Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/7070 E. 2022/7766 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7070
KARAR NO : 2022/7766
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05/12/2018 tarihinde verilen dilekçeyle ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09/02/2021 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile hükmün kaldırılarak davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Dava, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; dava konusu taşınmazda dava dışı hissedar … …’un 1/3 hissesini …’a 40.000,00 TL bedelle sattığını, daha sonra …’ın bu hisseyi 175.000,00 TL bedel ile davalı …’e sattığını, taşınmazın gerçek değeri üzerinden davalı adına kayıtlı hissenin iptali ve davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 10.07.2019 havale tarihli beyanında; dava açıldıktan sonra davalının hissesini devri nedeniyle seçimlik haklarını yeni malik …’ye yönlendirdiklerini, …’nin davaya dahil edilmesini istediklerini dile getirmiştir.
Davalı … vekili; taşınmazın gerçek değeri üzerinden davalı taşınmazı satın almıştır, davanın reddi gerekir.
Davalı …; taşınmazda fiili taksim olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili ve davalı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
Bölge Adliye Mahkemesi, “davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine” karar vermiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mahkemece, toplanan delillere göre karar verildiğinden ve delillerin tahlilinde de bir isabetsizlik görülmediğinden, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Kural olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre istinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde, istinaf mahkemesi aşağıdaki kararları verebilir;
a) İlk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi,
b) İlk derece mahkemesi kararının düzeltilmesi ve davanın esası hakkında karar verilmesi
Öte yandan, HMK’nın “Yargılama Giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış, “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan kısmında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı alınacağı, bölge adliye mahkemelerinin tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları için bu oranda karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmış ve aynı Kanunun 16. madde düzenlenmesi ile de temyize konu kararla ilgili davanın nispi harca tâbi olacağı öngörülmüştür.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28/09/2018 tarih ve 2018/2 Esas, 2018/8 sayılı Kararının gerekçesinde ise; düzelterek onamanın yargılama giderlerinden olan onama harcı bakımından bozma kararı niteliğinde olması, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi, bunun yanında onama kararlarında harç alınacağına yönelik yasal bir düzenleme bulunmaması karşısında, düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmayacağı görüşü benimsenmiştir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp geçersiz hale getirdikten sonra, yeniden hüküm tesisi suretiyle karar verdiğinden, ilk derece mahkemesi kararı tasdik edilmediği için karar ilam harcı yanında ayrıca istinaf harcına hükmedilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle bölge adliye mahkemesi, tasdik etmediği bir karar için istinaf harcı alamaz.
Taraflardan birisinin istinaf talebinin kabulü ve yeniden hüküm kurulması işlemi, aslında başlı başına bir istinaf yargılaması işlemidir. Bölge adliye mahkemesi bu aşamada işin esası ile ilgili hüküm verdiğinden, hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi harca hükmedilmeli ve ayrıca hükmün başka bir bölümünde istinaf yargılamasına yönelik mükerrer ve çelişkili hüküm kurulmamalıdır.
O halde, bölge adliye mahkemesi tarafından yeniden kurulan hükümde davanın reddi nedeniyle maktu karar ve ilam harcı alındıktan sonra ayrıca istinaf yargılaması yönünden karar ve ilam harcına hükmedilmemesi gerekir. Bu nedenle davacının istinaf talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının iadesine karar verilmemesi doğru görülmemiştir. Bu husus, kararın bozulmasını gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın 370/2. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün 8. bendinde yer alan “bu hususta karar verilmesine yer olmadığına” ibaresinin hükümden çıkarılmasına, yerine “hüküm kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine” ibaresinin eklenmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 14.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.