Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/4319 E. 2008/1243 K. 13.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4319
KARAR NO : 2008/1243
KARAR TARİHİ : 13.03.2008

T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı Ziraat Bankası vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu Saim aleyhine takip yaptıklarını borcu karşılayacak mal bulunamadığını bu nedenle borçlunun evi ve arsasını diğer davalı bankaya ipotek ettirmesine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Banka vekili, davacının elinde aciz belgesi bulunmadığını, borçlunun bankada çalışırken sebep olduğu zararlara teminat olarak ipotek alındığını, alacaklılara zarar verme kastı bulunmadığını, davacı takibinin de ipotek tarihinden sonra olduğunu, kaldı ki takibin dayanağı bononun da borçlunun banka hesaplarından para çekmesinden sonra verilmiş bir bono olduğunu ve tanzim tarihi ile vadesinin sonradan geriye bir tarih olarak düzenlenmiş olabileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının müfettiş ifadesindeki verdiği bilgilerin soyut olduğunu, takibe konu bononun ne zaman, ne miktarda ve hangi vade tarihi ile düzenlendiğini içermediğini bu nedenle de yazılı kanıt olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, ipotekle ilgi tasarrufun
../…

– 2 –
2007/4319
2008/1243

iptaline ve davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş hüküm davalı Ziraat Bankası vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptaline ilişkindir. Sözü geçen maddelerde ifade edildiği gibi tasarrufun iptaline karar verilebilmesi için davacı alacağının (borcun) tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Somut olayda davacı taraf 15.10.2005 tanzim 15.12.2005 vade tarihli bono ile icra takibi yapmıştır. Takip tarihi 26.2.2006’dır. Tanzim tarihine göre alacağın tasarruftan önce doğduğu görüşü söz konusudur. Ancak davacı … müfettişe verdiği 10.4.2006 tarihli ifadesinde borçlu …’ın görevden alındıktan 2 hafta gibi bir süre sonra yanına gelerek mevduat hesabındaki parasını çektiğini, ödeyeceğini ve daha önce düzenlenmiş olduğu 100.00YTL tutarlı bono senedi verdiğini söylemiştir. Borçlu …’ın işten el çektirme tarihi 14.2.2006’dır. Yukarıda değinilen ifadesine göre bu tarihten 2 hafta kadar sonra bonoyu alacaklı Mustafa’ya verdiği ifade edilmiştir. Mahkemece ifade de geçen bono tutarının 100YTL olduğuna itibar edilmiş icra takibine esas bononun ise 100.000YTL tutarında olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayın gelişmesi safhasında hesabındaki paranın çekilmesi suretiyle zarara uğrayan Mustafa’nın 100YTL tutarlı bono alması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi bunun mantıklı ve makul bir izahı dahi söz konusu olamaz. Zarar gören kişinin 100YTL gibi parasal değeri çok düşük değerli bonoyu alması düşünülemez. Zira alacaklı Mustafa’nın hesabından 50.000YTL üzerinde para çekildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının da…’den aldığı bononun icra takibine konan 100.000YTL tutarlı bono olduğu düşünülmelidir. Mahkemenin aksi yöndeki kabul ve değerlendirmesine katılmak mümkün değiltir. İzah edildiği gibi işten el çektirilme tarihinden 2 hafta sonra bononun tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Bu tarihinde 2006 yılının Şubat ayı sonlarına rastladığı anlaşılmaktadır. Bononun bankadan usulsüz biçimde çekilen paralar için verildiği de dosyadaki tüm ifade ve belgelerle anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle bononun davalı Saim’in işten el çektirildikten sonra verildiği tarihi ve vadesinin çok önce olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı … ile davalı Saim’in bonoyu ve buna bağlı takibi anlaşmalı olarak gerçekleştirdikleri düşünülmelidir.
../…

– 3 –
2007/4319
2008/1243

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı Banka yararına BOZULMASINA, ve peşin harcın istek halinde temyiz eden Ziraat Bankasına geri verilmesine 13.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.