Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4031 E. 2022/9281 K. 21.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4031
KARAR NO : 2022/9281
KARAR TARİHİ : 21.12.2022

MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.12.2017 tarih ve 2014/389 E- 2017/1233 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.03.2021 tarih ve 2020/637 E- 2021/319 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekilleri Av. … ile Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin kablo imal eden ve satan bir firma olduğunu, faaliyet gösterdiği metal piyasasında metallerin fiyatlarının Londra Metal Borsasında belirlenmekte olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirkete kablo siparişi vermiş olduğunu, müvekkilinin siparişe istinaden kablo imal etmek için, Londra metal borsasının birim fiyatı üzerinden bakır bağlattığını, bedelini ödemiş olduğunu, davalı şirkete mail yolu ile 21.09.2011 tarihinde fiyat teklifi gönderilmiş olduğunu, davalının satın alma siparişini mail kanalı ile vermiş olduğunu, ancak daha sonra siparişini iptal etiğini bildirmesi nedeniyle bakırların elde kaldığını ve 3. kişilere daha düşük fiyatla satıldığını ileri sürerek şimdilik 100.000 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek bankaların bu dövize uyguladığı en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir, ısalah dileçsi ile talebini 403.031,25 USD’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; geçerli bir sözleşme kurulmadığını, davacının siparişin teyit edildiğini iddia ettiği satın alma siparişine ilişkin makul sürede kabul beyanında bulunmadığını, davalının satın alma siparişinin son sayfasının “Açıklamalar” kısmında; “Sipariş onayı tarafınıza ulaştığında teyit yazısı gönderilmelidir” şerhini düştüğünü ve davacı taraftan teyit beklediğini de açıkça belirttiğini, bunun üzerine davacının teklifi teyit etmediğini, siparişin kendilerince 26.09.2011 tarihinde e-posta yoluyla iptal edildiğini, Londra borsası bakır fiyatlarının esas alınacağına dair ortada bir sözleşme bulunmadığını, davacının satın aldığını iddia ettiği bakırları davalı için değil diğer müşterileri için veya stoklama amacıyla satın aldığını, davacının, taraflar arasında henüz sözleşme kurulmamışken dava dışı …’a sipariş verdiğini, ayrıca davacı 2 gün içerisinde bu siparişten dönme imkanı varken bu imkanı da kullanmadığını, bu nedenle zarardan kendisinin sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında alım satım sözleşmesinin kurulduğu, sözleşme kurulduktan sonra davalının 26.09.2011 tarihinde mail göndererek sözleşmeden döndüğünü davacıya bildirdiği, davalının herhangi bir sebep belirtmeden sözleşmeden dönmesi nedeniyle davacının bu sebeple doğacak müspet zararını karşılama yükümlülüğü bulunduğu, sözleşme konusu 375 ton olduğu dikkate alındığında davalı tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının zararının 403.031,25 USD olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 403.031,25 USD’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 100.000 USD yönünden dava tarihinden, 303.031.25 USD yönünden ise ıslah tarihinden tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi gereğince faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; usul ve yasaya uygun karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle davacının zararının TBK 236. maddesi gereğince hesaplanmış olmasına göre davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin tüm gtemyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 55.257,93 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.