YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17853
KARAR NO : 2023/120
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında iftira suçundan açılan davada, Banaz Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Kanun 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla 50 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddenin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz isteği; eksik inceleme ve araştırma yapıldığına, eksik değerlendirme, suç kastı olmadığına ve benzerlerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık, şikayetçi sıfatıyla Banaz Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunmuş olduğu 05.11.2014 tarihli şikayet dilekçesiyle, 78.000,00 TL bedelli senedin kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine konularak, ödeme emri gönderilmesi üzerine, senette alacaklı sıfatı olan katılan …’in isim ve imzasını kullanarak sahte senet düzenlediğinden bahisle şikayetçi olması üzerine katılan hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma başlatılmış,
2. Banaz Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan hakkında şüpheli sıfatıyla yürütülen soruşturmada, İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 31.12.2014 tarihli uzmanlık raporunda, senet ön yüzde bulunan iki adet borçlu imzasının sanık … el ürünü olduğu, ön ve arka yüzdeki yazıların ise … ve Cahit el ürünü olmadıkları tespit edilmiş ve yapılan soruşturma sonucunda katılanın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlemediği gerekçesiyle 19.01.2015 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve sanık hakkında iftira suçundan kamu davası açılmıştır.
3. Adli emanetin 205/15 sırasına kayıtlı 78.000,00 TL bedelli 05.05.2013 tanzim, 05.07.2013 ödeme tarihli, alacaklı …, borçlusu … olan senet örneği dosya kapsamına eklenmiştir.
4. İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi-Adli Belge İnceleme Şubesinin 10.03.2016 tarihli raporunda; senet üzerindeki imzaların sanığın … ürünü olduğu bildirilmiştir.
IV. GEREKÇE
Adli para cezalarının yerine getirilmemesi halinde 6545 sayılı Kanunla değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca infaz aşamasında res’en uygulama yapılabileceğinden, hüküm fıkrasındaki “taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde kalan tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği,” hususuna ilişkin ihtarat sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın, suça konu senetteki borçlu imzasının kendisine ait olduğunu bildiği halde gerçeğe aykırı olarak kendisine ait olmadığını ileri sürüp şikayette bulunması üzerine şikayetçi hakkında soruşturma açılması ve soruşturma sonucunda İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 31.12.2014 tarihli uzmanlık ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi-Adli Belge İnceleme Şubesinin 10.03.2016 tarihli raporunda, imzaların sanığa ait olduğunun belirtilmesi üzerine mağdur hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi karşısında, sanığa yüklenen eylemin iftira suçunu oluşturduğuna yönelik mahkeme kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer yönlerden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Banaz Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/65 Esas, 2016/389 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri konusu dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.01.2023 tarihinde karar verildi