YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5303
KARAR NO : 2006/6799
KARAR TARİHİ : 30.10.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Tarafların ayrı kökten gelen ve paydaş iken izale-i şuyu davası sonucu oluşan tapu kayıtlarına dayandıkları, izale-i şuyu kararında krokilerden söz edildiği halde araştırılmadığı, izale-i şuyu sonucu Tapu Sicil Müdürlüğüne intikallerinin yapılması nedeniyle krokisinin burada bulunması gerektiği, mahkemece kroki celp edilip uygulanmadığı, davacıların dayandığı tapunun revizyon görmediği cebir icra sonucu intikal gördüğünden bu kayıt kapsamına giren yerin davalılar tarafından da bilinmesi gerektiği davalıların bu kaydın nereye ait olduğunu bildirmek zorunda oldukları, zira paydaşların birbirlerine karşı zapta karşı tekeffül yükümlülüklerinin bulunduğu, kaldıki taraf tapularının birbirlerini sınır gösterdiği ve her iki tapu kaydının da tesis kayıtlarında yansız iken paydaş bulundukları bir dönemde tapu kayıtlarının gönderildiği ve bazı sınırlarının değiştiği tarafların değişikliğin yapıldığı tarihte paydaş olmaları nedeniyle değiştirilen tapu kayıtlarındaki sınırların tarafları bağlayıcı nitelik taşıdığı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanının tanınması gerektiği gibi mahkemece komşu parseller tutanak ve dayanağı kayıtların celp edilmediği ve uygulanmadığı, komşu parsel kayıtlarından da yararlanılarak tapu hududunda gösterilen “…” ” … veresesi” ” … oğulları” gibi sınırların tespit edilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişme konusu 1565 parselin davalı … mirasçıları adına ekli veraset ilamındaki paylarına göre tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar … ve … mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin bulunmadığı zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz kadastro tesbiti sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan bahisle Hazine adına tesbit edilmiş; davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece tesbite
aykırı sonuca varıldığı halde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmamış, davacının dayandığı tazminat dosyası getirtilmiş olmasına rağmen mahalline uygulanıp tazminata konu olan arazinin bu taşınmaz veya bu taşınmazın bir bölümü olup olmadığı belirlenmemiş, bu belirlenme yapılmadığı için değerlendirmede nazara alınmamış, taşınmazın üzerinde kekik, kenger gibi kendiliğinden biten bitkilerin olduğu ve uzun süredir tarım ziraati yapılmadığı belirtildiği halde kullanmanın ne suretle cereyan ettiği ve ekonomik amaca uygun bulunup bulunmadığı araştırılıp tartışılmadan hüküm kurulmuştur. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında davacı ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü arasında cereyan eden davanın dilekçesi, keşif zaptı ve krokisi yerel bilirkişiler yardımı ve teknik bilirkişiler aracılığıyla uygulanıp söz konusu dosyanın bu taşınmazla ilgili olup olmadığı belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, mer’a, otlak gibi kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olup olmadığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, beraberde getirilecek uzman ziraat mühendisi veya mühendisler kurulundan taşınmazın niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz üzerindeki kekik, kiriş, kenger gibi bitkilerin mer’a bitkisi olup olmadığı sorulup saptanmalı, bilirkişi raporunun önceki raporla çelişmesi halinde bu çelişkinin nedeni üzerinde durulup giderilmesine çalışılmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tesbit bilirkişileri arazi başında tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tazminat dosyası ve diğer bütün deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 30.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.