Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/4129 E. 2006/7677 K. 01.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4129
KARAR NO : 2006/7677
KARAR TARİHİ : 01.12.2006

MAHKEMESİ : …İcra Mahkemesi

Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık …’in 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 338/1. maddesi gereğince 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair Körfez İcra Mahkemesinin 22.4.2005 tarihli ve 2004/277 esas ve 2005/36 sayılı kararının infazı sırasında 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun daha lehe olmadığından 1 ay hapis cezasının aynen infazına ilişkin, aynı Mahkemenin 20.6.2005 tarihli ve 2004/277 esas ve 2005/36 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğnamede, dosya kapsamına göre, hükmün kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 338. maddesindeki yaptırım, hapis olarak belirlenmiş isede, aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanun’la değişik 7.maddesi 1.fıkrasında, “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür”şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi nazara alındığında, 5252 sayılı Kanun’un 7. maddesi 1. fıkrasındaki hükmün sanık lehine olduğu cihetle, sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 30.5.2006 gün ve 22764 sayılı Yazılı Emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 9.6.2006 gün ve 2006/125320 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmak suçundan dolayı sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda 22.4.2005 tarih, 2004/277 esas ve 2005/36 sayı ile sanığın bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair verilen karar, temyiz edilmeksizin 23.5.2005 tarihinde kesinleşerek infaza verilmiş, bu kez …Cumhuriyet Başsavcılığının 5252 sayılı kanun uyarınca ele alınarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5275 sayılı Ceza Güvenlik Tedbirleri İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre yeniden hüküm kurulmasının talep edilmesi üzerine 20.6.2005 gün, 2004/277 esas ve 2005/36 sayılı ek kararla kesinleşmiş bir ay hapis cezasının sanığın lehine olduğuna ve infazının devamına karar verildiği, infaz sırasında sanığın yakalanması üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan ek karara yapılan itirazın … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin
29.11.2005 tarih ve 2005/871 müt. sayı ile süresinde yapılmadığından itirazın reddine karar verildiği, …Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emirle bozulması talebi nedeniyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 30.12.2005 tarih ve 57380 sayılı yazısıyla, …İcra Mahkemesince verilen ek kararın, sanık ve müşteki vekiline 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre usulünce tebliğ olunmadığı ve kesinleşmemiş bulunduğundan anılan kararın bu aşamada kanun yararına bozma talebine konu edilmediği değerlendirilmesinde bulunulduğu, bu defa ek kararın 4.3.2006 tarihinde birlikte oturan kızı (aynı zamanda vasisi) Nurten Korkmaz’a tebliğ edilmiş, ek karara vasi Nurten Korkmaz, tarafından 10.3.2006 havale tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.3.2006 gün ve 2006/227 müt. sayılı kararı ile henüz kesinleşmeyen karara yönelik itiraz hakkında mahkemece CMK’nun 268/2. maddesi hükmüne göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın mahkemesine iadesine karar verildiği görülmüştür.
Sanığa isnat olunan gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmak suçu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 338. maddesinde bir aydan altı aya kadar hafif hafis cezası ile yaptırım altına alınmış iken 1 Haziran 2005 tarihli mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle değişik İİK’nun 338. maddesi üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına dönüştürülmüştür. Somut olayda suç tarihi 1.6.2005 öncesi olup 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 338. maddesi uyarınca (mahkemenin kabulüne göre) bir ay hafif hapis cezası yerine bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, 1.6.2005 tarihinden sonra lehe olan kanunun tespit edilip uygulanması amacıyla ele alınıp verilen 20.6.2005 gün, 2004/277 esas ve 2005/36 sayılı ek kararda da bu hata fark edilmeyerek bir ay hapis cezasının daha lehine olduğu gerekçesiyle aynen infazına karar verilmiş ise de, bu karar 4.3.2006 tarihinde vasisine tebliğ edilmiştir. Vasisinin 10.4.2006 havale tarihli itiraz mahiyetindeki dilekçesi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden dosya kanun yararına bozma istemi ile Dairemize gönderilmiştir.
Kanun yararına bozma istemi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesine göre “… temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar…” hakkında mümkündür. 20.6.2005 tarih, 2004/277 esas ve 2005/36 sayılı ek karar henüz kesinleşmemiştir. Ceza Genel Kurulu’nun 27.12.2005 tarih ve 2005/3-162-173 sayılı kararında da açıklandığı üzere 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş bulunan mahkumiyet hükmünde, 5252 sayılı Yasa’nın 9. maddesinin 1. fıkrasına göre gerçekleştirdiği değişiklik yargılaması sonucunda kurduğu yeni hüküm temyiz yasa yoluna tabidir. Dolayısıyla bu durumda, kanun yararına bozma isteminde bulunulamaz; temyiz başvurusunu incelemekle yetkili ve görevli denetim mercii olan Yargıtay’ın süresi içinde yapılmış başvuru nedeniyle henüz kesinleşmemiş bulunan uyarlama kararını temyizen inceleyip sonuçlandırması gerekir.
Bu nedenle kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, …İcra Mahkemesinin 20.6.2005 tarih, 2004/277 esas ve 2005/36 sayılı ek kararının temyizen incelenmesi için dosyanın tebliğname düzenlendikten sonra Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay C Başsavcılığına TEVDİİNE, 1.12.2006 gününde oy birliği ile karar verildi.