Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11905 E. 2022/16334 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11905
KARAR NO : 2022/16334
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
No :

Dava, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalılar vekillerinin istinafı üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesince verilen karar davacı ve davalılar vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan, dosyadaki noksanlar nedeniyle dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Geri çevirme üzerine dosyanın Dairemizin yukarıdaki esas numarasına kaydedildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13.07.2005 tarihli iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. Talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 181.552,28 TL’ye artırmış, başvurma harcını da yatırarak 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, müvekkili şirketin taraf sıfatının bulunmadığını, bu nedenle husumet yönü ile davanın reddi gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını ayrıca olayın iş kazası olduğuna ve davacının malul kaldığına ilişkin herhangi bilgi ve belge sunulmadığını ifade ederek davanın zamanaşımı ve husumet yönüyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı … vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi kararında özetle: “Tüm dosya kapsamı; bilgi, belge ve deliller incelendiğinde: … davacı … davalı asıl işveren … şirketi nezdinde faaliyet gösteren davalı alt işveren … şirketine ait işyerinde işçi olarak çalışırken 13.07.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralanarak %66 oranında malul kalmıştır. Davacı işçi meydana gelen iş kazası nedeniyle maddi ve manevi zarara uğramıştır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzman bilirkişiler kurulunun hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli 13/07/2021 tarihli kusur raporuna göre, meydana gelen iş kazasında davalı asıl işveren … şirketi %20 oranında, davalı alt işveren … şirketi %50, oranında davacı … ise %30 oranında kusurludur. Davalılar, asıl işveren alt işveren ilişkisi kapsamında toplam %80 kusur oranına göre oluşan zararların tazmininden müteselsilen sorumludurlar. Hesap bilirkişisinin 30.01.2018 tarihli hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli 2. ek raporuna göre … davacı işçinin tazmini gerekli maddi zararı 316.630,85 TL. olup, maddi tazminat talebi bakımından taleple bağlılık ilkesi gözetilerek 182.552,28-TL üzerinden hüküm kurulmuştur.
Davacının manevi tazminat talebi yönünden ise, … …’ın yaşı, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi, olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklanması, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü gözetilerek, gelişen hukuktaki yaklaşıma uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıracak oran kapsamında, hak ve nesafet kuralları uyarınca, mahkememizce davacı yönünden 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde karar verilmiştir.” gerekçesiyle
“1-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile;
A)182.552,28-TL maddi tazminatın 13/07/2005 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, saklı tutulan hakların mahfuziyetine,
B)50.000,00-TL manevi tazminatın 13/07/2005 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesi kararında özetle; “davacının davalı … … … bakım onarım işini yapan diğer davalı alt işvereni yanında elektrik teknisyeni olarak çalışırken 13.07.2015 tarihinde… İlçesi Demirciler Beldesinde bulunan TR-2 trafo direğinde arıza giderim işi sırasında akıma kapılarak 10 metre yükseklikten yere düşmesi sonucu yaralandığı, davacının maluliyet oranının %66 olarak tespit edildiği, olayın meydana gelmesinde alınan kusur bilirkişi raporuna göre davacının %30, davalı … %50, diğer davalı … ise %20 oranında kusurlu bulunduğu, alınan kusur bilirkişi raporunun somut olaya uygun olduğu, davacı vekili tarafından açılan davanın kısmi dava olarak açıldığı, 09.01.2015 tarihli hesap bilirkişi raporunda maddi tazminatın 182.552,28 TL olarak hesaplandığı ve bu miktar üzerinden ıslah işleminin yapıldığı, kısmi olarak açılmış bir dava yönünden davacı tarafça belirsiz alacak davası gibi geleceğe yönelik tespitler yapılması yönündeki taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığı, mahkemece maddi zararın hüküm altına alınmasında bir hata bulunmadığı, olayın meydana geldiği tarih tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur oranları dikkate alındığında 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin de yerinde olduğu anlaşılmış, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak tarafların istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1) b)1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, ”karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle: külli tespit istemleri yönünden taleplerini karşılar mahiyette karar verilmemesinin hatalı olduğunu, söz konusu kararın HM 107/3.maddesine, hak arama özgürlüğüne aykırı olduğunu, görülmekte olan işbu davada tazminat (hesap) bilirkişi raporu ile davacının hak kazandığı maddi tazminat tutarının belirlendiğini, talep artırımı için 22.09.2021 tarihli dilekçemiz ile süre talep edilmiş olmasına rağmen, 11.11.2021 tarihli son celsede “… HMK’ya göre yargılama sırasında ancak bir kez ıslah yapılabileceği hükme bağlandığından davacı vekilinin ıslah (talep arttırım) talebinin reddine karar verildi“ yönünde talep artırım taleplerinin, ikinci bir ıslah gibi hatalı değerlendirilerek, Mahkemece bariz bir usul hatası yapıldığını, olayın niteliğine ve davacının yaşadığı elem ve ızdırabın ağırlığına göre, miktar itibariyle olması gerekenin altında kalan ve talep edilen manevi tazminatın tamamına hükmetmek gerekirken, ekonomik sonuçları itibariyle değeri düşük miktarda manevi tazminata hükmolunmasının hatalı olduğunu, hükümde geleceğe yönelik değişmelerden ve hatalardan kaynaklanacak haklarımızın saklı tutulmamasının yargılama prensiplerine aykırı olduğunu, hesapta belli olmayan dönemler yönünden daha yüksek oranlı artış yöntemi benimsenmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı… San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle: İş kazasının davacının tek taraflı müvekkili şirketin emir ve talimatı olmaksızın gerçekleştirdiği eylemi neticesinde gerçekleşmiş olması nedeniyle müvekkile kusur izafe edilmeyeceğini, kazanın çalışma alanı dışında gerçekleştiğinden müvekkiline kusur verilemeyeceğini, davacının asgari ücret ile çalıştığı … kayıtlarında sabitken bu miktarın üzerindeki ücretin esas alınması hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı …Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle: davacı ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, müvekkilinin asıl işveren sıfatının da bulunmayıp müvekkilinin ihale makamı olduğunu, hükme esas alınan kusur oranının hatalı belirlendiğini, işverenin kendisine yüklenen iş güvenliği sorumluluğunu yerine getirdiğini, kazanın davacının ağır kusuru ve dava dışı muhtarın teşviki ile gerçekleştiğini, davacının asgari ücret ile çalıştığı … kayıtlarında sabitken bu miktarın üzerindeki ücretin esas alınması hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın kusurun tespiti yönünden yasal dayanağını zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77’nci maddesi oluşturmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 77. maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.
Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler
Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; asıl alt işveren … A.Ş.’nin alt işvereni … San. Tic. Ltd. Şti.’nin işçisi olarak hat yenileme işinde çalışan davacı sigortalının olay günü olan 13.07.2005 tarihinde dava harici köy muhtarı …’in ricası üzerine, çalışma alanının dışında yer aldığı anlaşılan köydeki elektirik arızasına müdahale etmek için trafo direğine çıktığı sırada, elektrik akımına kapılarak davaya konu iş kazası olayının gerçekleştiği, hükme esas alınan kusur raporlarında; davalı asıl işveren … A.Ş, %20, davalı alt işveren… San. Tic. Ltd. Şti. %50 ve davacı %30 kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de olayın gerçekleşme şeklinin tam olarak ortaya konulmadığı ve davacının göreviyle irtibatı olmayan ve işverenlerinin haberdar olmadığı bir işi yaparken, işverenlerinin bu durumla ilgili iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almasının beklenemeyeceği hususunun göz önünde bulundurulmadan kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi hatalı olmuştur.
O halde mahkemece; davacının olay tarihinde davalı alt işveren nezdinde yaptığı iş ve mesleki yeterliliği belirlenip, davalı asıl veya alt işverenler veya şantiye şefi… tarafından, köy içindeki arızaya müdahale etmesi hususunda yetki verilip verilmediği, bu hususta sigortalının görevlendirmesinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, görevlendirme var ise bu duruma göre (davacı tarafça kusura yönelik temyiz itirazı olmadığı gözetilip; %30 oranındaki davacı kusuru yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu gözeterek) kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi, görevlendirme yok ise (yine usuli kazanılmış hak gözetilerek) davacı sigortalının kendi rızasıyla kazaya uğradığı elektirik direğine çıkmış olabileceği hususu değerlendirilip; bu duruma göre tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin dosya içindeki bilirkişi heyetlerinden farklı, kazanın gerçekleştiği alanda uzman A Sınıf İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınacak rapora göre belirlenmesi, taraf itiraz ve çelişkiler giderildikten sonra maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, işaret edilen bu hususları içermeyen yetersiz rapora itibarla karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu kısma yönelik temyiz itirazları kabul edilerek, bu aşamada bozma sebebine göre sair temyiz itirazları ile davacı vekilinin tüm temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 20.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi