Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13966 E. 2022/16431 K. 21.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13966
KARAR NO : 2022/16431
KARAR TARİHİ : 21.12.2022

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davalı şirketin, aşamalarda ve temyizinde davaya konu olayın iş kazası olmadığına ilişkin itirazı bulunmakla; bu itiraz nedeniyle öncelikle, davaya konu kazanın “iş kazası” olmadığının tespiti için, sigortalı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna husumet yönelteceği tespit davası açması için davalı şirkete süre verilmeli ve açılacak dava bekletici mesele yapılarak sonucuna göre eldeki dava irdelenmelidir.
2-18.05.2010 günü meydana gelen iş kazası nedeniyle kazalı sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirden oluşan Kurum zararının tahsili için açılan işbu davada, mahkemece bozma sonrasında bilirkişi heyetinden alınan 30.05.2017 tarihli kusur raporunda davalı işverene %20, sigortalıya %80 kusur verilmiş, bu defa Mahkemece, davalı vekilinin söz konusu aletin kullanıcı el kitabında, aletin standartlara uygun imal edildiği iddiası nedeniyle, makinanın teknik şartları da değerlendirilmek suretiyle davalı ve kazalının iş kazası nedeniyle kusur oran ve aidiyetlerinin tespitini teminen iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden alınan 03.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı işverenin tali,kazalının asli kusurlu olduğunun belirlendiği, raporda kusur oranlarının belirtilmediği yönünde taraf itirazları nedeniyle aynı bilirkişi heyetinden alınan ek raporda da davalı işverenin %30, kazalının %70 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Mahkemece de söz konusu kusur oranları esas alınmak suretiyle karar verildiği anlaşılmış olup söz konusu karar bu yönü ile de eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Kazaya ilişkin alınan bozma öncesi ve bozma sonrası alınan kusur raporları çelişkili olup söz konusu hüküm bu çelişki giderilmeden tesis edilmiştir.
Bu nedenle, mahkemece, kazaya ilişkin tazminat davası olup olmadığı da araştırılmak varsa bu dosyayı da kusur yönünden irdelemek suretiyle mevcut kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde başkaca uzman bilirkişi heyetinden yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle tarafların kusur oran ve aidiyetleri belirlenmelidir.
3-5510 sayılı Kanunun “İş Kazası Ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin Ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup, bu sorumluluk “…sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı…” bulunmaktadır. Maddenin açık hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalara göre, davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Yasanın 21. maddesi olduğu dosya içeriğiyle belirgin bulunmakla, mahkemece, Kurumun sürekli iş göremezliğe giren sigortalıya bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelir ile hesaplanan gerçek zarar miktarı karşılaştırılarak davalının kusur oranı nispetinde düşük olanı esas alınmak suretiyle davalının sorumlu olacağı miktarın belirlenmesi gerekirken, tavan hesabı yapılmadan doğrudan peşin sermaye değerli gelirin, üstelik ilk peşin sermaye değerli gelir yerine artışlı peşin sermaye değerli gelirin esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 21.12.2022 gününde oybirliği ile karar verildi.