Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/5172 E. 2009/2166 K. 07.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5172
KARAR NO : 2009/2166
KARAR TARİHİ : 07.04.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 7.4.2009 Salı günü davacı taraftan gelen olmadı. Davalı … vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu …’ın alacaklısından mal kaçırmak amacıyla … … Mahallesi, 675 Ada 3 parsel, 2.Kat nolu bağımsız bölümü 6.11.2003 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … taşınmaz emlakçı aracılığıyla sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili taşınmaz emlakçı aracılığıyla 22.000.YTL bedelle aldığını iyiniyetli olduğunu, borçlunun aciz halinde olmadığını, davacı bankanın 2005 yılında borçluya kredi kullandırdığını tasarruf tarihi ile takip tarihi arasındaki süreler gözönüne alındığından davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, hakkında icra takibi yapılan davalı borçlu …’ın dava konusu taşınmaz davalı …’a sattığı gerekçesiyle davanın kabulüne … … İlçesi, … Mahallesi, 675 Ada 3 parsel 1 nolu bağımsız bölümün satışına ilişkin tasarrufun alacaklı bankanın alacak
../…

ve fer’ileri toplamı ile sınırlı olmak üzere iptaline davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devemı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
HUMK.nun 388. maddesinin 3-5 bentleri hükümlerine göre mahkeme kararlarının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olay ve meselelerin özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını ihtiva etmeleri zorunlu bulunmaktadır. Yine Anayasa’nın 141.maddesinin 3.fıkrası hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını gereğini içermektedir. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebeplere dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğundan da HUMK.nun 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasıda ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir.
Somut olayda temyize konu yapılan mahkeme hükmü HUMK.nun 388. ve Anayasa’nın 141/3 maddesinde belirtilen unsurları ve özellikle gerekçenin ne olduğunu ihtiva etmemekte; sadece “toplanan delillerden celp edilen akit tablosu ve takip dosyalarından davacının davalı borçlu hakkında icra takibi yaptığı borcun sabit olduğu ve borçlunun dava konusu taşınmazı diğer davalıya sattığı tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla davanın kabulüne” şeklinde yazılmıştır. Böyle bir karar gerekçe içermediği için yasaya aykırı olduğu gibi HUMK.nun 428. maddesine göre Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından davalılar vekillerinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 625.00.TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 7.4.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.