Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/3541 E. 2022/7016 K. 26.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3541
KARAR NO : 2022/7016
KARAR TARİHİ : 26.10.2022

MAHKEMESİ : KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın reddine dair verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazdaki 58 numaralı bağımsız bölümünü 25/01/2016 tarihli ve 2521 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya bıraktığını, taşınmazın 27/01/2016 tarihinde ise satış suretiyle davalı adına tescil edildiğini, davalı ile 2015 yılı Aralık ayında evlendiğini, evlendikten sonra davalının baskılarına dayanamayarak sözleşme yapmak zorunda kaldığını, sözleşme imzalandıktan sonra davalının kendisi ile ilgilenmediği gibi davalı ile aynı çatı altında dahi kalmadıklarını, davalının ölünceye kadar bakma akdinin tapuya şerh edilmesi gerektiğini söyleyerek kendisini kandırdığını, Türk hukuk sistemini bilmemesi ve davalıya olan gönül bağı nedeniyle iradesini fesada uğrattığını, taşınmazını satış suretiyle devretmeye mecbur kaldığını, satış suretiyle devri eşine karşı açtığı boşanma davası ile öğrendiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde tazminata karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, davacının uzun süre evlenmek için kendisini ikna etmeye çalıştığını, evlilik teklifini kabul edince düğün ve altın için bankalara kredi başvurusu yaptığını, ancak davacının krediyi almasına müsaade etmediğini, bu durum karşısında kendisine dava konusu taşınmazı hediye ettiğini, yüksek vergi ve harç tutacağından bahisle ölünceye kadar bakma akdi ile devretme yoluna gittiğini, sonra vazgeçtiğini, harcı daha düşük olduğundan tapuda devrin satış olarak gösterildiğini, bu hususta hiçbir yönlendirmesi olmadığını, davacının taşınmazı hediye ettiğine dair kamera kayıtları bulunduğunu, iddiaların gerçek dışı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29/12/2020 tarihli ve 2016/107 E., 2020/613 K. sayılı kararıyla; ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda davalının edimlerini yerine getirmediği, davacının iradesinin fesada uğradığı, davacının yaşı ile mevcut durumu kullanılarak bu işlemin gerçekleştirilmiş olduğu, davalı tarafça dava konusu taşınmazın düğün hediyesi olarak devredildiği iddia edilmiş ise de ispatlanamadığı, davacının ölünceye kadar bakma sözleşmesine taraf olma iradesiyle düğün hediyesi iddiasının bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Kaldırma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 17/03/2021 tarihli ve 2021/233 E., 2021/218 K. sayılı kararıyla; davalının sunmuş olduğu CD içerisindeki görüntü kayıtlarının araştırılmadığı ve rapor haline getirilmediği, CD çözümünün yaptırılarak uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiği; davacı taraf dava dilekçesinde hata, hile, ikrah hukuksal sebebine dayalı tapu iptali tescil talebinde bulunmuş ise de; esas hakkındaki beyanını içerir dilekçesinde iradesinin fesada uğratıldığını belirterek korkutmadan/ikrahtan bahsettiği, bu durumda eğer dava dilekçesindeki açıklama yetersiz görülürse, davacıya davayı dayandırdığı hukuki sebebi açıklamak üzere HMK’nın 31. maddesi gereğince süre verilmesi, davanın hata, hile veya ikrah hukuksal sebeplerinden hangisine dayandığının açıklattırılması gerektiği, ilk derece mahkemesince oluşturulan kararın, gerekçeli kararda olması gereken hususları içermediği, gerekçeli kararın dayandığı hukuksal sebebin net bir şekilde şüpheye yer vermeyecek, herkes tarafından anlaşılabilecek ve istinaf incelemesine uygun nitelikte olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4-6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 12/11/2021 tarihli ve 2021/205 E., 2021/550 K. sayılı kararıyla; davalının ölünceye kadar bakım sözleşmesi gereği edimlerini yerine getirmediği, evlilik akdinin yapılacağına dayalı olarak davacının taşınmazı davalıya devrettiği ancak davacının satış yolu ile devre ilişkin iradesinin fesada uğradığı, dosya içerisinde yer alan CD incelemesi neticesinde davacının yaşı ve mevcut durumu kullanılarak işlemin gerçekleştirilmiş olduğu, iradesinin aldatma neticesinde fesada uğradığı, davalı taraf her ne kadar taşınmazın düğün hediyesi olarak kendisine devredildiğini iddia edilmiş ise de evlilik birliğinin kurulmasının ve devamının dava konusu taşınmazın devrine bağlanmış olması dikkate alındığında taşınmazın düğün hediyesi olarak devredilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
5. İstinaf Nedenleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iradesinin aldatma neticesinde fesada uğradığı hususunun tamamıyla hatalı kararın bahanesi yapıldığını, davanın her aşamasında eksik görüldüğünü, yerel mahkeme kararının ve gerekçesinin net bir şekilde şüpheye yer vermeyecek nitelikte yazılmadığını, dinlenen tanık beyanları dikkate alınacak olursa davacının tanıklarının beyanlarının duyuma dayalı olup görgüye dayalı hiçbir bilgilerinin olmadığını, davacı tanıklarının davalıya da husumet beslediklerini, harçların yüksek olması nedeniyle davacının taşınmazı davalıya tescil ettiğini, bu haliyle hataya düşülmediğini, hile ve gabin olmadığını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
6. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29/03/2022 tarihli ve 2022/244 E., 2022/449 K. sayılı kararıyla; gerek dosyadaki tanık anlatımları, gerekse kaldırma kararından sonra dosya arasına alınan CD’nin incelenmesindeki tespitlere göre, davacının kendi hür iradesiyle davaya konu taşınmazı davalıya devrettiği, davacının devir esnasında iradesinin fesada uğratıldığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bölge adliye mahkemesinin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali anlamı taşıyacak şekilde duruşmasız olarak karar verdiğini, davacının, davalının bitip tükenmek bilmeyen maddi talepleri nedeni ile davalıdan boşandığını, davalının borçlarını kapatması için davacı tarafından ödemeler yapıldığını, bu hususun mesajlarda da yer aldığını, davacının; davalının aldatması neticesinde, davalının evlillik birliğinin devamını dava konusu taşınmazın devrinin kendisine yapılmasını şart koşmuş olması nedeniyle, evlilik birliğinin ve huzurunun bozulacağı korkusu altında işlem yaptığını, aldatma olmasa işlemin yapılmayacağı açık olup davacının aldatma ve korku ile bu hukuki işlemi iradesi fesada uğrayarak gerçekleştirdiğini, işlemin bağış olarak kabul edilmesi halinde davacının bu bağış iradesinden 1 yıllık süre içerisinde dönüp dönmediği hususunun irdelenmediğini, davalının yönlendirmesi ve psikolojik baskısı neticesinde davacının iradesinin fesada uğradığını bildirerek ve önceki beyanları tekrarla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hata (yanılma), hile (aldatma), ikrah (korkutma) hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1.Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) tıpkı 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 ve 32. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur.
Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi TBK’nin 35. (BK’nin 25.) ve TMK’nin 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın.
Hemen belirtmek gerekir ki, sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, TBK’nin 35. (BK’nin 26.) maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir.
Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def’i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca hatanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir.
3.2.2.Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
3.2.3. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 37. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 29.) maddesine göre, bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK’nin 38. (BK’nin 30.) maddesinde belirtildiği üzere korkutmadan (ikrahtan) söz edilebilmesi için, tehdidin sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması, yani sözleşmenin tehdidin yarattığı korku sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir.
Hemen belirtmek gerekir ki, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def’i veya dava yoluyla da kullanılabilir. (TBK’nin 39. m.) Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için, yerine getirilen edim istihkak davası (tapulu taşınmazlarda iptal ve tescil davası), bunun mümkün olmadığı hallerde sebepsiz zenginleşme davası ile geri istenebilir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde oluşuna, (IV./6.) no.lu paragrafta yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, onama harcı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 26/10/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.