Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/4781 E. 2009/6071 K. 02.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4781
KARAR NO : 2009/6071
KARAR TARİHİ : 02.10.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 29 parsel sayılı 1098.14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davacı … murisi … … adına, 101 ada 30 parsel sayılı 1627.41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikale dayanarak çekişmeli taşınmazların 1/2 payı murisi … … mirasçıları ve 1/2 payı davalı … adına olmak üzere tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli 101 ada 29 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süre içerisinde davacı tarafın keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı ve mevcut delillere göre de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için dosya keşfe hazır hale getirilip ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece 21.10.2008 tarihli duruşmada 28.11.2008 günü keşif yapılmasına karar verilmiş, davacı tarafa yüklenecek keşif giderleri ara kararında ayrıntılı ve usulüne uygun olarak belirtilmiş ise de keşif giderlerinin yatırılması için davacıya ihtarın tebliğinden itibaren 15 günlük süre verilmiş ve 10.11.2008 tarihinde ihtarı içerir tebligat yapılmış olup davacıya keşif giderlerini yatırması için verilen 15 günlük sürenin keşif gününden 2 gün önce sona ereceği ve yerel bilirkişilere keşif gününü bildirir davetiyenin bu süre içinde tebliğ edilemeyeceği açıktır. Davacı tarafa, bilirkişi adayı ve tanıklar adına çıkarılacak davetiyeler için gerekli giderler belirlenip yatırılması için makul süre verilmeden bu ara kararına dayanılarak keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Tüzüğün anılan maddesine göre “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev’i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz.” Hükmü yer almış bulunmaktadır. Bu hükme göre değerlendirme yapıldığında, somut olayda yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; davacı tarafa keşif masrafını yatırması için yeniden makul süre verilip, masraf yatırıldığında arazi başında keşif icra edilmek suretiyle, tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması ve isabetsizdir. Kabule göre de çekişmeli 101 ada 30 sayılı parsel hakkında tescil hükmü kurulmamış olması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.