YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3699
KARAR NO : 2009/3770
KARAR TARİHİ : 29.05.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 112 ada 71 parsel sayılı 8545,17 metrekare, 112 ada 72 parsel sayılı 9144,90 metrekare, 112 ada 75 parsel sayılı 11573,13 metrekare, 112 ada 81 parsel sayılı 9966,21 metrekare ve 112 ada 95 parsel sayılı 5784 metrekare, yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine; 112 ada 82 parsel sayılı 5162,60 metrekare ve 112 ada 97 parsel sayılı 51313,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kayıtlarına dayanarak davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde dava konusu taşınmazların dayanak kayıtlarının miktar fazlalıklarının, Hazineye ait 1999 tarih ve 2 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 112 ada 71, 72, 81, 82 ve 95 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline; 112 ada 97 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, 12.05.2008 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen kısımların kumsal olarak sınırlandırılmasına, (H) harfi ile gösterilen kısmın Hazine adına kalan bölümün payları oranında tespit malikleri adına tesciline, 112 ada 75 parsel yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, taşınmazın 12.05.2008 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (G) harfi ile gösterilen bölümünün kumsal olarak sınırlandırılmasına, kalan bölümünün tespit maliki adına tesciline, karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve çekişmeli 112 ada 75 parsel sayılı taşınmazın Hazine’nin taraf olduğu tescil ilamının kapsamında kaldığının anlaşılmasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2-Mahkemece, çekişmeli 112 ada 71, 72, 81 ve 95 parsel sayılı taşınmazların dayanakları olan vergi kayıtlarının ve 82 parsel sayılı taşınmazın dayanağı tapu kaydının sabit hudutlu olup kapsamlarının zemindeki sınırları itibarı ile belirleneceği taşınmazların etrafının kadimden beri aynı sınırlarla çevrili olup Hazine arazisine tecavüz olmadığı kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişinin zilyetlikle ilgili beyanları yeterli olmadığı gibi, taşınmazların niteliğinin tespiti yönünden alınan zirai bilirkişi raporu da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Ayrıca 112 ada 82 parsel sayılı taşınmazın tespit dayanağını oluşturan tapu kaydının oluşumuna esas Gülpınar Sulh Hukuk Mahkemesinin 1953/98 esas, 149 karar sayılı ilamında Hazinenin taraf olmaması nedeniyle ilamın Hazine’yi bağlamayacağı da gözardı edilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için, bölgede kesinleşmiş orman tahdidinin bulunup bulunmadığı merciinden sorularak varsa orman tahdit harita ve mazbataları, kesinleşmiş orman tahdidi yoksa 1/25.000 ölçekli memleket haritası, hava fotoğrafları, amenajman planları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraflarca bildirilecek taraf tanıkları, tespit bilirkişileri, 3’er kişilik orman bilirkişi kurulu ve ziraatçi bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında ormanla ilgili belgeler uygulanıp kapsamları belirlenmeli, yerel bilirkişilerden taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri, komşu taşınmazlara dayanağı olan kayıtlarla denetlenmeli, ormancı ve ziraatçı bilirkişi kurulundan taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların niteliğini gözlemlemeye imkan verecek şekilde fotoğrafları çektirilmeli, beraberde götürülecek fen bilirkişisine uygulanan tapu kaydı ve vergi kayıtlarının kapsamını belirten ve keşfi takibe imkan veren harita düzenlettirilmeli, taşınmazlar üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının yerlerinin tek tek harita üzerinde gösterilmesi sağlanmalı, fotoğraflar üzerinde taşınmazların konumları işaretlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz, davacı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile 71, 72, 81, 82 ve 95 sayılı parsellerle ilgili hükmün BOZULMASINA,
3-Mahkemece çekişmeli 112 ada 97 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı, bir kısmının ise taşlık kayalık alan olup imar ve ihyaya konu edilmediği, kalan kısmın ise tarım arazisi niteliğinde olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Hazine, adına tespit edilip kesinleşen dava dışı 112 ada 96 parsel sayılı taşınmazın dayanağını oluşturan tapu kaydı Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/136 esas ve 1995/278 karar sayılı 06.07.1995 tarihli tescil ilamına ve bu ilamın dayanağı olan 26.06.1995 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tescil krokisine dayandığı halde, keşif sonucu dosyaya sunulan fen bilirkişi raporunda 15.12.1993 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokinin zemine uygulandığı belirtilmiş olduğuna göre; zemine uygulanan krokinin tescil krokisi değil, tescil dosyası içinde bulunan bir başka keşif krokisi olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu husus üzerinde durulmadığı gibi, kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin araştırma da yetersiz olup bu konuda İçtihadı Birleştirme ve Hukuk Genel Kurulu kararlarında belirlenen usule uygun inceleme yapılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için, öncelikle Hazine adına tespit edilen dava dışı 112 ada 96 parsel sayılı taşınmazın dayanağını oluşturan tescil krokisi ile, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 9. maddesine göre idarece yapılmış kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı Bayındırlık İl Müdürlüğü’nden sorularak, varsa, kesinleşmiş kıyı haritası, yine varsa orman tahdit harita ve tutanakları; kesinleşmiş orman tahdidi bulunmadığının anlaşılması halinde ise, 1/25000 ölcekli memleket haritası hava fotoğrafları ve amenejman planları getirtilerek; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraflarca bildirilecek tanıklar ve tespit bilirkişileri ile, 3621 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre bu işlerde uzman olan jeolog veya jeomorfolog, harita mühendisi ve taşınmazın niteliğine göre ziraat mühendisi bilirkişi kurulu huzuruyla taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte yerel bilirkişi yardımı ile tapu kaydının haritası, idarece yapılıp, usulüne uygun biçimde kesinleşen kıyı kenar çizgisi haritası ve orman tahdit haritasının ölçekleri kadastro paftası ile çakıştırılmak suretiyle zemine doğru biçimde uygulanmalı; çekişmeli taşınmazın, Hazinenin dayandığı tapu kaydı ile, kıyı kenar çizgisi veya kesinleşmiş orman kadastro sınırlarının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, idarece yapılmış ya da usulünce kesinleştirilmiş kıyı kenar çizgisi bulunmaması halinde kıyı kenar çizgisi, 13.03.1972 tarih 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan kural ve yöntemler ile, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 4. maddesinde yer alan tanımlar ve aynı yasanın 9. madde hükümleri gözönünde tutularak 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İ.B.K gereğince mahkemece belirlenmeli; taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi kapsamında kalan orman olup, olmadığı; kesinleşmiş orman tahdidi bulunmaması halinde memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planından yararlanılmak suretiyle, Orman Yasası’nın 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olup, olmadığı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, kıyı ve kıyı kenar çizgileri açıkça belirlenmeli, 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, niteliğinin gözlemlenmesi amacıyla çekişmeli taşınmazın fotoğrafları çektirilerek bilirkişilerden yan kesit krokisi düzenlemeleri istenmeli, taşınmazın konumu bu fotoğraflar üzerinde işaretlettirilmeli, teknik bilirkişiden taşınmazın kayıt kapsamını, kıyı ve kıyı kenar çizgisinin konumunu ve tüm uygulamayı kadastro paftası üzerinde gösterir biçimde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile ve değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsiz, Hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.