YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5985
KARAR NO : 2006/7493
KARAR TARİHİ : 24.11.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 13 parsel sayılı 7.930.64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde nizalı taşınmazın 5000 metrekaresinin …’a ve köyün ortak kullanımında olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Hazine, nizalı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli 102 ada 13 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporunda “A” ile gösterilen 3.794.86 metrekarelik kısmı ve “C” ile gösterilen 3.083.21 metrekarelik kısmının tarla vasfı ile davalı … adına, 102 ada 13 parselin “B” ile gösterilen 1.052.57 metrekarelik kısmının müdahil Hazine adına ham toprak vasfı ile tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil Hazine ve davacı Köy Tüzel Kişiliği vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın krokide “A” ve “C” harfiyle gösterilen bölümlerinin tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin olmadığı, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı adına tesbit edilmiş; davacı Köy Tüzel Kişiliği taşınmazın bir bölümünün kamu orta malı niteliğinde …’a olduğu nedenine dayanarak dava açmıştır. …’aya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin davada yararı olmayan ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilmesi taraf tanıklarının da aynı yönteme uygun olarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece taşınmazın bulunduğu köyde ikamet eden bilirkişi ve tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davaya konu parseli kenardan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle aynı yönteme uygun olarak belirlenen taraf tanıkları, uzman ve teknik bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında varsa tarafların dayandığı kayıtlar uygulanıp kapsamları belirlenmeli, dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu kime ait olduğu, kimden nasıl
intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı, taşınmazın öncesinin kamu orta malı …’a niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde aynı nitelikte arazi olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi
sütünundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, uzman … mühendisi veya mühendisler kurulundan taşınmazın niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 24.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.