YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10004
KARAR NO : 2023/333
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin,11.04.2022 tarihli ve 2021/405 Esas, 2022/148 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2022/1524 Esas, 2022/1457 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1.Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine,
2. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereği takdiri indirim nedeninin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile maktulün komşu oldukları, 14.05.2021 günü sanığın, maktulü vücudunun çeşitli yerlerinden kesici aletle yaralayarak suç aleti ile birlikte koşarak kaçtığı, Dörtyol Devlet Hastanesine kaldırılan maktulün hayati tehlikesi bulunduğundan dolayı … …. Üniversitesi Araştırma Hastanesine sevk edildiği ve hastanede gördüğü tedavi esnasında hayatını kaybettiği, maktulün vefatı üzerine yapılan otopsi neticesinde; maktulün ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği tespit edilmiştir.
Suç vasfı yönünden; Sanık ile maktul arasında dosya içerisinde bulunan beyanlara göre öldürmeyi gerektirir herhangi bir husumet olmadığı, olay tarihinde sanığın, maktulü “görüşelim” diyerek yanına çağırdığı, sonra aralarında tartıştıkları, bunun üzerine sanığın sinirlenerek yanında taşıdığı bıçağı maktule doğru salladığı, maktulün bıçak darbeleri neticesinde birçok yerinden yaralandığı, sonrasında yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği olayda, darbe sayısı, kullanılan alet, hedef alınan vücut bölgeleri, sanığın olay sonrası davranışları ve savunmaları dikkate alınarak sanığın bir anlık gelişen kastının öldürmeye yönelik olduğu ve somut olayda öldürme kastı ile hareket ettiği kabul edilerek kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Haksız tahrik yönünden; Her ne kadar sanık aşamalarda alınan savunmalarında maktulün kendisine küfretmesi ve sürekli kendi evine bakması nedeniyle duyduğu öfke ile haksız tahrik altında suçu işlediğini iddia etmiş ise de; tanık M.A.’nın “Aralarında konuşma olduğunu zannetmiyorum. Çünkü … maktul …’in yanına varır varmaz …Amca diye bağırmaya başladı. Ben oraya doğru koşarak … ile …’ın yanlarına doğru giderken …’ın elindeki bıçakla maktul …’e darbeler vurduğunu gördüm.” şeklindeki beyanı ve katılan R.P.’nin tutarlı beyanları dikkate alınarak sanığın savunmasına itibar edilmediği, sanığın yan delillerle desteklenmeyen, soyut ve ceza indiriminden faydalanmak amacıyla vermiş olduğu kabul edilerek sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı belirlenmiştir.
Takdiri indirim yönünden; Sanığın Uyap kaydından anlaşılan geçmişi, fiilden sonra ve yargılama sürecindeki olumsuz davranışları nazara alınarak şartları oluşmadığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmadığı belirlenmiştir.
2. Katılan R.P., tüm aşamarda olay günü komşuları olan …isimli kişiye bayramlaşmaya giderken kendi evinin damında olan sanığın, eşi olan maktule selam vererek bayramlaştığını, eşinin de sanığa aynı şekilde karşılık verdiğini, sanığın, eşine “seninle konuşmak istiyorum” dediğini, kendisi ve çocukların komşunun evinin bahçesine girdiklerini, yaklaşık bir dakika sonra eşinin yüksek sesle “…amca, …amca” diye bağırdığını, o anda bahçede bulunan …isimli kişinin oğlu tanık M.A.’nın hemen sokak üzerine çıktığını, kendisinin de onun peşinden çıktığını, eşinin kendilerinin üzerine kanlı bir şekilde geldiğini, eşini, tanık M.A.’nın aracıyla hastaneye götürdüğünü, eşinin hiçbir suçu yokken öldürüldüğünü, sanığın neden bu eylemi yaptığını anlamadığını, eşi, sanığa küfür etmiş olsaydı kesinlikle duyacaklarını beyan ettiği anlaşılmıştır.
3. Sanık savunması ve tanık M.A.’nın beyanı dava dosyasında mevcuttur.
4. 14.05.2021 tarihli olay görgü ve tespit araştırma tutanağı, aynı tarihli olay anını gören kamera ile suç aletinin bulunamadığına dair araştırma tutanağı ve olay yeri inceleme raporu, 15.05.2021 tarihli yakalama, rızaen teslim ve muhafaza altına alma tutanağı dava dosyasında bulunmaktadır.
5. 16.05.2021 tarihli adli muayene ve otopsi tutanağında;
“1 nolu yara- Boyun sol yanda çene kavsinin 1 cm ve sol kulak memesinin 5 cm altında yatay seyirli üzeri metalik süturlu(metalik süturlar açıldığında) bir ucu dar bir ucu geniş açılı 2×0.3 cm’lik kenarları düzgün görünümde muhtemel kesici delici alet yarası,
2 nolu yara- Sol dirsek üzerinde altında kas dokusunun görünür vaziyette olduğu, üzeri metalik süturlu(metalik süturlar açıldığında) bir ucu dar bir ucu geniş açılı 4.5x.0.5 cm’lik kenarları düzenli görünümde altında yara dokusu genişletildiğinde kemik dokusunun kesilmiş olduğu muhtemel kesici delici alet yarası,
3 nolu yara- Sağ meme başında 11 cm altında tüp torokotomi kesisinin altında üzeri metalik süturlu(metalik süturlar açıldığında) bir ucu dar bir ucu geniş açılı 3.5×1.5 cm’lik kenarları düzgün görünümde muhtemel kesici delici alet yarası,
4 nolu yara- 3 nolu yaranın 3 cm lateralinde üzeri metalik süturlu(metalik süturlar açıldığında) bir ucu dar bir ucu geniş açılı 3.5x1cm’lik kenarları düzgün görünümde muhtemel kesici delici alet yarası,
5 nolu yara- Batın sağ üst kadranda subkostal alanda mediayalde üzeri metalik süturlu(metalik süturlar açıldığında) bir ucu dar bir ucu geniş açılı 2×0.5 cm’lik kenarları düzgün görünümde muhtemel kesici delici alet yarası,
6 nolu yara- 5 nolu yaranın 3.5 cm lateralinde üzeri metalik süturlu(metalik süturlar açıldığında) bir ucu dar bir ucu geniş açılı 2×0.5 cm’lik kenarları düzgün görünümde muhtemel kesici delici alet yarası,
7 nolu yara- Sol skapulanın alt ucunun 2.5 cm altında orta vertebral hattın 2 cm solunda üzeri ip sütüre (süturlar açıldığında) bir ucu dar bir ucu geniş açılı 2.5×0.5cm’lik kenarları düzgün görünümde muhtemel kesici delici alet yarası,
8 nolu yara- Sırt alt bölüm sağ lomber bölge arkada orta vertebral hattın 1 cm sağında üzeri ip sütüre(süturlar açıldığında) bir ucu dar bir ucu geniş açılı 3.5x.0.5cm’lik kenarları düzgün görünümde muhtemel kesici delici alet yarası,
9 nolu yara- 8 nolu yaranın 2 cm altında ip sütüre(süturlar açıldığında) bir ucu dar bir ucu geniş açılı 3×0.5 cm’lik kenarları düzgün görünümde muhtemel kesici delici alet yarası,
10 nolu yara- Sol lomber bölge lateralde sol skapulanın alt ucunun 16 cm altında metalik süturlu(süturlar açıldığında) bir ucu dar bir ucu geniş açılı 3x1cm’lik kenarları düzgün görünümde muhtemel kesici delici alet yarası,
….,
Kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen ve iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği…”
Şeklinde görüş açıklandığı görülmüştür.
6. Sanığın adli sicil kaydı ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas alınan, İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2018 tarihli ve 2018/57 Esas, 2018/242 Karar sayılı ilamı dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Haksız Tahrik
1. Haksız tahrik kurumunun, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında;
“Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”
Şeklindeki düzenleme ile ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
2. Bu durumda haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade eder. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini
alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları (Örn: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 21.12.2021 tarihli ve 2021/1-262 Esas, 2021/660 Karar sayılı kararı; 09.12.2021 tarihli ve 2020/1-266 Esas, 2021/621 Karar sayılı kararı; 24.09.2020 tarihli ve 2020/1-5 Esas, 2020/376 Karar sayılı kararı; 17.10.2019 tarihli ve 2019/1-20 Esas, 2019/607 Karar sayılı kararı; 20.03.2018 tarihli ve 2016/1-625 Esas, 2018/109 Karar sayılı kararı) ile öğretide de kabul gören görüşler incelendiğinde, doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sâdır olmalıdır.
4. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’da, 765 sayılı Kanun’da yer verilen “ağır – hafif tahrik” ayırımına son verilerek tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verileceği, diğer hallerde ise maddede gösterilen iki sınır (¼ – ¾) arasında belirlenen oranda cezadan indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
5. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlemediğinin belirlenmesi önemlidir. Mağdurdan gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
6. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, tanık M.A’nın Emniyette; olay günü komşusu olan maktulün ailesiyle birlikte bayramlaşmak için kendisine geldikleri sırada sanığın, “… abi bir ara görüşelim” dediğini, katılanın ailesini kendisinin evine doğru yolladığını ve sanığın yanına doğru gittiğini, sokakta sanığı beklediğini, kendisinin o sırada bahçede tuvalet çukuru kazmakta olduğunu, bu nedenle olayı duyup gördüğünü, birden seslerin yükselmeye başladığını, maktulün yardım istemeye başladığını duyunca çukurdan çıkarak sokağa doğru koştuğunu, maktulü yerde yatar vaziyette, sanığı ise sokaktan evinin arka bahçesine elinde bıçakla kaçtığını gördüğünü, kendi aracıyla maktulü hastaneye götürdüğünü, sanık ile maktul arasında husumet olup olmadığını bilmediğini beyan etmesi, Mahkemede; “babam …ile birlikte orada bulunan ikametgahın tuvalet logarları için birlikte kuyu açıyorduk. Çalışma yaptığımız evimizin bahçesi hem maktulü hem de sanık …’ın evini görmektedir. … yanında eşi ve çocukları ile birlikte bizim eve bayramlaşmaya geliyorlardı. O sırada sanık … kendi evinin çatısında duruyordu. …, …’ı görünce kendisine hayırlı bayramlar diyerek seslendi. … da …’e elini kaldırarak bir saniye seninle bir şey konuşacağım dedi. … böyle söyleyince …’in yanında bulunan çocukları ve eşi bizim eve doğru yürümeye başladılar. … ise bizim evimizin önündeki çıkmaz sokakta kendi evinin kapısının önünde beklemeye başladı. …’ın ise bu sırada damdan inerek maktul …’in yanına doğru gittiğini gördüm. Aralarında konuşma olduğunu zannetmiyorum. Çünkü … maktul …’in yanına varır varmaz …Amca diye bağırmaya başladı. Ben oraya doğru koşarak … ile …’ın yanlarına doğru giderken …’ın elindeki bıçakla maktul …’e darbeler vurduğunu gördüm. … benim olay yerine doğru koştuğumu görünce …’e bir bıçak darbesi daha vurarak olay yerinden elindeki bıçakla koşarak uzaklaştı. Ben …’in yaralandığını ve kan revan içinde olduğunu gördüm. Bu sırada insanlar olay bölgesinde toplanmaya başlamışlardı. Ben hemen evimin bahçesinde bulunan aracımı alarak …’i hastaneye götürmek için yanına geldim. Bu sırada olay yerine gelen sanık …’ın üvey abisi O.T. maktule tampon yapmaya başladı ve ardından benim aracıma maktulü bindirerek O.T. ile birlikte … Dörtyol Devlet Hastanesine götürdük. … ile … arasında olay öncesinde herhangi bir husumet olup olmadığını bilmiyorum…” şeklindeki anlatımı ve katılan R.P.’nin aşamalardaki beyanları karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde “sanığın yan delillerle desteklenmeyen, soyut ve ceza indiriminden faydalanmak amacıyla vermiş olduğu bu beyanları göz önüne alınarak” gerekçesiyle haksız tahrik indiriminin uygulanmaması yönündeki Mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Takdiri İndirim
1. Cezanın hafifletilmesi sonucunu doğuran takdirî indirim nedenleri kanunî dayanağını, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinden almaktadır. Mezkûr hükmün birinci fıkrasına göre;
“Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.”
Şeklinde kaleme alınmıştır.
2. Yukarıda zikredilen hükmün ikinci fıkrası, Mahkemece takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstasları, bir diğer ifadeyle takdirin şekillenmesinde rol alacak kriterleri belirler. Buna göre;
“Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir.”
3. İlgili düzenleme incelendiğinde;
a) Failin geçmişi; failin suç işleme eğiliminin olup olmadığını,
b) Sosyal ilişkileri; failin düzenli bir sosyo-ekonomik statüsünün bulunup bulunmadığını,
c) Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları; fiilden sonraki davranışları ile hakkındaki soruşturmayı sürüncemede ya da neticesiz bırakma çabası içinde olup olmadığını ve yargılama sürecinde suçun ortaya çıkmasına yardımcı olup olmadığını,
d) Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri; yargılama neticesinde hükmolunacak sonuç ceza miktarının, cezanın caydırıcılığı yönünden fail üzerinde herhangi bir etkisinin bulunup bulunmayacağını,
İfade eder.
4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 11.07.1976 tarihli ve 15643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça vurgulandığı üzere, 765 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesini hüküm altına alan kanun koyucu, hâkime takdirî indirim hükmünün uygulanması konusunda geniş bir takdir yetkisi tanıyarak uygulamada çıkabilecek ve önceden öngörülme olanağı bulunmayan çeşitli hâlleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında hâkimin bu yetkisini kısıtlamaktan özenle kaçınmış ve bu tavrını 5237 sayılı Kanun’da da devam ettirmiştir. Nitekim, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında takdirî indirim nedenleri sıralandıktan sonra “gibi” denilmek suretiyle takdirî indirim nedenlerinin ilgili maddede sayılanlarla sınırlı olmadığı, aksine bunların örnek olarak belirtildiği açıkça vurgulanmıştır. Burada sayılan “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar” uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil, yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir. Bunun sonucu olarak da 5237 sayılı Kanun’un, takdirî indirim nedenleri yönünden sınırlayıcı sistemi değil, serbest değerlendirme sistemini benimsediği kabul edilmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.01.2012 tarihli ve 2011/4-277 Esas, 2012-4 Karar sayılı kararı) O hâlde takdiri indirim nedeni uygulama/uygulamama yetkisi Mahkemenin takdirindedir. Ancak bu takdir yetkisi, sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdirî indirim nedeninin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine ve ilgili kanun hükümlerine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağında şüphe bulunmamaktadır.
5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Gerekçe, verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Kanunî ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır.
6. Buna göre öncelikle, kurulan hükümde takdirî indirim nedeninin uygulanmamasının, hukuk kurallarını zedeleyen, Kanun’un maksat ve amacına aykırı düşen, vicdanları rahatsız eden bir yanının olup olmadığı, diğer bir anlatımla takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin ‘makul’ ve ‘makbul’ olup olmadığı yürürlükteki mevzuat hükmüne göre irdelenmeli akabinde ise takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin, kanunî bir gerekçeye dayanıp dayanmadığı saptanmalıdır.
7. Bu tespitler kapsamında somut olay incelendiğinde, Mahkemece “Uyap kaydından anlaşılan geçmişi, fiilden sonra ve yargılama sürecindeki olumsuz davranışları nazara alınarak” şeklindeki dava dosyası kapsamına uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2022/1524 Esas, 2022/1457 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.