YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3384
KARAR NO : 2009/5315
KARAR TARİHİ : 14.09.2009
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu aracını diğer davalı amcasının oğlu …’e onu tarafından da davalı …’e satışına ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın dayanağı olan icra takibinde borçlu …’a yapılan tebligatın geçersiz olduğu ve borçlu … evinde yapılmış bir haciz de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı borçlu …’a icra takibi sırasında yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve icra takip dosyasında yapılan haczin geçici aciz niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına ve delil durumuna uygun değildir.
Tebligat Kanununun 35. maddesinde, adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir
nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır denilmektedir.
Somut olayda davalı borçlu … Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/675 esas ve 2006/388 karar sayılı dosyasının 16/12/2005 tarihli celsesinde adresini değiştirdiğini bildirmemiştir. Bu celse tarihinden 6 gün önce de Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünün 2005/10169 esaslı dosyasında borçluya usulünce aynı adreste tebligat yapılmıştır. Aynı zamanda davalı …’a Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/696 esas ve 2006/161 karar sayılı dosyasında da bu adresinde tebligat yapılmıştır. Davaya konu edilen araca ilişkin noter satış senedindin de davalı borçlunun adresi aynı adrestir. Yukarıdaki açıklamalar nazara alındığından borçlu …’a Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğin geçerli olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemenin aciz halinin bulunmadığı yolundaki gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır. Şöyle ki; icra takibi sırasında yapılan 18/01/2006 tarihli hacizde davalı borçlunun adresten taşındığı anlaşılarak başka bir adrese gidilmişi ve burada da olmadığı görülmüştür. Takip dosyasında yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda da borçlunun yeterli malının olduğu anlaşılamamıştır. Kaldı ki davaya konu edilen araç için aynı davacı tarafından, başka bir alacaktan dolayı Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan 2005/390 esas ve 2006/1582 karar sayılı dosyada borçlunun aciz halinin varlığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ve hüküm 24/01/2007 tarihinde de kesinleşmiştir. Hal böyle olunca, davalı borçlunun yeni bir mal edindiğinin belirlenememesi, kesinleşen Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/390 esas ve 2006/1582 karar sayılı tasarrufun iptali davasında aciz halinin varlığının kabul edildiği hususları göz önünde bulundurularak gerekirse davacı vekiline aciz halini belgelemesi için kesin süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14/09/2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.