YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4322
KARAR NO : 2007/3841
KARAR TARİHİ : 22.10.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVALILAR : … …
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle: “Taraflardan yaşlı tanık göstermelerinin istenmesi, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile tüm tespit bilirkişileri ve tarafların göstereceği tanıklar huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak tescil davasına konu edilen taşınmazın öncesinin ne olduğu, davacıların zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçiminin olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanması, beyanlar arasında aykırılık doğduğunda yöntemine uygun biçimde giderilmesi, önceki keşifte götürülen ziraat bilirkişi dışında, ikisi ziraat diğeri jeoloji mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı, meyil durumu, karakteri, bitki örtüsü, işleniş tarzı ve süreleri konularında ilmi verilere dayalı rapor alınması, taşınmazın bulunduğu yörede toprak tevzi komisyonunca çalışmalar yapılmış ise ne gibi işleme tabi tutulduğunun mercilerinden sorulması, komşu parsel tutanak ve dayanakları getirtilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır gösterdiklerine bakılması, fen bilirkişisinden krokili rapor alınması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile; çekişme konusu 2936 sayılı parselin dosyada bulunan veraset ilamında belirtilen … mirasçıları davacılar adına verasette iştirak olarak malik hanesinin doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm kurulmuştur. Yargıtay bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Taşınmaz başında yapılan 19.4.2004 tarihli keşifte yerel bilirkişiler, tespit bilirkişisi ve davacı tanıkları taşınmazın mera olmadığı, … …’e ait iken ölümü ile …‘e kaldığı ve 20 yıla aşkın zilyet bulunduğu beyan edilmiş olduğu halde 19.10.2004 tarihinde yapılan keşifte taşınmazın köyün merası olduğu beyan edilmiştir. Bunun üzerine 14.5.2007 tarihinde yeniden yapılan keşifte yine davacı tarafın zilyet bulunduğu beyan edilmiştir. Ancak, keşif sonucu ibraz edilen teknik bilirkişi raporunda dava konusu olan ve keşifte gösterilen (A) harfi ve kırmızı renk ile gösterilen yerin dava dışı 3120 parselde kaldığı belirtilmiş olup keşfin, dava dışı bu yerde mi, yoksa tescil davasına konu edildiği anlaşılan niza konusu 2936 parsel üzerinde mi yapıldığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece keşiflerdeki beyanlar arasında bulunan çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Her ne kadar bozma sonrası yapılan ilk keşifte hazır bulunan iki ziraat mühendisi ile jeoloji mühendisinden rapor alınmış ise de; bilirkişilerin raporlarını birlikte değil, ayrı ayrı düzenledikleri anlaşılmaktadır. Taşınmaza komşu 3120 parselin dosyada bulunan onaylı tutanak suretinden ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edildiği ancak davalı olduğu anlaşıldığı halde, dava sebebi araştırılmamış, mera iddiası var ise davaların birleştirmesi hususu düşünülmemiştir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için bozma ilamında da belirtildiği gibi yeniden taşınmaz başında önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişiler ile tüm tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının katılımı ile keşif yapılmalı, yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişteki durumu, niteliği intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, bilirkişi sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasında çelişki doğduğunda yüzleştirme yapılmak sureti ile giderilmeye çalışılmalı, özellikle taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mera niteliği taşıyıp taşımadığı araştırılmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, ikisi ziraat diğeri jeoloji mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı, meyil durumu, karakteri, bitki örtüsü, işleniş tarzı ve öncesinin mera olup olmadığı hususunda gerekçeli rapor alınmalı, birlikte götürülecek teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, çekişmeli taşınmaza komşu 3120 parsel ile ilgili dava araştırılarak, mera iddiası ile açılmış ve derdest bir dava varsa davaların birleştirilmesi hususu düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Bozma ilamına uyulduğu halde ilamda işaret edilen hususlar yerine getirilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; dosyada …’in Kayseri Sulh Hukuk Mahkemesinin 1981/1175-1168 sayılı ve 24.12.1981 sayılı veraset ilamı bulunduğu halde mahkemece hüküm fıkrasında …’nin babası … …’in veraset ilamına göre hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 22.10.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.