Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/5963 E. 2023/270 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5963
KARAR NO : 2023/270
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Farklı neviden fikri içtima hükümlerine göre; icrai davranışla görevi kötüye kullanma ile işgal ve faydalanma
HÜKÜM : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.04.2014 tarihli ve 2014/131 Esas, 2013/1059 Soruşturma, 2014/74 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası ile 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 93 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, sanığın eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 44. maddesinin uygulanması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

Ermenek Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2014/236 Esas, 2015/183 sayılı Kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi uyarınca fikri içtima kuralına göre icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi gereğince 150 gün karşılığı olmak üzere neticeten 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun yanı sıra 6831 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan da cezalandırılması gerektiği ayrıca kurum zararı tamamen giderilmediği halde cezanın paraya çevrilmesinin yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanığın Temyiz Sebepleri
Suçu işlemediğine, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suç işlemek kastıyla hiçbir eyleminin olmadığına, fiilin işlenmesi hususunda yazılı ve sözlü emir vermediği gibi bizzat icrada bulunmadığına, haksız karar verildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de dikkate alınarak usul ve yasaya aykırı bu kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Ermenek Orman İşletme Müdürlüğünün 20.08.2013 tarihli tutanağı ile orman alanı olarak belirlenen Gökçeler mahallesi Boğa Tepesi mevkiinin Kazancı Belediyesi tarafından izinsiz olarak katı atık dökme alanı olarak kullanıldığının tespit edildiği, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği gereğince belediyelerin katı atık bertaraf tesislerini kurmak zorunda olduğu ayrıca 6831 sayılı Kanun’un 17 nci maddesinde orman alanlarının kullanılması için Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebileceği ancak sanığın suça konu alanı kullanmak için izin almadan işgal ederek atılı suçu işlediği, sanığın tek bir eylemle birden fazla suçu işlemesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi uyarınca fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerektiği iddiaları ile icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve 6831 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesine muhalefet suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir.
Mahkemece; sanık hakkında işgal ve faydalanma suçundan kamu davası açılmış ise de suça konu yerin tanık beyanlarından ve 2003 tarihinde yapılan çöp dökme yeri belirleme başvuru evrakından anlaşılacağı üzere eskiden beri çöp dökme alanı olarak kullanıldığı, mevcut hali çöp dökme organizasyonunun belediye başkanı tarafından verilen talimat çerçevesinde yapıldığı konusunda dosyaya yansıyan somut bir delil bulunmadığı anlaşıldığından atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kanaatine varılmıştır.
Sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçu yönünden; Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat, sağlayan kamu görevlisinin cezalandırılacağı, 2872 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Belediye Kanunu (5393 sayılı Kanun) çerçevesinde katı atık depolama yerini belirlemenin, gerekli başvuru ve yazışmaların yapılmasının belediye başkanının görevinde olduğu, sanığın 2004 yılında Kazancı belde belediye başkanlığına seçildiği, görev yaptığı belediyenin usulüne uygun katı atık depolama yeri olmadığının kovuşturma aşamasında yapılan keşif sonucu tespit edildiği, sanığın usulüne uygun yapması gereken katı atık depolama hizmetini seçildiği 2004 yılından tutanak tarihi olan 2013 yılına kadar yerine getirmediği, bu konuda herhangi bir girişimde de bulunmadığı, 6831 sayılı Kanun’da yer alan şartlara uygun bir başvuruda bulunulmayarak orman arazisine çöp dökülme eyleminin devam ettiği, katı atık depolama yeri için tutanaktan sonra belediye adına çalışmalara başlandığı, sanığın belediyenin çöp döktüğü alanın orman arazisi olduğunu bilmesine rağmen tutanak tarihine kadar herhangi bir işlem yapmadığı, beldenin çöplerinin suça konu yere dökülmeye devam edildiği, bu nedenle 11.992,89 TL kamu zararına neden olunduğu, sanığın suça konu yerin orman arazisi olduğunu bilmesine rağmen kasıtlı olarak aynı yere belediye başkanlığı döneminde çöp dökülmeye devam edildiği, 6831 sayılı Kanun’da yer alan izin alma şartına riayet etmeyerek ve 9 yıl boyunca 5393 sayılı Kanun gereği kendisine yüklenen görev gereklerine aykırı davranarak gerekli başvuru ve işlemleri gerçekleştirmediği ve kamu zararının oluşmasına neden olduğu ve fiilinin hem 6831 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki işgal ve faydalanma hem de 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrasındaki görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, bu halde 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi uyarınca fikri içtima kuralına göre sanık hakkında en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilmesi gerektiği, sanığın üzerine atılı işgal ve faydalanma suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı, bu durumda sanığa 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi uyarınca bir alt cezanın verilmesi gerektiği ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun sabit olduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.04.2014 tarihli ve 2013/1059 soruşturma, 2014/131 Esas, 2014/74 sayılı İddianamesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ile 6831 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet vermesi nedeniyle de 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümlerinin uygulanması talebiyle kamu davası açıldığı, gerekçeli kararın hukuki değerlendirme kısmının birinci paragrafında sanık hakkında işgal ve faydalanma suçundan çöp dökme organizasyonunun belediye başkanı tarafından verilen talimatla yapıldığına dair dosyaya yansıyan somut bir delil bulunmadığından atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kanaatine varıldığı ayrıca aynı eylem nedeniyle sanık hakkında suça konu yerin orman arazisi olduğunu bilmesine rağmen kasıtlı olarak sanığın belediye başkanlığı yaptığı dönemde çöp dökülmeye devam edildiği, kendisine yüklenen görev gereklerine aykırı davranarak gerekli işlemleri gerçekleştirmediği, kamu zararına neden olduğu belirlemesi yapılarak; hüküm kısmında sanığın eyleminin hem 6831 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesindeki işgal ve faydalanma hem de 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrasındaki görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, aynı Kanun’un 44 üncü maddesindeki fikri içtima kuralına göre en ağır suçtan ceza verilmesi gerektiği kabul edilip sanığın üzerine atılı işgal ve faydalanma suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı, bu halde 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi uyarınca bir alt cezanın verilmesi gerektiğinden bahisle sanık hakkında aynı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkumiyet hükmü kurularak karışıklığa yol açılması,
Kabule göre de; Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ermenek Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2014/236 Esas, 2015/183 sayılı Kararına yönelik katılan vekili ile sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.