Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/2873 E. 2009/6026 K. 05.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2873
KARAR NO : 2009/6026
KARAR TARİHİ : 05.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirkete kasko sigortalı aracın, müvekkilinin gözetimindeki ineğe çarpması sonucu hasara uğradığını, davalının, sigortalısına ödediği 8.382.00 YTL’nın faiziyle birlikte ödenmesi için müvekkiline rücu yazısı gönderdiğini belirterek, davalı … şirketine borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Daire’nin 07.04.2008 tarih, 2008/92-1756 Esas ve Karar sayılı bozma ilamına uyuyarak yapılan yargılama sonucunda, olayda hayvan sahibi davalının %35 oranında kusurlu olduğu ve hasardan kusuru oranında sorumlu tutulması gerektiği, ancak dava tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla, menfi tespit isteminin reddine, B.K.’nun 60. maddesi uyarınca rücu talebinin zamanaşımına uğradığı hususunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, olaydan itibaren zamanaşımı süresinin dolmuş olması ve müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusursuzluğu nedeniyle menfi tespit talebinde bulunmuştur. Mahkemece, menfi tespit isteminin reddine, rücu talebinin zamanaşımına uğradığı hususunun da ayrıca tespitine karar verilmiştir.
HUMK.’nun 381., 388. ve 389. maddeleri uyarınca; “Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Verilen karar ile taraflara tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Mahkemece, bozmadan sonra verilen hüküm fıkrası çelişkilidir. Bu durumda, usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak usul hükümlerine uygun olmayan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma şekilne göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.