YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5724
KARAR NO : 2009/6228
KARAR TARİHİ : 06.10.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı aidat borcunun tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı kooperatif vekili, davalının genel kurulu kararına göre belirlenen borcunu ödememesi nedeniyle 2.325,00-YTL asıl alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporları doğrultusunda, davalının borçlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1.200,00-YTL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden yasal faiz uygulanmasına, icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif aidat borcunun tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı tarafça kooperatif üyesi olmadığı savunulmasına rağmen mahkemece bu husus araştırılmaksızın hüküm kurulmuştur. Davaya konu alacağın kooperatif aidat borcu ve bunun faizi olduğu iddia edilmektedir. Kooperatif üyeleri, genel kurul kararları ile belirlenmiş aidat ve giderler ile bunlara öngörülen gecikme faizinden sorumlu olup, üye olmaksızın kooperatiften konut satın alan kimselerin üye gibi sorumlu tutulması mümkün değildir. Kooperatif üyesi olmayan kimseler, yararlandığı iş ve hizmet bedellerinden yalnızca kendi payına düşen miktarından ve genel hükümlere göre sorumlu tutulabilirler. Bu durumda, mahkemece, davalının üye olmadığına ilişkin savunması üzerinde durularak, borcun konusu da dikkate alınmak suretiyle borçlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 06.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.