YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7146
KARAR NO : 2023/468
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 22.02.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin örgüt kapsamında uyuşturucu ticareti yapma ve örgüt üyesi olma suçlarından beraatine karar verilen ceza dosyası kapsamında, 04.06.2009 tarihinde gözaltına alınması, 06.06.2009 – 19.04.2013 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle oluşan 100.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi zararının gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 24.05.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davacının nüfus ve adli sicil kaydının dosya kapsamına alınması, davanın açılması için avukatına yetki verip vermediğinin, davanın süresinde açılıp açılmadığının, kendi kusurlu hareketi ile tutuklanıp tutuklanmadığının, aynı konu ve nedene dayalı başka bir dava açılıp açılmadığının, tutuklu kaldığı sürenin başka bir cezasından mahsup edilip edilmediğinin araştırılması gerekir. İstenen tazminat miktarı fahiştir. Davacının dava dilekçesinden tutuklanmadan önce ne … yaptığı anlaşılmadığından istenen tazminat miktarını haklı gösterecek delil bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, reddedilen kısım üzerinden hesaplanacak nisbî vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi gerekmektedir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2018 tarihli ve 2017/45 Esas, 2018/94 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 28.06.2019 tarihli ve 2018/3083 Esas, 2019/2821 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.10.2021 tarihli ve 2019/87217 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi; 5271 sayılı Kanun’un 141 inci ve 144 üncü maddeleri arasında düzenlenen tazminat istemine ilişkin koşulların somut olayda oluşmadığına, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna, reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, örgüt faaliyeti kapsamında uyuşturucu madde ticareti yapma ve sağlamak suçlarından 04.06.2009 tarihinde gözaltına alındığı, 06.06.2009 tarihinde tutuklandığı, 19.04.2013 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucunda … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.05.2013 tarih, 2009/204 Esas 2013/76 Karar sayılı kararı ile kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulmuş çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçlarından mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi ile Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 12.11.2015 tarih, 2015/3151 Esas 2015/32886 Karar sayılı kararı ile … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin ilgili kararının davacı yönünden bozulması üzerine … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2016 tarih, 2016/49 Esas 2016/394 Karar sayılı kararı ile davacının atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verildiği, kararın 02.01.2017 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin 22.02.2017 tarihinde tazminat davası açtığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından, davacınının gözaltına alındığı 04.09.2009 tarihinden önce yaptığı … ile ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydı olmadığından ve kayıt dışı çalıştığından, kendisi adına herhangi bir … yeri işletmediğinden, davacının çalıştığına dair SGK veya vergi kaydına ilişkin resmi evrakı da sunamadıklarının açıkça bildirildiği; bu hali ile davacı lehine maddi tazminatın asgari ücret üzerinden belirlenmesi gerektiği anlaşılarak; 14.03.2012 – 30.09.2012 tarihleri ve 30.09.2012 – 04.10.2012 tarihleri arasında tutuklama müzekkeresinin infazına ara verildiği de gözetilmek suretiyle, bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere 22.861,08 TL maddi tazminatın haksız gözaltı tarihi olan 04.06.2009 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, atılı suçların toplumda eleştirilen suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak ve suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçlarına ilişkin olması, davacının gözaltı ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı ve tutuklulukta geçirdiği ile gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının davacının üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler dikkate alınarak, sebepsiz zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde makul olduğu kabul edilen 20.000,00 TL manevi tazminatın da haksız gözaltı tarihi olan 04.06.2009 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Davacının gözaltına alındığı ve tutuklu kaldığı 04.06.2009 – 19.04.2013 tarihleri arasındaki toplam 1415 günlük süreden 204 günün infaz görmediği, buna göre tazminata esas alınması gereken toplam gözaltı ve tutukluluk süresinin 1211 gün olduğu ve bu süre dikkate alındığında, o tarihlerdeki net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya göre davacının maddi kaybının 25.505,31 TL olduğu halde, mahkemece hesap hatası sonucu 22.861,08 TL maddi tazminata hükmedilmesi ve davacı tarafın talep etmiş olduğu manevi tazminat miktarının belirlenmesinde objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın, davacının sosyal ve ekonomik durumu ile geliri, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak şekilde, hak ve nefaset kurallarına uygun makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yerel mahkemece 20.000,00 TL olarak bu ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmedilmesi kanuna aykırı bulunmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; hüküm fıkrasının birinci bendinde yazılı maddi tazminata ilişkin ”22.861,08” ibaresi çıkarılarak yerine “25.505,31” ibaresinin eklenmesi ve manevi tazminata ilişkin ”20.000,00” ibaresinin çıkarılarak yerine “40.000,00” ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/49 E., 2016/394 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından 04.06.2009 – 19.04.2013 tarihleri arasında 1415 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, tutukluğun 1211 gün infaz gördüğü, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 02.01.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci ve 144 üncü maddeleri arasında düzenlenen tazminat istemine ilişkin koşulların somut olayda oluşmadığına ilişkin temyiz istemi yönünden;
5271 sayılı Kanun’un “Tazminat isteyemeyecek kişiler” başlıklı 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan ”Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar” hükmü ve madde gerekçesinde yer alan “Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suçu işlediğini veya suça katıldığını ifade ederek gözaltı veya tutuklamaya neden olmuş ise tazminat istemeye hak kazanmayacaktır.” ibaresi göz önünde bulundurularak, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında üzerine atılı suçu ikrar etttiği anlaşılan davacı yönünden tazminat isteme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna ilişkin temyiz istemi yönünden;
Kabul ve uygulamaya göre; nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespitinin gerektiği göz önünde bulundurularak, bölge adliye mahkemesi tarafından belirlenen manevi tazminat miktarının fahiş olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin temyiz istemi yönünden;
Kabul ve uygulamaya göre; ancak davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı kurum lehine, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekâlet ücretine hükmedilebileceği göz önünde bulundurularak, davanın kısmen kabulü haline davalı kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 28.06.2019 tarihli ve 2018/3083 Esas, 2019/2821 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.