Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/5186 E. 2009/792 K. 19.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5186
KARAR NO : 2009/792
KARAR TARİHİ : 19.02.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili müvekkiline ait, davalı şirkete trafik sigortalı 0 … plakalı aracın karıştığı trafik kazasında … plakalı karşı araçta meydana gelen hasarın davalı tarafından ödendiğini, ödenen miktarın davacının kaza sırasında alkollü olduğu gerekçesiyle davalı … tarafından rücuen tahsili amacıyla müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını belirtip, kaza sonrası yapılan alkol ölçümünün doğru olmadığını, müvekkilinin sürüş yeteneğini kaybedecek derecede alkollü olmadığını ve kazanın alkolün etkisi ile meydana gelmediğini belirterek, davacının borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, davalının kötü niyetli olması nedeniyle tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının kaza sırasında alkollü ve kusurlu olduğunu bildirip, kazanın davacının alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini belirterek davanın reddiyle, davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, tüm dosya kapsamına ve davacının olay anında %50 promil üzerinde alkollü olarak araç kullandığının yasal delillerle ispatlanamamasına göre, davacının haksız eylem hukuksal nedenine dayalı olarak menfi tespit davasının kabulüne, davalıya İzmir 18. İcra Müdürlüğü’nün 2007/3160 esas sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat nedeniyle yapılan icra takibinde, davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
2918 Sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin“ Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “ alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında” alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden K.T.K.nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlemesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından Karayolları Trafik yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda trafik kazası tespit tutanağına göre kaza 14.04.2007 günü saat 23:00’de meydana gelmiştir. Davacı …’ın kazadan 10 dakika önce düzenlenen alkol raporunda, 0.25 promil, kazadan 18 dakika sonra trafik polis ekiplerince düzenlenen raporda ise, 0.54 promil alkollü olduğu kazadan 2 saat 15 dakika sonra hastanede yapılan kontrolde ise, davacının kanında 0.10 promilin altında alkol olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda yapılacak iş, sürücünün alkol aldığı kabul edilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında olup olmadığı üzerinde durulmalı, içinde nörolog doktorunda bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.