Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/6776 E. 2022/10407 K. 13.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6776
KARAR NO : 2022/10407
KARAR TARİHİ : 13.09.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve feri müdahil vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı yayın kuruluşunda 15/04/2012 – 19/01/2013 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 5953 sayılı Yasa (mülga 212 sayılı Yasa) kapsamında gazeteci olarak geçen çalışmaları sebebiyle zorunlu sigortalılık hizmetlerinin tespiti ile tesciline ve müvekkilinin davalı işveren tarafından 19/01/2013 tarihinden itibaren SGK’ya bildirilen sigortalılık hizmetlerinin 5510 sayılı Yasayı değiştiren 6385 sayılı Yasa delaletiyle 5953 sayılı Yasa kapsamında gazetecilik faaliyeti olduğunun tespiti ile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının davalı işyerinde geçtiği iddia edilen 15/04/2012 – 19/01/2013 tarihleri arasındaki sigortalılık hizmetlerinin tespiti talebine ilişkin davanın anılan dosyada görülmeye devam edilmesine, davacının 15/04/2012 – 19/01/2013 ve 01/01/2013 – 30/10/2017 tarihleri arasındaki sigortalılık hizmetlerinin 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında gazeteci olarak geçtiğinin tespiti talebine ilişkin dava ile ilgili belgeler ayrılarak yeni dosya oluşturulup Mahkememizin yeni esas sırasına kaydı ile davanın bu esas üzerinden görülmesine karar verilmiştir.
II- CEVAP:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; hasım olarak gösterilen müvekkili şirketin … (… Radyo Televizyonu) adıyla yayın hakkına sahip kuruluş olduğunu, dava dışı … Televizyon ve Radyo Yayıncılık Tic. A.Ş.nin ise müvekkili şirkete haber ve prodüksiyon hazırlayıp satan ve müvekkili şirketten reklam kuşağı ve kapasitesi kiralayan bir kuruluş olduğunu, davacının iddia ettiği dönemdeki çalışmalarının dava dışı … Televizyon ve Radyo Yayıncılık Tic. A.Ş.de geçen çalışmalar olduğunu, ayrıca bu çalışmalarının eser sözleşmesine dayalı olduğunu, dilekçe ekinde sundukları sözleşmede, davacının 1 saat 15 dakikalık “… ile …” programını yapacağı, yine müvekkili şirket tarafından belirlenecek gün ve saatlerde reklam, haber, duyuru ve benzeri seslendirme işlerini yapacağı, bu işleri yaparken … Televizyon ve Radyo Yayıncılık Tic. A.Ş.nin teknik imkanlarını kullanacağı, ancak konuklarının ve ekibinin organizasyonu, yiyecek, içecek ve güvenlik ihtiyaçları da dahil olmak üzere her türlü iş ve işlemi kendisinin karşılayacağı, hazırladığı yayınları eser sözleşmesi kapsamında kendisine ödenecek telif bedeli karşılığında … Televizyon ve Radyo Yayıncılık Tic. A.Ş.ye devredeceği yönünde hükümlere yer verildiğini, davacının iddia konusu dönemdeki çalışmalarının belirtilen sözleşme hükümleri doğrultusunda yürütüldüğünü, dolayısıyla davacının bu dönemde müvekkili şirkette çalışmalarının olmadığını, bu yönüyle öncelikle davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile dava dışı … Televizyon ve Radyo Yayıncılık Tic. A.Ş. arasında akdedilen “Haber ve Prodüksiyon Hizmet Sözleşmesinin” 4. maddesinde açıkça … Televizyon ve Radyo Yayıncılık Tic. A.Ş.nin müvekkili şirkete sattığı programlar arasında davacının iddia ettiği yayınların da belirtildiğini, müvekkili şirketin bu yayınların sadece alıcısı olduğunu, müvekkilinin davacı ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, bu hususlara ilişkin cari hesap kayıtlarının mevcut olduğunu, davacının bu dönemdeki çalışmalarının hizmet akdine değil, dava dışı … Televizyon ve Radyo Yayıncılık Tic. A.Ş. ile akdettikleri eser sözleşmesine dayalı olduğunu, bu sebeple 5510 sayılı Kanunun 4. maddesine göre davacı sigortalı sayılamayacağından davacının hizmet tespitine yönelik talebinin esastan reddi gerektiğini, süreç içinde davacıya bu çalışmalarının karşılığının banka aracılığıyla ve gider pusulası imzalatılarak telif bedeli olarak dava dışı şirket tarafından ödendiğini, davacının müvekkili şirket ile yazılı ya da şifahi hiçbir akdinin veya ilişkisinin olmadığını, fiilen de bir çalışmasının olmadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
Feri müdahil SGK vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yersiz olduğunu, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davacının bu davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığını, davanın esası yönünden ise kurum kayıtlarına göre, davacının davalı işyerinde çalışmaya başladığını iddia ettiği 15/04/2012 tarihinde Kurum’a işe giriş bildirgesinin verilmediğini, bunun dışında çalıştığını gösterir belgelerin de tespit edilemediğini, tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A- İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kabulü ile,
1-Davacının kurumda 1008880.20 sıra numarasıyla işlem gören davalı şirkete ait işyerinde 15/04/2012 – 19/01/2013 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak aralıksız şekilde 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak çalıştığının tespitine,” karar verilmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, … 4. İş Mahkemesi 2017/509 Esas 2021/551 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, feri müdahil Kurum vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili, davacı tespiti istenen tarihlerde dava dışı … Radyo Televizyon ve Yayıncılık Ticaret A.Ş. (… Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.)’nde 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 13.maddesinin 1.fıkrası uyarınca 01/05/2012 tarihli Eser Sözleşmesi kapsamında … isimli programın telif hakkı satın alınarak hizmet gördüğünü, her ne kadar 4857 sayılı Kanun’da bu mümkün değilse de, 5953 sayılı Kanun’da sigorta olmaksızın telif bedeli satın alınarak hizmet sunulması mümkün kılınarak düzenlendiğini, işbu durum dava dışı … Radyo Televizyon ve Yayıncılık Ticaret A.Ş. (… Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.) tarafından yerel mahkemeye sunulan 22/04/2021 tarihli dilekçe ile sabit halde olduğunu, davacının dava dışı … Radyo Televizyon ve Yayıncılık Ticaret A.Ş. (… Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.)’nde çalışması da 4857 sayılı Kanun’da düzenlenen işçinin bağımlılık unsurlarını taşımadığını, aynı dilekçede belirtildiği üzere davacı haftada 5 gün ve günde sadece 1,5 saatlik çekimi olan, telif hakkı satın alınan … isimli programın yapımını gerçekleştirdiğini, belirterek kararı temyiz etmiştir.
Feri Müdahil SGK vekili, davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar bulunmadığını, sadece taraflı davacıyı koruyan tanık beyanlarına dayalı olarak iş bu hizmet tespiti davasının kabulünün mümkün olmadığı gerekçeleri ile temyiz yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9. olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Davanın niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu değildir. Ücretin ispatında Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/409 – 413, 2010/480 – 523, 2011/608 – 649 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 200. (1086 sayılı HUMK m. 288) maddesinde yazılı sınırları aşan, ücret alma iddialarının, yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret miktarı maddelerde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür.
Yazılı delille ispat sınırın üstünde kalan miktar için veya bu miktar altında olsa bile varlığı iddia edilen çalışma süresine ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması halinde tanık dinletilmesi mümkündür (1086 sayılı HUMK m. 292; HMK m. 202). Eğer ispat sınırının altında kalan ücretler, yine işçinin imzası bulunan belgelere dayanıyorsa yine aksinin yazılı delillerle ispatlanması gerekecektir. (HMK m. 201)
Mahkemece, davacının kurumda 1008880.20 sıra numarasıyla işlem gören davalı şirkete ait işyerinde 15/04/2012 – 19/01/2013 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak aralıksız şekilde 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak çalıştığının tespitine dair hüküm kurulmuş ise de, davacının hizmet tespitine karar verilmesi halinde ücret unsurunun da belirlenmesi gereğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ve feri müdahil vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Üye …’ın farklı bozma gerekçesine karşı sonuç itibariyle oy birliğiyle 13.09.2022 gününde karar verildi.

BOZMA GEREKÇESİNE KARŞI OY

1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespitinde hizmetin yanında prime esas kazancın (ücretin) da tespit edilmesi gerektiği yönündeki bozmaya katılmakla birlikte prime esas kazanç için, aylık ücret tutarının 6100 sayılı HMK.’un 200 ve 202. Maddelerinde belirtilen sınırları aştığı veya işçinin imzasını taşıdığı takdirdeyazılı delille kanıtlanması gerekip gerekmediği” noktasında toplanmaktadır.
2. Çoğunluk tarafından hizmet tespiti davasında hizmetin tespiti yanında prime esas kazancın tespitinin de yapılması gerektiği, ancak prime esas kazanç tespitinde senetle ispat sınırını aştığı takdirde yazılı delille kanıtlama ilkesi kabul edilmekle birlikte, sınırın aşılmaması veya yazılı delil başlangıcı olması halinde tanık dinlenebileceği, keza HMK.’un 199. Maddesi anlamında yazılı belge olması halinde buna itibar edileceği gerekçesi ile yerel mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
3.Sonuç itibari ile bozmaya katılmakla birlikte daha önce Dairemizin 2020/11683 Esas, 2021/10353 Karar sayılı kararında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, yukarda belirtilen 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri(vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmeli, ücretin işçinin yazılı onayı olmadan düşürüldüğü durumda ise yazılı muvafakati yoksa önceki yüksek ücreti esas alınarak prime esas kazanç saptanmalıdır.
4.Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve: 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10- 2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir.
5.Somut uyuşmazlıkta davacı davalı işyerinde gazeteci olarak çalışmıştır. Kamu düzeni ve resen araştırma ilkesine göre vasıflı işçi olan davacının prime esas kazancının emsal ücret araştırması ve her türlü delille kanıtlanması esastır. Bordronun senet vasfı yoktur. Kararın prime esas kazancın tespiti yönünde Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca araştırmaya yönelik bozulması gerekirken, resen araştırma ilkesi ve kamu düzeni ilkesine aykırı olacak şekilde salt yazılı belge sınırlandırılarak bozulması gerekçesine katılınmamıştır.