YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3118
KARAR NO : 2009/7611
KARAR TARİHİ : 02.06.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere verilen kararın bozma ilamına uygun olmasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 18.06.1990 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 23,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar taraflarca süresinde temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin maddi tazminata yönelik hükmü uyulan bozma kararına, usul ve yasaya uygundur.
Manevi tazminata gelince: Davacının 24.12.1990 tarihli dava dilekçesine göre fazlaya ait haklarını saklı tutmak suretiyle 5,00-TL maddi ve 20,00-TL manevi tazminat istemli olarak dava açtığı, dava dilekçesinde göze çapak kaçması sonucu sol gözün görme yeteneğini kaybetmesi nedeniyle bu tazminatların istendiğinin açıklandığı bilahare, kesinleşen mahkeme kararı ile “18.06.1990 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik oranının % 23,20” olarak belirlenmesi üzerine, dava açıldığı tarihte % 0,00 olan sürekli işgöremezlik oranının davalı itirazı üzerine artarak % 23,20 oranına ulaştığından bahisle, % 23,20 fark maluliyet oranı için 40.000,00TL manevi tazminat istemli olarak ek dava açıldığı, her iki davanın birlikte görülerek, manevi tazminat isteğinin kısmen kabulü ile 20.000,00TL manevi tazminata karar verildiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık davacıda belirlenen % 23,20 iş göremezlik oranın artma olarak kabulünün mümkün bulunup bulunmadığı ve manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle sigortalıda belirlenen sürekli iş göremezlik oranının kesinleşmesinden sonraki her artışın ayrı bir olay olup fark oran için maddi ve manevi tazminat istenebileceği Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda dava açılırken dava dilekçesinde manevi tazminat istemine konu olay ve bu olay sonucu zararın boyutları açıklandığı, davacıya bildirilmiş bir sürekli işgöremezlik oranı bulunmadığı gibi, % 23,20 oranındaki sürekli iş göremezliğin olay tarihi itibarıyla geçerli olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile belirlenmiştir. Hal böyle olunca % 23,20 oranındaki zararın olay tarihinde ortaya çıktığı giderek artma olgusunun söz konusu olmadığı ortadadır. Kurumun iş göremezlik oranının % 0 olduğuna ilişkin gönderdiği yazının, kesinleşmiş bir sürekli işgöremezlik oranına ilişkin bulunmaması karşısında, sonradan tazminat davası konusu yapılabilecek bir artma olgusundan söz edilemez. Bu duruma göre de davacının birleşen İstanbul 7.İş Mahkemesinin 2007/212E, 20007/213K sayılı dosyasındaki talebin artma nedenine dayalı manevi tazminat talebi olarak kabulü mümkün değildir. Tazminat isteminin belirlenmesine esas zararın boyutlarının sonradan ortaya çıkması, istemin artma olgusuna dayalı olduğunun kabulü için yeterli değildir.
Davacının asıl davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olmasına göre birleşen ek dava ile saklı tutulan alacağa karşılık asıl davada istediği manevi tazminat miktarını artırmasının mümkün olup olmadığına gelince:
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez.
Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 sayılı kararı ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcı ile temyiz başvuru harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 02.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.