Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/10426 E. 2009/8131 K. 08.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10426
KARAR NO : 2009/8131
KARAR TARİHİ : 08.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline,Kuruma 39.595.34 TL. borçlu olmadığının tespitiyle, Kurum tarafından fazla tahsil edilen 5.146.59 TL.’nin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ile, iptal edilen aylık nedeni ile Kuruma 39.595.34-TL borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının işten ayrılmadan tahsis talebinde bulunduğu gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Gerçekten davacıya 21.7.1997 tarihinde işten ayrıldığını belirten tahsis talebi üzerine 1.8.1997 tarihinden başlamak üzere 506 sayılı Yasa’nın 60/A-C maddeleri gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı, bağlanan aylığın 2006 yılındaki Kurum işlemi ile başlangıçtan iptal edilip 1.8.1997-21.1.2006 tarihleri arasında ödenen aylıkların gecikme zammı ile birlikte davacıdan geri istendiği açık olup, davada ki uyuşmazlık bağlanan yaşlılık aylığının salt işten ayrılma koşulu gerçekleşmediği gerekçesine dayalı olarak iptalinin mümkün olup olmadığı noktasındadır.
Davanın yasal dayandığı 506 sayılı Yasa’nın 62. mad. olup anılan maddede sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sona yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığı almaya hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda, davacıya 23.07.1997 tarihli tahsis talebine istinaden 1.8.1997 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı ancak davacının işten ayrılmadan tahsis talebinde bulunduğu çalışmasının 2.3.1998 tarihine kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, işten ayrılma şartının gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşı olan 1.4.1998 tarihinden itibaren sigortalıya aylık bağlanabileceği, aksinin kabulünün ise Anayasal sosyal güvenlik hakkı ve ilkelerine aykırılık oluşturacağı açık olup davacının bağlanan aylığının 11 yıl gibi çok uzun bir süre sonra tümden iptal edilmesi de açıklanan ilkeler gereğince doğru değildir.
Bu halde, işten ayrılma şartının gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşı olan 1.4.1998 tarihinden itibaren sigortalıya aylık bağlanması gerekeceğinden, Kurumca 1.8.1997-30.03.1998 tarihleri arasında kalan ve fuzulen yapılan ödemenin miktarı tespit edilip bu sureye karşılık gelen istemin reddine, 1.4.1998 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının geçerli sayılması ile davacının bu tarihten sonraya ilişkin olarak Kuruma borçlu olmadığı ve Kurum işleminin kısmen iptaline karar verilmesi gerekirken istemin tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 8.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.