Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5033 E. 2022/8958 K. 13.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5033
KARAR NO : 2022/8958
KARAR TARİHİ : 13.12.2022

MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUKDAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.10.2017 tarih ve 2015/12 E- 2017/727 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.03.2021 tarih ve 2020/228 E- 2021/387 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından dava dışı SGC Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan alacak davası sonucunda hükmedilen alacağın tahsili için icra takibine hazırlık aşamasında söz konusu şirketin tasfiye halinde olduğunun ve tasfiye memuru olarak şirket ortağı ve müdürü olan davalının atandığının öğrenildiğini, davalı tasfiye memurunun sürekli adres değiştirmesinden dolayı icra ve haciz işlemlerinin yapılamadığını, şirketin tüm mal varlığı hak ve alacakları üzerine haciz konulmuş olmasına rağmen davalının davacının alacağı için herhangi bir teminat ayırmadan, ödeme yapmadan tasfiye tamamlanmadığı halde şirketi sicilden terkin ettirdiğini, icraya konulan ancak tahsil edilemeyen davacının alacağından kanundan doğan yükümlülüklerini ihlal eden davalı tasfiye memurunun sorumlu olduğunu ileri sürerek, toplam 456.084,04 TL’nin 12/12/2011 karar tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; borçlu şirket hakkında yürütülen tasfiye işlemlerinin halen devam ettiği, şirketin tasfiyesinin sona erdiğine dair dosyasına intikal eden sicil kaydının bulunmadığı, borçlu şirketin tüzel kişiliği devam etmekte ve halen tasfiye halinde bulunduğu, tasfiye memuru olan davalının bu sıfatla yapması gereken işlemleri aksattığı yönünde bilirkişi raporunda görüş belirtilmiş ise de bu durumun dava ile doğrudan bir ilgisi bulunmadığı, davacının dava dışı borçlu şirketten alacağının tahsil edilememesi ile davalı tasfiye memurunun eylemi arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunmadığı, davacı zararından davalının sorumlu tutulması gerektiği yolunda kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; somut olayda, tasfiye sürecindeki borçlu şirketin tasfiyesi kapatılarak sicilden terkin edilmediği ve halihazırda tüzel kişiliğinin devam ettiği, Ankara 13. İcra Ceza Mahkemesinin 2012/308 esas sayılı dosyasında “alacakları zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek” suçundan dolayı açılan davada davalının beraatine karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği, tasfiye memuru olan davalının ihtara rağmen borçlu şirket ticari defterlerini ibraz etmediği, bilanço ve defter tutma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ispat edememiş ise de, bu durumun davacı alacağının davalıdan tahsilini talep hakkını doğurmayacağı, TTK’nın 541/4. maddesi gereğince tasfiye memurunun alacaklılara karşı şirket borcu kapsamındaki sorumluluğunun haksız ödediği paralarla sınırlı olduğu, somut olayda böyle bir ödemenin bulunduğunun ileri sürülmediği, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.