Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/13934 E. 2009/12109 K. 05.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13934
KARAR NO : 2009/12109
KARAR TARİHİ : 05.10.2009

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı (Alacaklı) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Uyuşmazlık, İ.İ.K’nun 96. ve onu izleyen maddelerine dayalı 3.Kişinin istihkak davasına ilişkindir.
Davaya konu mahcuz ev eşyaları anne-oğul olan davacı 3.kişi ile borçlunun birlikte oturdukları evde haczedildiğinden, İ.İ.K.’nun 97/a maddesi hükmünde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksi davacı 3.kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığından mahcuzlar borçlunun sayılır. Dinlenen davacı tanıklarının anlatımları yeterli ve hükme dayanak yapılacak nitelikte olmadığı gibi, dayanılan davacıya ait ikamet senedi ile,borçlu anneye ait pasaport örneği de bu karinenin aksini ispata yeterli belgelerden olmadığı açıktır.
Gercekten,davacının anne ve babası olan borçluların 15.06.1998 başlangıç tarihli kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan takipde ,07.03.2003 tarihinde ,ödeme emrinin tebliğ edildiği sevimli sokak no.2 Büyükdere /İstanbul adresinde bulunan ikametlerini 18.10.2004 tarihinde haciz adresi olan sunset villaları kilise mevkii 8-1 … adresine naklettikleri ,ekli nüfus kaydı ile de her iki boçlunun evli olup borçlu annenin ayrı olduğu iddiasının da dayanaksız kaldığı gibi davacı 3.şahıs olan …’ın 09.01.2007 tarihli hacizde 20 yaşında öğrenci olup borçlular ile birlikte oturduğu, mahcuz mallara ilişkin herhangi bir belge ibraz etmediği gibi ,dinlenen davacı tanıklarının dahi borçluların işçileri oldukları gerçeği karşısında anılan karinenin aksinin ispatlanamadığı ortadadır.
Bu durumda davanın reddi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu kabule karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde davalı alacaklıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı (Alacaklıya) iadesine, 05.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.