Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13270 E. 2022/16722 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13270
KARAR NO : 2022/16722
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının, davalıya ait işyerinde, Ocak 2014-Kasım 2015 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak ayda 1.200,00 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının, davalı yanında hiçbir zaman çalışmadığını, aralarında işçi-işveren ilişkisi olmadığını, davalının 14.07.2014 tarihinde elim bir kaza sonucu oğlunu kaybettiğini ve işyerini kapatmaya karar verdiğini, davacı yanın, işyerini kapatmak yerine kendisinin emekli olduğunu, yapacak yeni bir iş aradığını, ticaret yapmak istediğini, birlikte çalışabileceklerini davalıya teklif ettiğini, bunun üzerine davacıya bir maliye kaydı oluşturularak komisyon usulü çalışma konusunda anlaştıklarını, ancak davacının maliye kaydı açtırmayı sürekli ötelediğini, davalıyı oyalayarak satış işlemlerini davalıya ait işyeri üzerinden yapmaya başladığını, davacının kendi nam ve hesabına yaptığı satışlarda davalının post cihazını kullandığını, davalının bu duruma daha fazla izin vermediğini, zira davalının satışını yaptığı ürünleri kendi müşterilerine peşin satıp, davalıya ise vadeli sattığını söylemesi üzerine aralarındaki ilişkinin sonlandığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama ile, davacının davalıya ait işyerinde hizmet akdi ile çalıştığı ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince verilen 28/12/2018 tarihli ilk kararın, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 28/11/2019 tarih ve 2019/766-2019/2047 E.K. sayılı ilamı ile; “..komşu iş yeri çalışanı olarak beyanı alınan …’ın bu niteliğinin araştırılması ve davacı tanığı olarak beyanı alınan ve kayıtlı olmayan şekilde davalı yanında çalıştığını ifade eden … ile ilgili olarak bu tanığın (davacının çalışmasına yönelik beyanlarının denetlenebilmesi bakımından) davalı yanındaki çalışmasıyla ilgili diğer taraf ve kamu tanıklarının dinlenilmesi..” gerektiği belirtilerek, ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ikinci karar hakkında; Denizli 4. İş Mahkemesinin 2020/6 Esas 2022/359 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili, davalının kendisine gönderdiği ihtarnamede çalışma olgusunu kabul ettiğini, mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirterek, hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86. maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
Açıklanan yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu eldeki dava değerlendirildiğinde, verilen hüküm eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
Mahkemece, her ne kadar ispatlanmayan davanın karar verilmiş ise de, resen araştırma ilkesi kapsamında, dosyada mevcut davalı tarafından davacıya gönderilen Denizli 4. Noterliğinin 30.3.2017 tarihli ihtarnamesi ve içeriği göz önüne alındığında, anılan ihtarnamede adı geçen ve beyanı alınan serbest muhasebeci …’nun davacının çalışması ve niteliğine ilişkin yeniden ayrıntılı beyanları alınmalı, başka komşu işyeri tanıkları da tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek, fiili çalışmanın varlığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulduktan sonra, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.