YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11237
KARAR NO : 2009/9941
KARAR TARİHİ : 25.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 14.4.1983 tarihinden itibaren sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının 7.11.1983 tarihinden beri 1479 sayılı Yasa’ya tabi … sigortalısı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, kuruma verilen 18.11.1985 tarihli giriş bildirgesine göre, vergi kaydı esas alınarak 2.11.1983 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, kurumun 2006 yılı içerisinde yaptığı anlaşılan işlemle davacının sigortalılık sürelerini 2.11.1983-1.1.1986 ve 1.1.1992 tarihinden itibaren devam eder şekilde düzelttiği anlaşılmaktadır.
Davacının 2.11.1983-1.1.1986, 1.1.1996-26.6.1996 tarihleri arasında ve 4.5.1999 tarihinden beri devam eden vergi kaydının bulunduğu, sicil kaydının bulunmadığı, taraflar arsındaki uyuşamazlığın kaynağını oluşturan esnaf odası kaydının 20.2.1990 tarihinden itibaren devam ettiğinin oda tarafından bildirildiği ancak Kurum İl Müdürü ile oda başkanının düzenledikleri 26.5.1992 tarihli tutanakta davacının noter onaylı oda üye kayıt defterinin 76. sırasında 375 sicil no ile kayıtlı olduğunun bildirildiği, bu defa Kurum tarafından mahallinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 18.5.2006 tarihli tutanakta ise davacının var olan 1975,1984,1997 noter onaylı defterlerde sigortalının adı bulunmadığından bu oda kaydının geçersiz sayılarak sigortalılık sürelerini yukarıdaki şekilde düzelttiği , davacının 1997 affından yararlandığı 15.4.1992 tarihinden itibaren primlerini ödemeye başladığı, davacının 1.1.1986-1.1.1992 tarihleri arasında kayıtlarının bulunmaması nedeniyle sigortalılık şartlarını taşımadığı anlaşılmaktadır.
Ancak davacının 1997 yılı Affından yararlandığı görülmekle eğer davalı kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından davacının bu dönemde zorunlu … sigortalısı olduğunun kabulü gerekir.
Yapılacak iş, 15.4.1992 tarihi ve sonrasında yaptığı toplu ödemelerle 1997 yılı affından yararlanarak yaptığı ödemelerinin uyuşmazlık konusu 1.1.1986-1.1.1992 tarihleri arasındaki dönemi de kapsayıp kapsamadığının başka bir deyişle, ne kadar sürenin primi olabileceğinin kurumdan sorularak, sonucuna göre değerlendirme yapılmak geçmişe dönük ödenen primlerin kapsadığı süreler yönünden davanın kabulüne; geçmişe yönelik prim tahsil edilmediği, edilmiş olsa dahi kurum tarafından uzun süre bu primlerin kullanılmadığının saptanması halinde ise şimdiki gibi davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.6..2009 gününde oy birliği ile karar verildi.