Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/3538 E. 2006/5545 K. 14.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3538
KARAR NO : 2006/5545
KARAR TARİHİ : 14.07.2006

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Yargıtay bozma ilamında özetle: “Temyiz eden … Asliye Hukuk Mahkemesine açılan Men’i müdahale davasında taraf değil ise de, tutanağın malik hanesinde ismi yazılmak suretiyle doğrudan davalı sıfatını kazanmış bulunduğu, tapuda malik görünen ve bu sebeple adı tutanağın malik hanesine yazılan kişinin yargılamadan haberdar edilmeden yargılama yapılıp aleyhine hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; yolsuz tescil hükümlerine göre davacı …’ın tazminat hakkı saklı kalmak üzere 270 ada 1 parsele yönelik davasının reddine karar verilmiş; hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, tescil yolsuz olsa dahi sicile güvenerek ve iyi niyetle taşınmazı satın alan kişilerin iyi niyetinin korunması gerektiği düşüncesi ile davacı …’ın tazminat hakkı saklı kalmak üzere davasının reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davacı …vekili Avukat A. … aracılığı ile Asliye Hukuk Mahkemesine müracaat ederek davalı … ‘ın dilekçede hudutları yazılı taşınmaza vaki müdahalesinin men’ini talep ve dava etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamanın devam ettiği sırada taşınmazın yer aldığı çalışma alanında Kadastro çalışmalarının başlaması ve taşınmazla ilgili olarak tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.11.1975 tarih 1965/325 esas, 1975/310 sayılı görevsizlik kararıyle dosya Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Davaya konu 3752 sayılı taşınmaz kadastro tesbitinin yapıldığı 14.10.1975 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinin de davalı olması nedeniyle tutanağın malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbitinin yapılması gerekirken, dava nazara alınmadan taşınmazın tamamı 25 hisse itibar olunarak 5 hissesi …, 5 hissesi … Karnak, 3’ erden 15 hissesi de … ,…,… adına tesbit olunmuştur. Usule göre Asliye Hukuk Mahkemesinden devredilen dava dosyası ile kadastro tutanağının birleştirilmesi, gerekli askı ilanları yapılıp dava dilekçesinde ve tutanağın malik hanesinde isimleri yazılı şahıslar davalı, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açan kişi ile tutanağa itiraz eden kişiler davacı kabul edilerek adlarına duruşma gününü bildirir davetiye çıkarılıp iddia ve savunmaları ile ilgili tüm delilleri istenilip gerekli değerlendirmenin yapılıp belirlenecek sonuca göre karar verilmesi gerekir. Ne var ki Kadastro Mahkemesi Asliye Hukuk Mahkemesinden devredilen dosya ile tutanağı
./..
Sh:2

2006/3538-5545

birleştirdiği halde, tutanakta malik olarak ismi yazılı …’a duruşma gününü bildirmeden yokluğunda yargılamayı yapıp sonuçlandırmış, mahkemenin 11.11.1983 tarih 1983/16 esas, 1983/84 karar sayılı ilamını 24.5.1984 tarihinde kesinleştirerek tutanak ve eklerini tescil için tapuya devretmiştir. Tesbit maliki … davaya çağrılmadığı gibi karar başlığında gösterilip karar kendisine tebliğ de edilmemiştir. Dosya … yönünden derdest olup dava devam etmektedir. Kesinleşmeye hükmü hakimin kesinleşme şerhi vererek tapuya devretmesi hiç bir hukuki sonuç doğurmaz. Bu kararın tapuya işlenmesi durumunda yolsuz tescilden değil yokluktan söz etmek gerekir. Tescil işlemi yok hükmünde olduğuna göre, davalı (sicile güvendiğinden bahisle satın olan kişi) iyi niyetli kabul edilemez. Halen derdest olan davaya rağmen böyle bir iddia ileri sürülemez. Alıcı iyiniyetli olsa dahi bu husnüniyet aslında yok olan bir işleme hukuki değer vermez. Bu nedenle olayda Medeni Kanun’un 931 (1023).maddesinin uygulama imkanı bulunmamaktadır. Temyiz itirazlarınınbu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.