Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/9489 E. 2023/252 K. 02.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9489
KARAR NO : 2023/252
KARAR TARİHİ : 02.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Akrabayı kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.05.2021 tarihli ve 2020/11, 2021/167 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında akrabayı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrası (d) bendi, 35 inci maddesi ikinci fıkrası, 29 uncu maddesi birinci fıkrası, 62 nci maddesi birinci fıkrası, 54 üncü maddesi birinci fıkrası, 53 üncü madde birinci fıkrası ve 63 üncü maddesi birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 08.10.2021 tarihli ve 2021/2240 Esas, 2021/2204 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan Kurum vekilinin istinaf başvurularının kabulüyle;
“A- Mağdur hakkında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 06/12/2019 tarihli raporda” mağdurun yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığı ile duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı hususlarının şahsın olay tarihinden 6 ay sonra müracaat ettirilmesi halinde yapılacak olan muayenesi ile değerlendirileceği” belirtilmesine rağmen mağdurun yaralanmasının “yüzde sabit ize neden olup olmadığı, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı” hususlarında rapor aldırılarak ceza miktarının buna göre tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmediği,
B- Mağdurun her bir yaralanmasının ayrı ayrı ve müştereken, batın veya toraksa nafiz olup olmadığı, iç organ yaralanmasına sebebiyet verip vermediği, yaşamını tehlikeye sokup sokmadığı, kemik kırığına neden olup olmadığı, yüzde sabit ize neden olup olmadığı, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı, basit bir tıbbi tedavi ile giderilip giderilemeyeceği yönünde Adli Tıp Kurumundan ayrıntılı raporunun aldırılarak ceza miktarının buna göre değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmediği,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1- Gerekçeli karar başlığında, 18/11/2019 olan suç tarihinin 19/11/2019 olarak yanlış yazıldığı,
2- Katılan kurum kendisini vekille temsil ettirmesine rağmen katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmediği,
3- Sanığın ve mağdurun soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde mağdurun sanığa küfür ettiğine yönelik herhangi bir beyanda bulunmamaları, mağdurun kovuşturmadaki ifadesinde ise sanığın kafasına vurması ve üzerinde taşıdığı bıçağı çıkartarak göstermesinden sonra küfür ettiğini

ifade etmesi karşısında ilk haksız hareketin sanık tarafından gerçekleştirildiği, mağdurun kendisini darp eden ve silahla saldıran sanığa küfür etmesi şeklindeki eyleminin sanık lehine haksız tahrikte dengenin bozulmasına da neden olmayacağı, mağdurdan kaynaklanan ve sanığa yönelen haksız tahrik oluşturacak başkaca herhangi bir söz ve davranış da bulunmadığı bu nedenlerle haksız tahrik koşullarının oluşmadığı anlaşılmasına rağmen delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanık hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edildiği,” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2021 tarihli ve 2021/235 Esas, 2021/462 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında akrabayı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 82 nci maddesinin birinci fıkrası (d) bendi, 35 inci maddesi ikinci fıkrası, 29 uncu maddesi birinci fıkrası, 62 nci maddesi birinci fıkrası, 54 üncü maddesi birinci fıkrası, 53 üncü madde birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 22.06.2022 tarihli ve 2022/2027 Esas ve 2022/1964 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin, katılan kurum vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında akrabayı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 82 nci maddesinin birinci fıkrası (d) bendi, 35 inci maddesi ikinci fıkrası, 62 nci maddesi birinci fıkrası, 54 üncü maddesi birinci fıkrası, 53 üncü madde birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi birinci fıkrası uyarınca 14 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan kurum vekilinin sanık hakkında hüküm tesis edilirken delil ve ifadeler yeterince araştırılmadan sanık lehine hüküm tesis edildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık …’in 18.11.2019 günü, saat 21.30 sıralarında annesi olan mağdur …’nın evine gittiği, evde bulunan annesinin erkek arkadaşı mağdur …’ı diğer odaya göndererek annesi mağdur …’ya …diye bir adamla konuşup konuşmadığını sorduğu, mağdur …’nın ise hakaret ederek özel hayatına karışmayacağına ilişkin cevap vermesi üzerine sanığın mağdura yumruk ve tekme ile vurmak suretiyle darp ettiği, üzerinde bulunan kahverengi saplı ekmek bıçağını mağdurun sol bacağına vurduğu, bıçağın sap kısmından kırılması üzerine mutfağa gidip siyah saplı ekmek bıçağını aldığı, annesi mağdur …’nın karnına ve sırtına bu bıçağı vurduğu diğer odada bekleyen mağdur …’ın sesler üzerine gelerek araya girdiği, sanık

…….,’in mağdur …’ı bıçakla sol dirseğinden yaraladığı, sanık …’in polise haber vermemeleri için annesi mağdur … ve mağdur …’ın telefon cihazları ile evin anahtarını alarak dışarıya çıktığı, kapıyı mağdurların üzerine kilitlediği, mağdur …’ın yanındaki yedek anahtar ile kapıyı açarak komşulardan yardım istediği anlaşılmıştır.

Suç vasfı yönünden; sanık …’in üzerinde öldürmeye elverişli ekmek bıçağı bulunduğu halde annesi mağdur …’nın evine gittiği, sanığın mağdur …’nın kafasına yumrukla vurup, karnına tekme atması üzerine koridora kaçan mağdurun peşinden gittiği, burada adli emanette bulunan kahverengi saplı ekmek bıçağı ile annesinin sol bacağına saplayıp geri çektiği, bıçağın sap kısmından kırılması üzerine mutfağa giderek eline başka bıçak aldığı, sanığın, mağdurun hayati bölgelerini hedef aldığı ve olayda kullanılan silahın elverişli vasıta olduğu, sanığın olaydan sonra mağdurların sağlık görevlileri ya da polisten yardım almalarını engellemek için telefonlarını aldığı ve kapıyı kilitlediği bu nedenlerle sanığın fiili ile ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturacağı değerlendirilmiştir.

Haksız tahrike yönelik olarak; sanığın annesi olan mağdura olay günü …diye bir adamla konuşup konuşmadığını sorması üzerine, mağdur …’nın kovuşturma aşamasında alınan beyanında da kabul ettiği üzere sanıkla tartışmaya başlaması ve tartışmayı kimin başlattığının tespit edilememesi nedeniyle sanık lehine yorumlanarak haksız tahrik hükümleri uygulanmıştır.

2. Sanık üzerine atılı suçu haksız tahrik altında gerçekleştirdiğini ikrar etmiştir.

3. Mağdur … tanık ….’nin beyanları dosya içerisinde mevcuttur.

4. Mağdur … hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 03.11.2021 tarihli raporda:
“Kesici delici alet ve darp yaralanması sonrası muayenesinde: Sağ uyluk posteriorda 2 cm.’lik, sol skapula altı lateralde (sol lateral göğüs duvarında) 3-4 cm.’lik, sol uyluk lateralinde 3 cm.’lik, sol uyluk posteriorunda 2 cm.’lik, sağ el bilek lateralinde 2 cm.’lik, sağ guliteal bölgede 2 cm. anal bölge üstü her iki gluteal bölgede 1’er cm.’lik yüzeyel; sağ el 3. Parmakta 1 cm.’lik, sağ kaş üzerinde “C” şeklinde; bunun 4 cm. altında 1 cm.’lik kesi, sağ frontalde abrazyon görüldüğü,
BT’de: Pnömotoraks, sol diyafragmada minimal rüptür ve dalak laserasyonu izlendiği,
Genel cerrahi konsultasyonunda: Dalakta grade 3. Laserasyon, dalak alt polde 5 cm.’ye ulaşan laserasyon ile uyumlu görünüm izlendiği, dalak komşuluğunda kaudal kesimde 3 cm. boyunda hematom ile uyumlu görünüm; subhepatik alanda da yoğun danstile hemorajik nitelikte sıvı izlendiği, sol 8 kotta deplase fraktür görüldüğü, 7-10 kot komşuluklarında cilt, cilt altı ve kas planları içinde amfizem ile uyumlu görünüm izlendiği, bu alanda batına nafiz yaralanma bulgusu mevcut olup, dalak laserasyonuna komşu olduğu, sağ perineal bölgede 3,5 cm. boyutunda içinde hemorajik danistelerin bulunduğu.
Sol toraks tüpü+kapalı su altı drenajı uygulandığı belirtilmiş, ek patoloji bildirilmediği görülmüştür.

02/11/2021 tarihinde yapılan muayenesinde ve kişinin ibraz ettiği kadarıyla: Göbek ile sternum arası orta hatta 17 cm. boyunda operasyon izi, sol femur dışta 1 cm.’lik skar görülmüş; diyafram ameliyatı olduğunu, diğer yaralarının iyileştiğini, halihazırda hiçbir tıbbi yakınması veya nefes darlığı olmadığı beyan edilmekle,
Mevcut tıbbi belgeler ve muayene ve bulgularına istinaden;
SONUÇ:
Şahısta tarif ve tespit edilen yaraların ayrı ayrı değerlendirilmesinde;
A- Göğüs duvarı lateraldeki (sol skapula altı lateral) kesici-delici alet yarasının; göğüs ve karın içine nüfuz edip, dalak ve diyafragma solda hasar oluşturduğundan, kendi başına;
-Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLDUĞU,
-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
-Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden OLMADIĞI,
B- Her iki uylukta, sağ bilek lateralinde, sağ guliteal bölgede, her iki guliteal bölgede 1’er cm.’lik yüzeyel; sağ el 3. Parmaktaki kesilerin kendi başlarına,
-Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,
-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU
C- Sağ perineal bölgedeki kesinin kendi başına,
-Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,
-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
D- Sağ kaş üzerindeki kesinin ve alındaki abrazyonun iyileştiği, kendi başlarına
-Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,
-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU,
-Yüzde sabit iz niteliğinde OLMADIĞI,
E- Sol 8 kotta deplase fraktürün kendi başına;
-Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,
-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
-Vücuttaki kemik kırık ve çıkıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif(1), Orta(2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; şahısta saptanan kırığın; hayat fonksiyonlarını ORTA (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu,
F- Vücutta belirtilen yarların birlikte değerlendirilmesinde:
-Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLDUĞU,
-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
-Vücuttaki kemik kırık ve çıkıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif(1), Orta(2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; şahısta saptanan kırığın; hayat fonksiyonlarını Orta(2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu,
-Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden OLMADIĞI,
-Yüzde sabit iz OLMADIĞI, kanaatini bildirir rapordur.” şeklinde görüş belirtilmiştir.

5. Sanık hakkında ……, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 03.11.2020 tarihli rapora göre sanığın ceza ehliyetinin tam olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 32 inci maddesinden yararlanamayacağı belirtilmiştir.

6. Olay yerinde yapılan incelemeye istinaden düzenlenen olay yeri inceleme tutanağı dosya içerisinde mevcut olduğu tespit edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık …’in, mağdur …’nın oğlu olduğu, olay tarihinden yaklaşık 1 yıl kadar önce mağdur …’nın sanığın babası olan tanık … ile boşandıkları, sanığın, evlilik süresi boyunca ve boşandıktan sonra annesi olan mağdurun başka erkeklerle konuşmasından rahatsız olduğu, olay günü saat: 22.30 sularında üzerine suçta kullandığı bıçağı alan sanığın bu konuyu konuşmak amacıyla mağdurun evine gittiği, mağdur …’ya konuşmak istediğini söyleyen sanığın evin içerisine girdikten sonra diğer mağdur …’dan kendilerini yalnız bırakmasını isteyen sanığın üzerinde bulunan bıçağı çıkartarak mağdura vurmaya başladığı, sanığın, suçta kullandığı bıçağın yamulması üzerine ikametin mutfak kısmına geçerek buradan bir başka bıçak aldığı ve mağdura doğru yeniden gittiği esnada mağdur …’ın kendisini engellemeye çalışması üzerine bıçakla mağdur …’ın sol koluna vurduktan sonra mağdur …’ya yönelerek yeniden bıçakla mağdur …’ya vurmaya başladığı, mağdurun yere düşmesi üzerine sanığın, mağdur … ve mağdur …’a ait cep telefonları ile evin anahtarını alıp kapıyı mağdurların üstüne kilitleyerek evden ayrıldığı, mağdur …’ın yanında taşıdığı yedek anahtarla evin kapısını açıp üst katta bulunan komşuları tanık …’dan yardım istediği anlaşılmıştır.

Suç vasfı yönünden; sanığın suçta kullandığı aletin elverişliliği, hedef aldığı vücut bölgeleri, mağdurun sanığın eylemi sonucu yere düşmesi nedeniyle sonuç aldığını düşünen sanığın, mağdurların olayı haber vermelerini engellemek amacıyla mağdurlara ait cep telefonlarını ve evin anahtarını alıp kapıyı mağdurların üzerine kilitleyerek evden ayrılması şeklinde gösterdiği davranışlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın mağdur …’ya karşı gerçekleştirdiği eylemindeki kastının mağdur …’yı öldürmeye yönelik bulunduğu anlaşılmıştır.

Haksız tahrike yönelik olarak; sanığın ve mağdurun soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde mağdurun sanığa küfür ettiğine yönelik herhangi bir beyanda bulunmadıkları, mağdurun kovuşturmadaki ifadesinde ise sanığın kafasına vurması ve üzerinde taşıdığı bıçağı çıkartarak göstermesinden sonra küfür ettiğini ifade etmesi karşısında ilk haksız hareketin sanık tarafından gerçekleştirildiği, mağdurun kendisini darp eden ve silahla saldıran sanığa küfür etmesi şeklindeki eyleminin sanık lehine haksız tahrikte dengenin bozulmasına da neden olmayacağı, mağdurdan kaynaklanan ve sanığa yönelen haksız tahrik oluşturacak başkaca herhangi bir söz ve davranış da bulunmadığı anlaşıldığından, haksız tahrik hükümleri uygulanmamıştır.

IV. GEREKÇE
Eksik İnceleme
Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmesi, mağdur … ve tanık …..,’nin beyanlarının sanığın beyanlarıyla uyumlu olması, mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak tanzim olunan adlî muayene raporu, olay yeri inceleme bulguları karşısında, Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 22.06.2022 tarihli ve 2022/2027 Esas ve 2022/1964 Karar sayılı kararında katılan kurum vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.02.2023 tarihinde karar verildi.