Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/9401 E. 2009/11846 K. 01.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9401
KARAR NO : 2009/11846
KARAR TARİHİ : 01.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı, 18.4.1974- 20.4.1982 tarihleri arası tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, 18.04.1974-20.04.1982 tarihleri arasında da zorunlu … sigortalısı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.
Davacının, 21.02.1990 tarihinde Kuruma intikal eden …’a giriş bildirgesi ile 18.04.1974 tarihi itibariyle, 18.04.1974-31.08.1987 tarihleri arasındaki vergi kaydına dayanılarak zorunlu … sigortalısı olarak tescil edildiği; davacının Sosyal Sigortalar Kurumundan hizmet birleştirmesi ile yaşlılık aylığı talebinde bulunması üzerine, davalı Kurumun davacının 18.04.1974-31.08.1987 ve 17.07.1990-04.08.1991 tarihleri arasında zorunlu … sigortalısı olduğunun ve 5190 prim ödeme gün sayısının bulunduğunu 18.08.1998 tarihli yazıyla Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirdiği ve Sosyal Sigortalar Kurumundaki 1314 gün ve 600 günlük askerlik borçlanması süresi de dikkate alınarak toplam 7104 ün üzerinden kendisine 01.11.1998 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı; ancak davalı …’un davacının sigortalılık başlangıç tarihini 20.4.1982 tarihine çekerek 18.4.1974- 20.4.1982 tarihleri arasındaki sigortalılığı iptal edip 22.01.2002 tarihli yazı ile 18.08.1998 tarihli yazıda davacının hizmet süresinin yanlış bildirildiğini, davacının hizmet süresinin 20.04.1982-31.08.1987 ve 17.07.1990-04.08.1991 tarihleri arasında 2308 gün olduğu nazara alınarak işlem yapılması gerektiğini belirttiği, bu yazı üzerine davacıya bağlanan yaşlılık aylıklarının Sosyal Sigortalar Kurumunca iptal edilerek yersiz ödenen aylıkların geri istendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Davacının 18.4.1974- 31.8.1987 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu halde 1479 sayılı Yasa’nın Ek Geçici 13/4 ve Ek Geçici 16.maddesi gereğince Kuruma tescil ve 18.4.1974- 20.4.1982 tarihleri arasındaki döneme ilişkin hizmetinin sigortalı olarak sayılması için yasada belirtilen süre içinde müracaatta bulunmadığından 21.2.1990 tarihi itibariyle verdiği giriş bildirgesine istinaden ancak 20.4.1982 tarihi itibariyle sigortalı olarak tescili mümkün olup davacının 18.4.1974- 20.4.1982 dönemine ilişkin vergi kaydının esas alınması ve bu dönemde sigortalı sayılması mümkün değildir. Ancak 06.02.1998 tarihli prim ekstresi göz önünde bulundurulduğunda, davacının 18.04.1974-20.04.1982 tarihleri arasında da zorunlu … sigortalısı sayılması suretiyle 1990 ve 1991 yılında toplu prim ödemelerinin bulunduğu görülmektedir. Davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır.Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Yapılacak iş, bu prim ekstresi dikkate alınarak anılan döneme ilişkin primlerin geriye dönük olarak, 18.04.1974-20.04.1982 tarihleri arasındaki dönemi de kapsar şekilde tahsil edilip edilmediği, tahsil edilmiş ise, tam olarak hangi tarihlerde tahsil edildiği davalı Kurumdan sorulup saptanmak; bu primler uzun yıllar kullanılmış ise, davacıya sosyal güvenlik yönünden ümit verildikten sonra, 18.04.1974-20.04.1982 dönemindeki sigortalılığın iptal edilmesi Medeni Kanunun 2.maddesinde öngörülen genel iyiniyet kuralı ile bağdaşmayacağı ve kazanılmış hakları ortadan kaldırmak anlamına geleceği için, davacının bu dönemde de zorunlu … sigortalısı sayılması …’daki hizmet sürelerinin buna göre değerlendirilmesinden ibarettir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.