Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/3859 E. 2009/4710 K. 29.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3859
KARAR NO : 2009/4710
KARAR TARİHİ : 29.06.2009

MAHKEMESİ :Denizli Asliye 1. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu otomobilini diğer davalı şirkete satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu otomobilin satış yapıldıktan sonra dahi borçlu tarafından kullanılmaya devam edildiğinin tanık beyanları ile anlaşıldığı ve İİK’nın 277 vd maddelerindeki şartların davacı lehine oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların alacaklı yönünden geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
İptal davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir ( İİK. md. 277 ). Bu husus, dava şartı olup, hakim görevi gereği doğrudan gözetmek zorundadır. Dava dosyası kapsamına göre, davacı tarafından İİK.nun 143.maddesi gereğince kesin aciz belgesi sunulmadığı gibi icra dosyası içinde bulunun 24/11/2006 tarihli haciz tutanağı da İİK’nın 105/2. maddesi hükmünce geçici aciz belgesi niteliğinde değildir. Zira borçluya ait olduğu iddiası ile hacze gidilen konutta, yöneticiden evde başkalarının oturduğu bilgisi alındıktan sonra içeri dahi girilmeden borçlunun haczi kabil malı bulunmadığı zapta geçirilmiştir. Bu hali ile borçlunun borcu karşılayacak miktarda haczi kabil malı bulunmadığı usulünce belirlenmiş değildir. Eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Kabule göre de; davalı borçlu ile 3. kişi şirketin ortakları arasında tanıdıklık, ortaklık, akrabalık belirlenemediği gibi yapılan satışta edimler arasında aşırı fark bulunmamaktadır. Bu hususlar nazara alınmadan borçludan alacağı olduğunu belirten tanık ile davacının eşinin ifadesine göre davalı borçlunun satılan aracı kullanmaya devam ettiği gerekçesi ile yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı borçlu ve davalı şirket vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 29.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.