
KARAR NO : 2022/8443
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.04.2018 tarih ve 2016/240 E. – 2018/199 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 02.12.2020 tarih ve 2018/2188 E. – 2020/1327 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, davacının babası olduğunu, akrabalarının yanında büyüyen davacıyı 18 yaşından sonra davalı babasının Soma’ya çağırdığını, alkol aldıklarını ve davalının 200.000,00 TL bedelli senet imzalattığını, davacının senedi imzaladığında ayırt etme gücüne sahip olmadığını, senedin tehditle alındığını, davacının tecrübesizliğinden yararlanıldığını, davalının bu miktarda borç verecek ekonomik gücü olmadığını, senedin geçersiz olduğunu, geçersiz senede dayanarak icra takibi yapıldığını ileri sürerek Soma İcra Müdürlüğünün 2011/2276 Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti ile senedin tarafına iadesi ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın, davacıdan aldığı senedi 03/10/2011 tarihinde takibe koyduğu, ödeme emrinin de 14/10/2011 tarihinde bizzat davacıya tebliğ edildiği, davacının, hakkında yapılan icra takibine süresinde itiraz etmediğinden takibin kesinleştiği, sonrasında 28/12/2011 tarihinde Soma İcra Müdürlüğü’ne dilekçe vererek dosyadan fotokopi aldığı, öte yandan Soma C.Başsavcılığı 2012/89 Soruşturma nolu dosyasında, 23/03/2012 tarihli beyanında daha önceki ifadelerinin doğru olmadığını, şüpheliye (davalı) rızası ile 200.000,00 TL değerinde senet verdiği ve şikayetinden vazgeçtiğini bildirdiği, alınan ekspertiz raporunda da senetteki imzanın davacıya ait olduğunun bildirildiği, davacının öğrenme tarihi ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih olan 14/10/2011 olmasına rağmen Soma C. Başsavcılığındaki 23/03/2012 tarihi baz alınsa bile davacının bu iddiasını TBK. 39/1. maddesi gereğince 1 yıllık hakdüşürücü süre içerisinde ileri sürmediği gerekçesiyle davanın hakdüşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TBK 39. maddede ön görülen bir yıllık hak düşürücü sürenin re’sen ve öncelikle dikkate alınması gerektiği, mahkemece davanın hak düşürücü sürenin dolduğundan bahisle reddine karar verilmesinde başkaca inceleme ve araştırma yapılmamasında bir usulsüzlük olmadığı gerekçesiyle -Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/04/2018 tarih ve 2016/240 Esas-2018/199 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve davacının ikrarının yanı sıra borcun tamamen ödenmemiş ve takibin sonlandırılmamış olduğu anlaşılmakla, İ.İ.K 72. maddesinde belirtilen sürenin tamamen ödeme ve dosyanın kapatılması durumunda başlayacağı karşısında davanın hak düşürücü süre gerekçesiyle reddi doğru değil ise de, temyiz edenin sıfatına göre, davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1.maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 80,70 TL temyiz ilam harcı ile 397,80 TL temyiz başvuru harcının HMK 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına, 29.11.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.